e-günlük

Dersimiz Yazım Kılavuzu

feyca_hepcilingirler_turkce_gunlukleri

Geçenlerde bir grup insanın kendi reklamını yapmanın peşinde nasıl koştuklarına hayretler içerisinde şahit olmuştum. Oysa Ömer Seyfettin, Genç Kalemler dergisinde ‘Yeni Lisan’ adıyla çığır açacak başmakalesinin sonuna kendi imzası yerine soru işareti (?) koyar; çünkü Türkçe için giriştikleri davanın bir şahsın eseri olarak görünmesini istememektedir.

Ömer Seyfettin’in bu duyarlılığını bize hatırlatan Feyza Hepçilingirler. Yıldızların Suya Döküldüğü Türkçe Günlükleri kitabında not aldığım bölümler arasında yer alıyor. Dahası da var; Hepçilingirler, diğer Türkçe Günlükleri serilerinde olduğu gibi bu kitabında da uyarılarına devam ediyor:

“Yabancı dilleri öğrenmek için var gücümüzle çalışırken Türkçenin bu kadar basit bir kuralını öğrenemiyor muyuz?”

Burada kastedilen kural ‘ve, ya da, ama’ bağlaçlarından sonra virgül (,) kullanma hatası. Ancak aynı yorumu Türkçeyi hâlâ doğru yazıp konuşamazken tonlarca para verip İngilizce kurslarına gidenler için de yapmak yanlış olur mu? Doğduğumuzdan beri konuşuyoruz diye Türkçeyi doğru kullandığımızı sanıyoruz. Bir yazım kılavuzunu bile karıştırmaya gerek duymazken yabancı dil için hem paramızı hem de yıllarımızı harcamak ne kadar mantıklı?

Milletin ‘bıyık altından güldüğü’ yazım kılavuzu konusu için Hepçiligirler’in de söyleyecekleri var:

Herkesin; ama herkesin evinde, elinin altında bir yazım kılavuzu bulunmalı. Bunu söylediğinizde hemen, “İyi de… Bir yazım kılavuzunun dediği ötekini tutmuyor ki!” diyenler oalcaktır. Evet; ama yazım kılavuzları birbirinden ne kadar farklı olursa olsun hiçbirinde “tasviye” diye bir sözcük bulunmaz ki!

(Tam da bu noktada önerim, Türk Dil Kurumu‘nun Yazım Kılavuzu‘nun son baskısını baz almanız. Kılavuz’un son baskısı 2012 yılında yayımlandı. Kılavuzu açıp yazılışına baktığınız kelimeleri işaretlerseniz her seferinde o kelimeyi daha hızlı bulur, hatta en çok hangi kelimenin yazılışına baktığınızı da fark edip onu unutmamaya başlarsınız. Ayrıca yazım kılavuzunun birkaç yılda bir yapılan yeni baskısında çok nadir de olsa bazı kelimelerin yazılışları değişebilmektedir. [Örneğin bir önceki baskıda ‘kampus’ kelimesi son baskıda ‘kampüs’ olarak güncellendi.] Yeni baskısını aldığınız yazım kılavuzunu açıp eskisinde işaretlediğiniz kelimelerin yazımında herhangi bir değişikliğe gidilip gidilmediğini kontrol edebilirsiniz. Ben yeni baskısı çıkınca eski yazım kılavuzuyla yenisini elime alıp işaretlediğim kelimeleri A’dan Z’ye karşılaştırırım. Bu kontrol işlemini bitirdikten sonra eski yazım kılavuzunu kullanmamak üzere kaldırırım.)

Türkçe Günlükleri kitabındaki notlara devam ediyorum.

  • ‘Şahsen’ ve ‘kendim’ kelimeleri yan yana kullanılmaz. (Örn. Şahsen kendim yaptım.)
  • ‘Birisi’ kelimesinde üst üste iki iyelik ekinin kullanılması gereksizdir. Bir-i ifadesindeki -i zaten iyelik eki olduğu için doğru kullanım ‘Biri geldi’ cümlesindeki gibidir.
  • “Teşekkür ediyorum” yerine “teşekkür ederim” ifadesi daha doğrudur. (Kitapta bunun sebebi “…şimdiki zaman çekimi kullanıldığında size değil de başka birine, üçüncü bir kişiye o anda ne yaptığını anlatıyormuş gibi oluyor karşınızdaki.” cümlesiyle açıklanıyor.)

Hepçiligirler’in, önemsenmeyen yazım hatalarıyla ilgili çok yerinde bir benzetmesi de var:

“…nefis bir çorbanın üstünde yüzen sinek ölüsü gibidir yazım yanlışı. Çorbanın tadını pek az değiştireceğini bilseniz de sineği görmezden gelip içemezsiniz o çorbayı. Kaldı ki yazım ve düzeltme konusunda esirgenen küçük dikkatler kimi zaman çorbada ne tat bırakır ne tuz.”

“Keyif” sözcüğünün “zevk” sözcüğü yerine kullanımının doğru olmadığını yıllar önce Pamukkale Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 1. sınıftayken bir hocamız söylemişti. Hocamız, “Keyif aldım” demenin doğru bir kullanım olmayışının sebebini -buraya yazamayacağım bir açıklamayla- anlatmıştı. Hepçilingirler de kitabın bir bölümünde ‘keyif – zevk’ karmaşasına şu cümlelerle değiniyor:

“Çok keyif aldım.” diye özetlenen durumlarda alınan şeyin “zevk” olması daha uygun değil mi? Hele eskilerin, (yanlış anımsamıyorsam) “Keyif eşeklere mahsustur.” diye bir söz ettikleri de akla getirilirse.

Kitabın sonlarına doğru Feyza Hepçilingirler, yazar Yavuz Ekinci için çok güzel bir tanımlamada bulunuyor. Böylesine anlamlı bir övgüyü not almamak olmaz:

“Yazar olmak isteyene kendisinden başka kimsenin yardım edemeyeceğinin; ama azmeden kişinin kendisini istediği noktaya ulaştırabileceğinin kanıtı”

Evren’i Sosyal Ağlarda Takip E+

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

7 Yorumlar

  • Yanıtla elif 11 Mart 2016 at 12:10

    Hayır, masa üstünde. Tam yazının havasına giriyorum hop yakala.co ! Hiç hoşuma gitmedi :(

  • Yanıtla Gökhan 10 Mart 2016 at 15:13

    Evren abi kitabı tanıttığın için teşekkür ederim.
    Geçen gün yazımda da bahsetmiştim ve sende altına
    “…nefis bir çorbanın üstünde yüzen sinek ölüsü gibidir yazım yanlışı. Çorbanın tadını pek az değiştireceğini bilseniz de sineği görmezden gelip içemezsiniz o çorbayı. Kaldı ki yazım ve düzeltme konusunda esirgenen küçük dikkatler kimi zaman çorbada ne tat bırakır ne tuz.” bunun kısaltmasını yazmıştın.

    Yazını okudukça bu kitap tam bana göre dedim çünkü dil bilgisi konusunda çok hatalar yapıyorum. İnşallah bu kitabı alıp eksiklerimi gidereceğim. Böyle faydalı kitabı tanıttığın için can-ı gönülden teşekkür ederim.

    • Yanıtla e-vren günlüğü 10 Mart 2016 at 23:05

      Çok sevindim Gökhan. Okumaya Türkçe Günlükleri serisinin ilki Türkçe OFF’tan başlamanı tavsiye ederim.

      • Yanıtla Gökhan 11 Mart 2016 at 12:24

        Tavsiyen için teşekkür ederim Evren abi

  • Yanıtla elif 09 Mart 2016 at 10:47

    Hep yazmak istediğim bir konu. Eline sağlık.

    Bu yazında tam 3 noktada reklam çıkıyor Evren. Seninle mi alakalı kendiliğinden mi çıkıyor? Sinir bozucu.

    • Yanıtla e-vren günlüğü 09 Mart 2016 at 11:09

      Teşekkür ederim Elif. Reklamlar konusunda haklısın, nerede kaç tane çıkacağını ben ayarlıyorum ama bahsettiğin sorun mobilden girince yaşanıyorsa onu düzeltemiyorum.

    Bir Cevap Yazın