e-günlük

İnternet gazeteciliğinde patron sosyal ağlar mı?

BBC Türkçe’nin sosyal medya editörü Enis Şenerdem’in görüşüne göre dünyanın en büyük gazeteleri de haber siteleri de büyük patron Mark Zuckerberg’in eline düşmüş durumda. Bunun öncelikli sebebi bütün sosyal ağlar içinde hâlâ en hatırı sayılır kitlenin ve ziyaretçi trafiğinin Facebook’ta olması. “Başka haber kaynaklarıyla değil Facebook’taki diğer içeriklerle rekabet ediyoruz.” diyerek internet gazeteciliğinin geldiği noktaya parmak basıyor Enis.  Devamını Okuyun

e-günlük

Bir türlü sırası gelmeyen yapılacaklar listesi

Sanırım hayatta tek ertelemediğim şey, hapşırmak. Hapşırasım geldiği an – öyle bir defa da değil en az üç defa- hapşırmayı çok severim. Tek sefer hapşırdığımda da üzülürüm, illa onu üçleyeceğim. Hayatımın geri kalanıysa maalesef ötelenen “yapılacaklar listesi”yle dolu. Üstelik o listeye her gün yenileri ekleniyor. Google Keep‘im farklı başlıklarda onlarca “yapılacaklar listesi”yle dolu, her bir liste de onlarca maddeyle. Geçen gün söyleşilerine katıldığım Seray Şahiner de benzer bir şey söylemişti: “Roman yazmam gerekiyor diye bulaşık yıkamaya başlıyorum. Bulaşık bitince evin çatısını onarttırıyorum.” Yazması gereken romanın başına oturmayıp onu sürekli bir öteleme durumunda. “Vakit vardır, niyet yoktur” sözünü Özgür Bolat’tan duymuştum. Ne kadar doğru. Yapılacaklar listesinin sürekli kabarması, onları yapmaya vaktimizin mi yoksa niyetimizin mi olmamasından, durup düşünmek lazım.  Devamını Okuyun

e-günlük

Dört yazardan uydurma sürecinin ayrıntıları

Fotoğraflar: Hep Kitap

Önünden defalarca geçtiğim ama dün ilk defa içine girdiğim Pera Müzesinde,  Uydurmanın İncelikleri kitabına katkıda bulunan yazarlardan Hakan Bıçakçı, Seray Şahiner, İsmail Güzelsoy ve Doğu Yüce’nin uydurma sürecini ele aldıkları harika bir söyleşiyi dinledim. Dört yazarı da ilk defa yakından gördüm. Yazma, bir eser yayımlama konusunda sandığımızın aksine o kadar cesur olmadıklarını, kendilerini yazarlık konusunda çok yetkin görmediklerini sürekli yinelediler. Yazmaya başlamak isteyip de buna cesaret edemeyenler varsa bizim bu korkularımız da onlara cesaret verebilir dediler. Dinleyici grubu kalabalıktı, sohbet çok keyifliydi, ortam harikaydı. Etkinlik sorumlusu “söyleşi süresinin 55 dakika aşıldığı” uyarısını yapmasa sahnedeki yazarlar konuşmaya, seyirciler dinlemeye devam edebilirdi.  Devamını Okuyun

e-günlük

Feryal Tilmaç: Mevt’in başındaki öyküyü yazmak için yazar olmuş olabilirim.

Yazar Feryal Tilmaç‘ın 10 Şubat Cumartesi günü İthaki Akademi‘deki söyleşisine katıldım. Kendisini ilk defa dinledim; yazarlığını, hayata bakışını, kendi hayatını anlattıkça ne kadar zarif, ne kadar duygusal, ne kadar bizden ve benden diye düşündüm. Hatta söyleşiye beraber katıldığım Oğuz Bahadır‘a da aynı şeyi söyledim: Feryal Tilmaç’ı dinlerken entelektüel mıy mıycı edebiyatçılardan ne kadar sıkıldığımı fark ettim, onu dinlerken adeta ruhum yıkandı. Devamını Okuyun

e-günlük

Uğur Batı: Çoğumuz kendimizi keşfedemeden öleceğiz

Uğur Batı ismini ilk Nil Didem Şimşek Hocamdan duymuştum ki her görüşmemizde adını bir şekilde mutlaka zikreder. Katıldığı televizyon programlarında az da olsa kendisini seyrettim ancak 24 Ocak’ta StartersHub’daki söyleşisinde onu ilk kez dinledim. 1.76 – 1.80 boyunda, iri yarı, siyah giyinmeyi sevdiğini tahmin ettiğim, saati sağ bileğine takan, çokça yüzük ve bilekliği olan hoş sohbet bir adam. Konuşmasına ne ara başladığını anlamadım, mekana girer girmez sohbete başlayıp neredeyse iki saat hiç susmadı. İnanılmaz bir enerjisi ve anlatmak istediklerinin adeta tamamını aktarmaya hevesli bir yapısı var. Çok da etkili göz teması kuruyor. Bütün bunlar da muhtemelen akademisyen ve hocalık tarafından kaynaklı.  Devamını Okuyun

e-günlük

95 yıllık ömür bir toprağa sığar mı?

13 Ocak Cumartesi sabahına karşı Ziya dedemi kaybettik. 1923 yılında Isparta’da başlayan hayatı Aydın’da sona erdi. Son bir yıldır başlayan hafıza zayıflığı haricinde ciddi bir rahatsızlığı yoktu dedemin, öyle ki her kontrolünde doktorlar “bizden bile sağlıklı” derdi. Onunla hafızası daha da zayıflamadan, 2016 yılında bir video çekimi yapmıştım. Sohbetin sonlarına doğru yorulmuş, bazı anılarını hatırlayamamıştı. O videonun üzerinden on altı ay geçti. Anneannemi on bir yıl önce kaybettiğimiz 14 Ocak 2007 tarihinden bir gün önce 13 Ocak’ta kâğıt üzerinde 95, gerçekte 98 yıllık ömrünü tamamladı dedem. Hasret büyüdüğü annesine, babasına, ölümüne bir türlü alışamadığı anneanneme, peş peşe kaybettiği ve herbirinin mezarını yaptırdığı kardeşlerine kavuştu. Zaten hepimizin bir gün gideceği yerde, yerine yerleşti. Nurlar içinde yatsın.  Devamını Okuyun

e-günlük

Akoğul: Gizli gizli neyi fotoğraflıyorsak onun sahibi oluyoruz.

Fotoğraf sanatçısı Merih Akoğul‘un Psikoloji ve Fotoğraf İlişkisi Üzerine konulu söyleşi için İstiklal Caddesindeki Yapı Kredi Kültür Sanat Merkezine gittim. YKY Sanat Merkezi yeni açıldı ve ihtişamıyla İstiklal’e çok yakışmış. Akoğul’u ilk defa dinledim ve iki saate yakın söyleşisinden büyük keyif aldım, fotoğraf sanatına dair önemli ipuçları edindim.  Devamını Okuyun