MisAfiR KaLeM{LeR}

Ne Güzeldir Sevmek

{Mart ’07 MisAfiR KaLeM Yazısıdır}

Ne kadar güzeldir bir sevdiğinin olması, en zor anında, hiç ummadığın bir zamanda bir selamıyla içini ısıtması. Ağlarken sesini duyar duymaz bütün olumsuzlukları anında unutmak, yağan karda başını pencereye yasladığında onu hayal etmek, yağmurlu havalarda soğuktan değil onu özlediğin için ta derinlerde bir yerinin sızlaması ne güzeldir. Bir merhabasıyla bütün karanlıkların aydınlanması, “gel” demeden yanında olduğunu bilmek, gittiğin her yere onu da kalbinde, benliğinde, yanında götürmek..

Ona dair şarkılar söylemek, bütün güvercinleri kaçırmak uğruna. Yazılar yazmak sayfa sayfa. En güzel cümleleri bile beğenmemek, en güzel sözleri bile ona yakıştıramamak ne güzeldir. Sonra düşünmek onu ve ne yazarsam yazayım ona dair bütün sözlerin güzel ve anlamlı olacağını; çünkü aşk kitabının kapağında, yüzünün olduğunu bilmek ne güzeldir.

Fark etmek, yok olmak, yanmak, yakılmak ne güzeldir.
Dönüp dolaşıp kendini onda bulmak ne güzeldir.

Ertesi gün uyandığında, gözlerini gözbebeğinin içinde görmek ne güzeldir. Sonunu bilmeden kendini ateşe atmak; ama onsuz da ateşte olduğunu bilmek ne güzeldir.

Karar vermeden, fikir üretmeden, mantıklı düşünmeden, sadece sevmek ne güzeldir.

Adı anıldığında sus pus olmak, kızarmak, utanmak ne güzeldir. Defalarca yeminler bozmak, kalpler kırmak, kırılmak, affetmek, af dilemek, onarmak, yapmak, yenilmek, sevgiye boyun eğmek ne güzeldir.

Gitmek, dönmek, özlemek, beklemek, unutmamak, unutulmamak, aşk uğruna ağlamak, kısaca aşk içinde kendini kaybetmek ne güzeldir.

Korktuğunun başına gelmesinden ürkmek, acı çekmek, yas tutmak, kısaca çelişki içinde kalmak, pişman olmak; ama geçmişi sorgulamadan başlamak, yine yeniden sevmek, sevdiğinden vazgeçmemek ne güzeldir.

İlk olmak, tek olmak, son olmak ne güzeldir.

Dualar etmek, yalvarmak, yakarmak, kavrulmak; ama hiç ummadığın bir anda “işte O” diyebilmek ne güzeldir. İçinde olmak, dışında olmak, karar verememek, kendini belirsiz bir sona bırakmak; ama yine de gururuna yenilmeyip “kal” diyebilmek ne güzeldir.

Her şeyi boş vermek, her şeyi dert etmek, kahretmek, yine de isyan etmemek ne güzeldir.

Fotoğrafına baktığında sanki karşındaymış gibi gülümsemek, aşk kadehini son damlasına kadar içmek, gönül denizinde boğulmak, özgür ruhumuzu bir tek kişiye zincirlerle bağlamak ne güzeldir.

Gelmeyeceğini bilerek beklemek, onsuz bayramların zehir olması, sevinçlere hüzünlerin karışması, bir sevdanın tek başına hükümdarı olduğunu bilmek ne güzeldir.

O olmayınca öksüz çocuklar gibi üşümek, “keşke yapmasaydım” diyebilmek, güneşi görememek, yaşadığını hissedememek, aç kalmak, tek kalmak, başka gözlere kör olmak ne güzeldir.

Onun kokusundan başka koku duymamak, ondan başkasını görmemek, onun teninden başka bir tene dokunamamak, ondan başkasını hissedememek ve her yeni gün bir şeylerin olmasını beklemek ne güzeldir.

İki kişi yaşamak her şeyi, bir bardak da onun için çay içmek, yorgun düşmek bu yüzden, kıymetini anlamak sevdiğinin, artık eski günlere dönemeyeceğini bilerek yine de pes etmemek bu hayattan ne güzeldir.

Gözlerini hayal etmek, denizin dalgaları gibi saçlarını okşamak, ellerinden tutmak, defalarca öpmek ne güzeldir. İlham olması her yazıya, akıllara zarar olması, şarkı, türkü, şiir, her ne varsa aşka dair onda olmak; hayatının tümünde olması ne güzeldir.

Fırtınalar koparmak, kalabalıklarda kaybolmak, onsuz bu şehirde olmaktan nefret etmek ne güzeldir. Telefonunun çalmasını beklemek, yaşadığın şehri terk etmek, başka yere yerleşmek, ama aşktan kaçılamayacağını bilmek, nereye gidersen git kalbini, aklını, yüreğini de yanında götürdüğünü bilmek ne güzeldir.

Hiçbir sevdada aynı tadı bulamamak; dünün, bugünün, yarının ve bir yanının hep yarım kalacağını bilmek, kayıp hüzünler saklamak, hep gurbette kalmak, ne güzeldir acıyı tatmak.

Hayat uzun ve bitmek bilmeyen bir film, yönetmen ise acımasız, insanı en can alıcı noktalarından vuran. İşte o yönetmenin sen olduğunu bilmek bile ne güzeldir.

“Ben gidiyorum.” dediğin gibi “Ben geldim.” diyebilmek ne güzeldir.

Rüyalarda görmek ardı sıra, biteceğini bilsen de bu güzel rüyanın, sabah kalktığında gerçek olması için dualar etmek, ilk onu düşünmek, telaşlanmak, kendini kaptırmak ve yine kendini çekip almak bu güzel düşten ne güzeldir.

Beklentisiz sevmek, gerçek sevginin kimseye söylenmeden, kimseyle paylaşmadan ve asla kavuşmadan da var olabileceğini bilmek, aşk denen illete bulaşmak ne güzeldir…

Ben sadece seni “bendeki senle” sana anlatmak istedim. Bu yazıyı okursan bir gün bil ki içimde onca söz var seni sevmelere adanmış; söylenemeyen onca söz…

Daha ne söylenebilir ki sevgi ve aşk adına… söylenmiş nice sözler var ki hala söylenmekte; ama son bulmamakta; çünkü dünya sevgi üzerine dönüp durmakta…

Mart ’07 MisAfiR KaLeMi Neşe ALTUNAL, Sakarya Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu.

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

2 Yorumlar

  • Yanıtla neşe 23 Mayıs 2009 at 21:52

    merak etme birçok kişi bu durumda. kendini tek düşünme :)

    bu arada özürün kabul edildi, Evren adına ben kabul ettim.benım yazım ne de olsa :)

  • Yanıtla nursel 22 Ocak 2009 at 16:15

    cok güzel olmus ya… ben kendim sahsen tamda böyle bir duygulardayim..hemen özür dilemeliyim devrik cümlelerim icin. :D cok iyi ….

  • Bir Cevap Yazın