Browsing Tag

neşe altunal

e-günlük

Pisuvara İşeyen Blogger

Bizim Mustafa‘nın evini bir bayan aramış. Annesi açmış telefonu. Arayan bayan, e-vren günlüğü’nden arıyorum demiş :) Mustafa da beni arıyor; Evren böyle böyle oldu; acaba kendine sekreter mi tuttun diye düşünmedim de değildiyor. Gül Allah gül :) Bizim koca salonu küçük bir Devamını Okuyun

e-günlük, VideoBlog

e-vren günlüğü 3. Yıl Tanıtım VideoBlogu

Uzun süredir yazıyorum… Bahaneyle üretiyorum… Bu vesileyle bambaşka bir alemde yaşıyorum. e-vren günlüğü sınırları içinde ortaya çıkan ama bana pek de benzemeyen ikinci e-vren’le büyük mutluluklar, sevinçler, hüzünler, sıra dışı tecrübeler paylaşıyorum. Bu e-lektronik yaşam serüveninde tanıdığım / tanımadığım pek çok insan beni yalnız bırakmıyor. Kimisi ses veriyor; kimisi yorumlarıyla renk katıyor; kimisi sessiz sedasız bu e-yaşam yolculuğuna ortak oluyor.

Kariyerimin en büyük parçası evrengunlugu.net’te yazmaya ve paylaşmaya devam ederken, uzun vadeli hedeflerimden birinin ilk adımlarını flickr‘da atmaya başladım. Özel yaşamıma tanıklık ettiğiniz gibi “adı bende saklı kariyer projemin ilk tohumlarına da ortak oluyorsunuz. Söyleyemediklerimi yazmaya, anlatamadılarımı paylaşmaya devam edeceğim. Okuyan okumayan ama hayatımda yer alan herkese yürekten teşekkür ediyorum.

e-günlük

İyi ki Varsınız

Canım ailem, sevgili Ayben, dosttan – kardeşten öte Harunum, canım kardeşlerim İlknur ve Fatih, bizim kız Deniz, akim adayımız Betül Atlı, Çağrı Paçin, Ebruların Sultanı, Gülbahar, Güneş Yeşim, Neşe Altunal, Özlem Bilgi, Salih’im, Saliha Toksoy, Yasemin Hanım ve sınıf arkadaşlarım…

Dün doğum günümde beni unutmayıp aradığınız ve yanımda olduğunuz için teşekkür ediyorum :) Bu yol tek başına yürünmüyor, tek başıma yürütmediğiniz için de teşekkürler…

Yapayalnız bir doğumgünü sabahına gözlerimi açtım, hayatımda ilk defa. Ama akşama doğru Harun‘un sürprizi, akşam Fatih ve İlknur’un doğum günü organizasyonuyla bir kere daha yalnız olmadığımı, ne kadar da zengin olduğumu anladım. 2007’nin 26 Haziran’ı benim için çok önemliydi çünkü içimden bir his bunun Aydın’da ve ailemle geçireceğim son doğum günü olduğunu söylüyordu… Dün, belki de bunun bir provası yaşandı. Neyseki gece annemle kavuştuk yeniden :)

MisAfiR KaLeM{LeR}

Ne Güzeldir Sevmek

{Mart ’07 MisAfiR KaLeM Yazısıdır}

Ne kadar güzeldir bir sevdiğinin olması, en zor anında, hiç ummadığın bir zamanda bir selamıyla içini ısıtması. Ağlarken sesini duyar duymaz bütün olumsuzlukları anında unutmak, yağan karda başını pencereye yasladığında onu hayal etmek, yağmurlu havalarda soğuktan değil onu özlediğin için ta derinlerde bir yerinin sızlaması ne güzeldir. Bir merhabasıyla bütün karanlıkların aydınlanması, “gel” demeden yanında olduğunu bilmek, gittiğin her yere onu da kalbinde, benliğinde, yanında götürmek..

Ona dair şarkılar söylemek, bütün güvercinleri kaçırmak uğruna. Yazılar yazmak sayfa sayfa. En güzel cümleleri bile beğenmemek, en güzel sözleri bile ona yakıştıramamak ne güzeldir. Sonra düşünmek onu ve ne yazarsam yazayım ona dair bütün sözlerin güzel ve anlamlı olacağını; çünkü aşk kitabının kapağında, yüzünün olduğunu bilmek ne güzeldir.

Fark etmek, yok olmak, yanmak, yakılmak ne güzeldir.
Dönüp dolaşıp kendini onda bulmak ne güzeldir.

Ertesi gün Devamını Okuyun

e-günlük

9 Mart Güzellikleri

e-vren günlüğü’nün 15. MisAfiR KaLeM’i olacak Neşe ALTUNAL birkaç gün sonra. Çok değil 5 gün sonra 9 Mart’ta Ne Güzeldir Sevmek başlıklı yazısıyla hepimize çok içten bir “merhaba” diyecek. Fotoğraflar ve yazı dün akşam ulaştı elime. Yazıyı oku oku, kendimi alamadım. Neşe, aldığı 4 yıllık edebiyat eğitimini son derece iyi konuşturmuş. Öyle ki yazısını Murathan MUNGAN’ın bir şiiriyle de tamamlayıp, harika bir iş çıkarmış ortaya. Her zaman söylüyorum: MisAfiR KaLeM{LeR} beni çok heyecanlandırıyor. 9 Mart’taki buluşmayı iple çekiyorum. Neşe’nin e-vren günlüğü ziyaretçileriyle buluşmasının ardından Nisan ’07 MisAfiR KaLeM’i Mustafa PİŞİRİCİ için de geri sayım başlamış olacak. Elektronik Yaşam Diyarımın her yerine böylesine işleyen Mustafa’nın ilk defa özel bir yazıyla ve yeni fotoğraflarla burada yer alacak olması da inanılmaz bir duygu, daha şimdiden…

9 Mart Cuma’nın bir önemi daha var: Bugün Sertap ERENER‘in bir röportajı sayesinde öğrendim. Kenan DOĞULU‘nun Eurovision Şarkı Yarışması için hazırladığı parça TRT ekranlarında ilk defa o gün halka sunulacakmış. Eurovision delisi biri olarak sabırsızlıkla 9 Mart akşamını bekliyorum :)

e-günlük

HAYLİ ZAMAN OLDU…

Bugün akşam, Şule Ablam ve Seda Nur‘u yakaladım suç üstü. Mutfakta ellerine bir çekiç bir çivi almışlar, Hüss‘ün sürpriz yumurtadan çıkan oyuncağını anahtarlığa dönüştürme operasyonu içerisindeydiler. Gizli saklı, utanmadan sıkılmadan, yaşlarına başlarına bakmadan :) Seda Nur dediğim de, abimin hanımı olur, yani yengem, yani Hüss’ün annesi. Bu kan bağı, şahit olduğum oyuncak operasyonunun vehametini açıklamaya yetiyor. Onların savunmaları hazır: Erken gelmişiz dünyaya!

Hikmet‘i ağırladık geçen hafta. Söylediği gibi hakikaten de beni şaşkına uğrattı yazısıyla canım arkadaşım. Muhteşem bir kompozisyon koymuş ortaya, hakkını yememek lazım. Ne var ki, MisAfiR KaLeM{LeR}, benimle ilgili bir şeyler yazdımı çok mahçup oluyorum. Bazen izinlerini alıp kırpıyorum o kısımları. Ama Hikmet, baştan sona Evren-Hikmet dostluğu üzerine kurunca yazısını, yapacak bir şey kalmadı :)

İlkokul öğretmenimi blogtan arayışımın sonuç vermesi son derece önemli bir gelişmeydi benim için. Bu sebeple 2007’nin ilk iki ayını unutmam mümkün değil. Bu tarihi telefon görüşmesini kayda almak ve sonrasında bunu basit bir video blog ile e-vren günlüğü’ne taşımak açıkcası benim de son anda aklıma gelen bir projeydi. Yalnız benim gözümden kaçan ama ziyaretçilerin dikkatinden kesinlikle kaçmayan bir ayrıntı vardı: İlkokul yıllarıma ait Çirkin Ördek yavrusu misali fotoğrafım ve “Aynur Hocam siz misiniz”le kulaklarda iğrenç bir yankı bırakan boru gibi sesim :)

Beni en çok heyecanlandıran gelişmelerden biri MisAfiR KaLeM{LeR}’in isimleri ve yazıları oluyor. Mart’tan Haziran’a kadar dört yeni isim belirlenince kendimi çocuklar gibi mutlu hissettim. Teklifimi geri çevirmedikleri için Yasemin Hanım‘a, sevgili Neşe, Özge ve Mustafa‘ya tekrar teşekkür ediyorum. Neler yazacaklar öyle çok merak ediyorum ki…

Birinci yarı yıl tatili bitti bitiyor. Havalar soğuk olunca planladığım sağlıklı yaşam yürüyüşlerine başlayamadım. Spor salonuna gidemedim. Onun yerine tatilimi haftada üç güne çıkan ingilizce kursuna ve yeni bir ustayla yeniden başladığım gitar derslerine giderek geçirdim. Bir de bol bol kitap okuyarak… Bu sabah hasta halimle kampüse çıktım ders kaydı için. Farkında değilmişim, okuldan hayli kopmuşum. Okulun açılmasını hiç istemedim bir an. Zorlu ve sanki sıkıcı yeni bir eğitim öğretim dönemi beni bekliyor gibi…

e-günlük

İşte Yeni Dönem MisAfiR KaLeM{LeR}

MisAfiR KaLeM{LeR}imizin Başımızın Üstünde Yeri Var

Neşe Altunal, Mart 2007 MisAfiR KaLeMimiz. Neşe’yle 2004 yılında KaRDeŞ MeKTuP projesi sayesinde tanıştık. Projenin gerçekleştirilebilmesi için bir okula ve bir proje ortağına ihtiyaç vardı. Neşe, beni kırmadı ve Aydın’daki çocuklarla Sakarya’daki çocuklar arasında mektuplardan örülü bir köprü kurulmasına yardımcı oldu. Sakarya’ya gittiğimde de bütün sıcakkanlılığını ve misafirperverliği ile beni çok iyi bir şekilde ağırlamıştı. Neşe, Sakarya Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu ve şu an TDE öğretmenliği tezsiz yüksek lisans eğitimini alıyor.

 

Mustafa PİŞİRİCİ. e-vren günlüğü’nün sıkı takipçileri O’nun ismine aşina sayılırlar. Başım her sıkıştığında yardımıma koşmuş, sanal alemin akıl almaz çıkmazlarında benim en büyük destekçim olmuştur. Mustafa ile tanışmamız hayli ilginç. Öyle ki, yazıya aktarmam bile mümkün değil. Bir zamanlar yolda gördüğümde rahatsız olduğum, selam verip vermemekte tereddüt ettiğim ve bunu bugüne kadar kendisine itiraf edemediğim Mustafa’m, son iki yıldır hayatımdaki en önemli insanlardan biri. Mustafa, Adnan Menderes Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı mezunu ve şimdilerde Antalya’da bir reklam şirketinde çalışıyor. Nisan 2007’de de kalemini e-vren günlüğü için konuşturuyor.

Özge YERLİGÖK. İzmir’in bağrından kopmuş, Aydın’a kadar dolanıp gelmiş e-vren günlüğü’nün vefalı ziyaretçilerinden biri. Adnan Menderes Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği 2. sınıfta okuyor. Gerek yorumları, gerekse mesajlarıyla beni en çok motive eden okurların başında geldi. Profesyonel anlamda fotoğraf çekimiyle de uğraşan Özge’yle yeni çekimler yapma ve bahar’da frizby turnuvası düzenleme planları içerisindeyiz. İki şehir arasında gidip gelmesine rağmen, beni kırmadı ve Özge, e-vren günlüğü’nün Mayıs 2007 MisAfiR KaLeM’i olmayı kabul etti.

Yasemin ŞENTÜRK‘ü anlatmaya kelimeler yetmez. Ya da benim kabiliyetim buna el vermiyor. Haziran 2007’de kaleme alacağı çok özel yazısıyla kendisini daha yakından tanıyacağınız Yasemin Hanim, çok güzel bir şehirde çok özel bir okulda ingilizce öğretmenliği yapıyor. e-vren günlüğü’nü iki yılı aşkın süredir kesintisiz takip eden ve yorumlarıyla, mesajlarıyla destekleyen (tabiri caizse) fanatik okurlardan birisi. Kendisini benim için asıl özel kılan, şahsiyeti ve mesleğine duyduğu saygı. Açıkcası ben bugüne kadar Yasemin öğretmen gibi öğrencilerine tutkuyla bağlı bir öğretmen daha görmedim. Her zaman söylediğim gibi, Yasemin Öğretmenleri Türkiye tanımalı…

Onlar, e-vren günlüğü İçin Yazıyorlar!