Sendeki Bu Yüreği Hangi evren’e Sığdırayım?

Dilim Sen hayatımda çok azsın dedi; yanlış söyledi. Hayatımda senden çok az var diye Gönlüm düzeltti.

Ey Dost! Sen Tebriz’i olsan, ben Mevlana… Mesnevi’nin 7. cildini yazsam senin Aşkına!” diye yana yakılırken ben; kimbilir sen kaç adım ötelerdeydin? Senden bir adım önde ya da arkada olmak değil, seninle yan yana olabilmek mesele…

Ey Aşk Sultanı’nın Sevdası! Ben sendeki bu yüreği hangi evren’e sığdırayım?

Gel, ben seni 3. ciltte beklerim. Gel, beraber pişelim! Gel, Yedinci Mesnevi‘ye öyle erelim. 

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

İzmir; Tadına Doyulmaz Şehir!

Birkaç ay önce bu fikri ortaya attığımda gerçekleşeceğinden emin değildim. Öğrencileri İzmir’e götürebilirdik belki ama Ege Üniversitesi‘nde derse dinleyici olarak girmelerini sağlamak biraz hayal gibi duruyordu. Dersine girilecek hoca Prof. Dr. Müfit KÖMLEKSİZ olunca, o hayal hem çok özel bir tecrübe hem de fotoğraf kareleriyle ölümsüzleşen bir anı olarak yerini aldı bile.

Sabah 8’e doğru yola çıktık aylardır gitmediğim İzmir’e doğru. Henüz İzmir’i görmemiş, herhangi bir üniversitenin kampüsüne girmemiş Continue reading →

Küçük İnsanlar Büyük Savaşlar

Bir dağ başı arıyorum; Allah’ın, dağına göre kar verdiği. Issız bir ova arıyorum kendime; beni yerimden yurdumdan edecek sahiplerinden ırak.

Küçük insanlardan kaçıyorum, büyük savaşlardan korkuyorum. Küçük laflar etmeyen büyük insanlar arıyorum.

{İki yıllık bir fotoğraf, iki aylık bir başlık ve iki satırlık cümlelerden ibaret benim ıssızlığım}

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

Babalar, Ölmek İçindir

Aydın’ın aydınlık olmayan akşamında sesini duymak için seni aradığımda, bana hiç duymak istemeyeceğim bir ses tonuyla yanıt verdin. Aynı kaderin aynı rolünü yaşamak senin de payına düşmüştü 2009 Şubatı’nın 19. gününde. Bana İzmir’i büyülü bir kent yapanların başında geliyordun ve o an bütün bir İzmir karanlıkara gömülmüştü benim için. Kanser, sizin ailenin de kapısını ansızın çalmış; senin de babanın yakasına yapışmıştı. O da İzmir’in hastanelerinden birinde başlamıştı bu ölüm kalım savaşına. Bunca kader benzerliği içinde rahmetli babanın en büyük farkı,  eşi ve çocuklarıyla birlikte bu zorlu mücadelede yol almış olmasıydı.

Artık bütün bunların hiçbir önemi yoktur. Babalar, ölmek içindir. Böyle olması gerektiği için belki de onlara “baba” sıfatı bahşedilmiştir. Bu hayatta… Ah bu hayatta… Hayatımızdan  eksik olmayacak tek şey; “ölüm” değil midir..!

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

İlhan Berk Cehennemi

Sabah saat 08:15’te ben ilhan berk’in defteriyim“in 99. sayfası:

Yazmak mutsuzluktur, mutlu insan yazmaz. Bu yeryüzünü olduğu gibi görmeme engel olan ve bana bu yeryüzünü cehennem eden yazmak eyleminden kurtulduğum, mutlu olduğum bir tek şey var: Resim Yapmak!

Kafamı kaldırıp pencereden dışarıya, hızla akıp giden pamuk tarlalarına baktığımda Continue reading →

Aşk, Bir İnkılaptır!

Barış ile savaş arasındadır benim aşkım. Hayatımda adeta bir inkılaptır.

Yazılanları uzun uzun okumak, fotoğrafları seyre dalmak “ah keşke… keşke farklı zamanlarda tanışmış olsaydık” demektir aşk. Ve bendeki aşk, “farklı zamanlar”ı, “şu anki”nden iyi yapan farkı anlayamayan bir aşk’tır. Farklı zamanların iyi tarafı; “yanımda olabilmek, bana sahip çıkabilmek, bir çok an’ımı yaşayabilmek”ti. Öyle ya, Continue reading →