MisAfiR KaLeM{LeR}

YOLUNUZ AÇIK OLSUN

{Haziran ’07 MisAfiR KaLeM Yazısıdır}

“Veda” hayatımda yaşamayı istemediğim en zor anlardan biri olmuştur her zaman. Özlenecek olan kişi bilse de bilmese de, hasret bir ağıt olup dolanmaya başlamıştır dört bir yanınızda. O an gelip çattığında, burnunuzda tütmeye ve keskin bir tütün gibi yakmaya başlamıştır içinizi. Bilseniz de ondan ayrılmak ve onu kendi yoluna bırakmak her şeyden daha hayırlı, yine de içinizdeki çocuk eteklerinize yapışmış ve haykırmaya başlamıştır “ne olur gitme “diye.

“Veda” bazen kaçınılmaz olur. O an gelmiştir. Ne zamanı geri alıp birkaç saniyeyi bile beraber geçirmek adına bir imkânsızı dilemek mümkündür, ne de içinizi kaskatı yapıp katlanmak. Dirayetli olmak, gözün yaşını içinize akıtmak ve hatta o üzülmesin diye en tatlı en içten telkinlerde bulunmak bile gerekebilir. Sırf onun o güzel gözleri yaşla ve gencecik kalbi hüzünle dolmasın diye…

“Veda” her zaman yepyeni bir başlangıcın haberi olmuştur. Hem giden hem de yalnız bırakılan için. Onun yerini kimseciklerin tutamayacağı kişileri, dost beller en acımasız en hain darbelerin hedefi olursunuz. Bazen de gurbetin ve uzaklarda olmanın getirdiği garip bir çekim kuvvetiyle tüm yalnızlar ve uzakta olanlarla bir araya gelir, birbirinizin ana-babası, kardeşi ve can yoldaşı oluverirseniz.

“Veda” bir ayakta kalma savaşıdır aynı zamanda. Şimdiye kadar hiç görmediğiniz ama hep hissettiğiniz o arkanızdaki destek gitmiş ve yerini kocaman bir boşluk almıştır. Ya o boşluğu yok sayıp geriye doğru tökezler ya da onun yokluğunu kabul edip ayaklarınızın üzerinde durmanın yollarını ararsınız. Hiçbir okulda öğretilmeyen ama varlığı herkesçe kabul edilen desteksiz hayatın gerçekleri, işte bu yalnız başınıza sürdüreceğiniz hayatın ilk birkaç haftasında size öğretiliverir… siz bile bu kısacık eğitimin etkisine şaşar kalırsınız…

“Veda” gereklidir hatta. Hep bir arada olmanın, birlikte senelerce aynı tempoda yaşamanın getirdiği rutini yok eder. Teneffüs ettiğiniz aynı havayı, yemeklerde paylaştığınız o aynı lezzeti, kavgalarınızda sürdünüz o aynı küsmeleri değiştirmek adına en gerekli durumdur…

“Veda” … Umuttur. Tekrar kavuşmanın hayalini yaşamak ve o hayalden güç alarak daha da bir sarılmaktır hayata…

İşte bir veda ile sadece okulumuzdan, arkadaşlarınızdan, ailenizden ayrılmayacak, aynı zamanda tüm bu anlatmaya çalıştığım hisleri yaşayacaksınız. Sizlerle beraber gece geç saatlere kadar, gecenin karanlığına inat o ışıklı okulda olmayan, yaşamayan ve hissetmeyen biri için, sıradan bir Üniversite eğitimi olarak gördüğü bu gidişiniz, aslında sizi siz yapan sürecin de başlangıcı olacak. Kendi adıma “ilk mezunlarım” olarak gördüğüm sizlerle büyük bir gurur yaşadığımı bilmenizi isterim. Tüm çabalarınızı yakından gören ve hisseden biri olarak sizlerin gitmesine üzülmeyi, bir ayıp olarak görüyorum. Siz geleceğin doktorları, mühendisleri, işletmecileri ile geçirdiğim bu unutulmaz seneler için ne söylesem azdır. Anılarımda hep özlem ve gururla saklayacağım nice güzellikler yaşattınız bana. Hastalanıp ta hastaneye düştüğümde beni sürekli arayıp iyileşme sürecime katkıda bulundunuz. Birlikte yediğimiz iftar yemeklerinin, gittiğimiz sinemaların, izlediğimiz filmlerin, dinlediğimiz müziklerin ve okuduğumuz kitapların tadı hep damağımda kalacak. Yatakhane nöbetlerim sırasında yaptığımız o tatlı gece sohbetlerini, baş başa paylaştığımız dertlerimizi ve çözüm bulmak için yaptığımız tartışmalarımızı, AB projeleri kapsamında yaptığımız yurt dışı ziyaretlerindeki çalışmalarınızı… Asla unutmayacağım…

Gideceğiniz üniversitelerde başta kendinizi ve ailenizi daha sonra okulumuzu en iyi şekilde temsil edeceğinizden hiç kuşkum yok. Bu sandığımızdan daha küçük olan dünyada bir gün karşılaşacağımızdan da hiç şüphem yok. En büyük arzum, sizlerle en iyi şartlarda karşılaşabilmek. Dilerim bundan sonraki yepyeni akademik kariyerinizde, övgü dolu başarı öyküleri yer alsın. Hayat çokta adaletli değil ama zorlukların üstesinden kolaylıkla gelebileceğinizden ve de hayata karşı güçlü duracağınızdan yana en ufak bir kaygı taşımıyorum. Size her şeyden önce sağlık ve huzur diliyorum… Yolunuz açık olsun… Sizleri seviyorum.

—-
Yasemin ŞENTÜRK, e-vren günlüğü’nün Haziran 2007 MisAfiR KaLeM’i. 1972 yılında Almanya’da doğan Yasemin Şentürk, bir devlet lisesinde İngilizce öğretmenliği yapıyor.

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

2 Yorumlar

  • Yanıtla umar 11 Haziran 2011 at 23:14

    Yasemin hanımı özledim.Bayadır görüşmüyoruz kendisiyle.Bugün tekrar yazı öne çıkınca onun o güzel yüzünü görmek iyi oldu :)

  • Yanıtla Mia 08 Mart 2011 at 15:53

    Veda..
    Veda ikiye ayrılır: soylu vedalar(ki yazı bu vedalari çok güzel resmetmiş..),soysuz vedalar.
    Bir de soysuz dahi olsa veda anını paylaşamayanlar vardır . Paylaşmaya kör, sağır ,dilsizdir onlar.. Bırakın bencillikleri onlari yok etsin.
    O zaman, onlar için yaşasın “Elveda”! :)

  • Bir Cevap Yazın