Gazetelerin Kitap Ekleri

Gazetelerin kitap eklerini takip etmesem, Ocak ayını bitirip, Şubat’ın ilk gününü de tükettiğimizin farkına varmayacaktım. Bugün 1 Şubat! Hangi ara Ocak’ı yaşadım? diye şaşırdım. Şaşkınlığımı bir kenara bırakıp gazetelerin kitap eklerinden bahsetmek istiyorum:

Yeni Şafak gazetesi her ayın ilk Çarşambası. Sabah ve Milliyet gazeteleri ise her ayın ikinci çarşambası kitap eklerini okuyucularına sunuyorlar. Vatan gezetesi gün hesabı yapmayıp her ayın 15′inde kitap ekini yayınlıyor. Kitap ekini ciddiye alıp, her hafta bıkmadan usanmadan okuyucularına sunan iki gazete var: Radikal ve Cumhuriyet. Cumhuriyet gazetesi her perşembe, Radikal gazetesi de her cuma kitap ekini çıkartıyor. Peki bu kadar mı? Elbette değil. İşte tam da bu noktada bilinçli ziyaretçilerin yardımına ihtiyacım olacak: Continue reading →

e-vren Yıllığı 2008

2008’in ilk 6 ayında asker ocağında oluşuma sık sık TTNET kesintileri ve aniden öğretmen olmanın getirdiği yoğun çalışma temposu eklenince e-vren günlüğü, geçmiş yıllara göre durgun bir yıl geçirdi. Ancak, askerlik sonrası hayalimdeki fotoğraf makinesi Canon 450 D’ye sahip olmamla beraber en renkli e-vren günlükleri de ortaya çıkmaya başladı.

2008 yılında 44 kişisel fotoğrafla desteklenen 146 e-günlüğün yayınlandığı ve 7 MisAfiR KaLeM’in renklendirdiği e-vren günlüğü toplam 93.100 kişi tarafından 146.840 defa ziyaret edildi.

Mayıs 2008‘de suskunluğuna son veren e-lektronik yaşam serüvenimde yer alan ve notu tutulamayan pek çok gelişmeyi daha önce yazılarda kullanılmamış sembol fotoğraflarla e-vren yıllığı 2008‘de sıralamaya çalıştım.

e-yaşam serüvenini yakından takip edip de acaba arada ne kaçırdım diyenleri ve belki benim adım da geçmiştirdiye merak edenleri şöyle ağırlayalım: Continue reading →

ÂŞIK ET BENİ ALLAHIM!

Gerçek olmayan yolların, sahte kaldırımlarında en büyük günahlarımı işledim. Söylediğim yalanların ardında en acı gerçeklerimi gizledim. Dost dediğime dost; yâr dediğime yâren olamadım. Gurbetten şikayet ederken vuslata; acıdan dem vururken zevke varamadım. Onun eşiğinde, bunun döşeğinde, şunun ellerinde yorgun bir Yunus oldum; Emre‘mi eksik bıraktım…

Biri ilk defa gönlünün penceresini aralarken bana; Âşık Et Allahım beni ona! Bu, ruhumda son deprem; dünyamda son devrim olsun! Yüreğim, dev gibi sevdayla Rabbim sana; hamd’olsun!

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

Evren’in En Muhteşem Efesi’nin 1.liği

90’lı yıllar ailemiz için çalkantılı bir dönemdi. Ölümler, sıkıntılar, umutsuzluklar, dar boğazlar vesaire derken ailecek bizi heyecanlandıran tek şey belki de İbrahim‘in halkoyunlarındaki başarısıydı. Başta Safiye Sultan olmak üzere, henüz minik bir ilkokul öğrencisi olan İbrahim’in en büyük avuntusuydu halk oyunları ve katıldığı yarışmalar. Her zaman solo olmanın hayalini kuran ama ilköğretim hayatı boyunca kendisine bu imkan bir türlü verilmeyen Efe’miz; üniversitenin halk oyunları ekibi bünyesinde yeteneğine yetenek kattı. Ve yarışmalar, etkinlikler, gösterilerde kendisini seyredenleri her seferinde mest ederken gün geldi; 24 Ocak Cumartesi günü Halk Oyunları İl Yarışmasında, Continue reading →

Öğretme’nin “E” Hali

82 günlük bir birlikteliğin, bir maceranın ya da sıra dışı bir eğitim tecrübesinin (adı her ne ise) ilk uzun soluklu arasını verdik bugün. Saatler 11.30’u gösteriyordu. Elimde, rehberliğini yaptığım 9. sınıfların 26 adet karnesi ve karne hediyesi niyetindeki çokoprenslerle sınıfa girdiğimde bir an ne diyeceğimi bilemedim. Bu duygunun aynı şeklini ama çok daha farklısını onların karşısına çıktığım ilk 6 Kasım günü de yaşamış; sözcüklerim heyecandan boğazıma düğümlenmişti. O yabancı yüzlerin her biri bugün 82 günlük paylaşımlarla, sırlarla, eğlenceli hatıralarla tanıdık birer yüzdü benim için. Üstelik yarı yıl tatillerini bugüne kadar iple çeken ama şimdi onları göremeyecek olmanın burukluğunu yaşayan biriydim o saatlerde. Karneler dağıtılırken başarının sadece beş rakamdan ibaret olmadığını dilim döndüğünce ifade etmeye çalıştım onlara. Düne kadar hayatımda “hayalleri bile olmayan” bu onlarca insanı tek tek öptüm, onlara sarıldım ve çekebildiğim kadar fotoğraflarını çektim.

Saatler 11.55’i gösterirken müdür beyin sesi okulun az ilerisindeki camiden gelen cuma sohbetinin sesine karışıyordu. Küçük kasabanın 75 öğrencili küçük lisesi, okul binasının önünde sıralandı. Teşekkür, takdir ve onur belgesi alanlara belgeleri verildi; sonra yine öpüşmeler, kucaklaşmalar, fotoğraf çekilme telaşları birbirini kovaladı. Okul bir anda sessizliğe gömülürken, haziran’da yaşanması muhtemel büyük ayrılığa gitti aklım ister istemez. Şimdi bunu düşünme Evren dedim; önümde onlarla tadı çıkarılacak 5 ay ve üstesinden gelinmesi gereken KPSS vardı. Öyle ya, bu yaşanılanlar aslında Continue reading →

Geçip Giden Bir Yıl

{Ocak ‘09 MisAfiR KaLeM Yazısıdır}

Birkaç saniye bile olsun zamanı geri getirene bütün servetimi vereceğim demiş kral. Herkes bunun imkânsız olduğunu söylemiş krala. Zamanı geri getirmek gerçekten imkânsız. Zaman öyle hızlı geçiyor ki onu durdurmak mümkün değil. Küçükken büyümek ister insan ama büyüdüğü zaman da keşke tekrar çocuk olsam der.

İlkokula başladığım günü daha dün gibi hatırlıyorum. Ablamla beraber gitmiştik kayıt yaptırmaya. Okula giderken ağlıyordum okula gitmek istemiyorum diye. Genelde okula ilk başlayan çocuklarda hep böyledir. Oyunu bırakıp okula gitmek istemezler. Şöyle dönüp arkama baktığımda Continue reading →