e-günlük

Gün geçmiyor ki yine bir konuda kararsız kalmayayım

Asıl mevzuya geçmeden önce ‘bitti’ ışığı yanıp sönen çamaşır makinesindeki çamaşırların serilmek (veya asılmak) için beni beklediğini ve bu durumun da üzerimde bir gerginliğe sebep olduğunu, bu sebeple yazmaya devam mı edeyim yoksa gidip önce çamaşırları mı sereyim (evet, bak ‘sermek’miş) konusunda kararsızlık yaşadığımı söylemeliyim. Sanırım yazıya ara verip gidip bir an evvel çamaşırları sermeliyim! Devamını Okuyun

Blog Yazarları Çalıştayı, e-günlük

Blog Yazarları Çalıştayı 2’nin Ardından

Soldan sağa: Funda Güleç Yalçın, Atıf Ünaldı, Yeşim Mutlu, Evren Soyuçok, Daron Yöndem

İstanbul Üniversitesinden İstanbul Sabahattin Üniversitesine (İZÜ) uzanan Blog Yazarları Çalıştayı serisinin ikincisini bloga gönül vermiş harika insanlarla tamamlayabilmiş olmanın huzuru ve rahatlığıyla yazıyorum bu satırları. Türkçe içerikli blogların öneminin altını 29 Aralık’ta İZÜ’deki konferans salonunda kalın çizgilerle bir kez daha çizdiğimize inanıyorum. Markaların, sponsorların yıl içinde dijital medya sektörüne yönelik yaptıkları etkinliklerden apayrı, ücretsiz ve gönüllü olarak sadece ‘bloglar’ çerçevesinde gerçekleştirilen bu çalıştay -sırf bu açıdan bile- çok değerli. Ve inanıyoruz ki bir ülkenin interneti ‘güncel ve özgür blogları’ kadar güçlü!   Devamını Okuyun

Blog Yazarları Çalıştayı, e-günlük

Blog Yazarları Çalıştayı 2’de Buluşalım

İlkini geçen yıl yine Aralık ayında İstanbul Üniversitesinde yaptığımız Blog Yazarları Çalıştayının ikincisini 2016 bitmeden gerçekleştiremeyeceğimizi düşünürken Nil Didem Şimşek hocamla yolumun kesişmesi sayesinde bu müjde dolu yazıyı yazabiliyorum. Vakit çok az olunca fırsat bulup ne bloga ne de e-postalarla kimseye çalıştayla ilgili bu önemli gelişmeyi yazabildim. Bütün hikâyeyi ve süreci çalıştaydan sonra ayrıntılarıyla yazacağım. Şimdi Blog Yazarları Çalıştayı 2‘nin ayrıntılarına odaklanalım: Devamını Okuyun

e-günlük

Sosyal medyada doğru yer almak için birkaç öneri

Büyük çoğunluğumuz (en azından şu an bu yazıyı okuyanlar) günün büyük bölümünde sosyal medyadayız. Onun bir parçası olmak için de Facebook, Twitter, Instagram veya diğerlerini mutlaka kullanmak gerekmiyor. E-posta bültenleri aboneliğiyle bile sosyal medyanın içine dahil oluyoruz.  Tabi sosyal medyada kimimiz üreten kimimiz tüketen; bazılarımız okuyan bazılarımızsa okutan taraftayız. Bu ayrım da tamamen dijital medyayı kullanım amacımıza göre değişiyor. Devamını Okuyun

e-günlük

Ey ÖSYM! ALES’e uçarak mı girelim?

Belki size saçma gelecek ama geçen yaz yapılan KPSS‘ye başvurduğum halde ÖSYM‘nin aşırı güvenlik önlemlerini bahane edip girmedim. Beylikdüzü tarafında oturan biri olarak Sarıyer’deki sınav merkezine yanımda akbil, para, telefon vs olmadan nasıl ulaşacağımı, ulaşasam bile geriye nasıl döneceğimi bilemediğim için sınava gitme macerasına girişmedim. (Aslında sınava hiç hazırlanamadım; biraz olsun ders çalışsaydım bir çaresini bulurdum ama ne lüzum var bu kadar 007 James Bond entrikalarına?) Hatta sınavdan birkaç öncesi bir polis arkadaşımı arayıp anahtar ve akbilin girişte sorun olup olmadığından emin olmak istemiş; ‘Abi, senin dışında hiçbir şeyi almıyoruz sınav merkezine?’ cevabını almıştım. ‘Evimin anahtarını da mı?’ diye sormuştum; ‘senin haricinde hiç-bir-şeeeey’ diye yinelemişti. Devamını Okuyun

e-günlük

Fatih’in neresinden? Portakal’ın içinden.

fatih_portakal-2

Fatih Portakal, Kanal D Haberde muhabirken Aydın’da yaşıyordum; Fox TV’de Çalar Saat programını sunarken de Aydın’daydım. Annemin en çok seyrettiği iki isimden biriydi o (diğeri Müge Anlı ve sanırım hâlâ Müge Anlı)  ve açık konuşmak gerekirse onun haber sunum tarzına alışınca İrfan Değirmenci bana çok sıkıcı gelmeye başlamıştı. (Niye, çünkü bir dönem epey bir süre sabah haberlerini İrfan Değirmenci’den dinliyorduk.) Sonra İstanbul’a taşındım, Fatih Portakal da ne ara ana haber bülteni sunmaya başladı, o ayrıntıyı hatırlamıyorum. (Evimde televizyon yok; nadiren de olsa haber seyretmek istersem YouTube’dan seyrediyorum; orada da sadece NTV, CNNTürk ve Haber Türk canlı yayın yapıyor.) Müge Anlı’nın hâlâ program yaptığını da annem sayesinde biliyorum (ki ‘artık eskisi kadar seyretmiyorum’ diyerek beni şaşırtmıştı.) Devamını Okuyun

İnternet Günlükleri

internet günlüğü 2016/48

internet-gunlukleri

Dijital dünya nefes almadan güncellenmeye ve yenilenmeye devam ederken internet soluksuz bir şekilde büyüyor. Devletler bile e-devletleşirken, nesnelerin interneti insanlığın internetiyle yarışır hale geliyor. Hızla tükeniyor, tüketiyor, bir taraftan üretiyoruz. Dijital dünya ile gerçek dünyanın ‘zaman’ kavramı birbirinden çok farklı. 1 ay önceki bir gelişme, internet dünyası için çok eski bir gelişme sayılıyor. Bu sebeple henüz eskimeden, kaçırdığınız bir şeyler var mı diye göz atabileceğiniz internet günlüğü’nün en yenisi yayında. 28 Kasım – 4 Aralık 2016 tarihlerini kapsayan dijital dünyaya dair gelişmelerden öne çıkanları derlediğim internet günlüğü 2016/48, “Hepimiz aynı ağın altındayız.” temasıyla hazırlandı; iyi seyirler: Devamını Okuyun