Çok Fotoğraf Çekesim Geldi, Ben de Yazı Yazdım

Benim fotoğraf çekme isteğim, karnımın acıkması gibi yer ve zaman dinlemiyor. Saat gece 01.13 ve ben bir taraftan patates kızartması konusunda can çekişirken bir taraftan da siyah-beyaz hatta simsiyah-bembeyaz bir portre çekme hevesiyle yanıp tutuşmuş durumdayım. Bu saatte ne patates kızartabilirim ne de sokakta birini bulup denklanşöre birkaç kez basabilirim değil mi ;)

İlknur‘a göre benim bu saatte acıkmam ve daha da kötüsü canımın patates kızartması çekmesi tam bir facia. Sanki beni yıllardır en çok tanıyan arkadaşlarımdan biri değilmiş gibi. İlknur’un benim yaşasın yemek yemek! yaşam biçimime getirdiği bu anlık tepkiyi keşke Mehmet Turgut da gecenin bu vakti bende peyda olan siyah beyaz portre çekme arzuma verseydi. Ama hayır, Mehmet Turgutaslanım, çık ve çek; fotoğraf beklemez! diye beni daha da yüreklendirirdi ;)

Sağa sola yazmıştım buraya da not düşeyim: Kars‘taki ucube olarak ün salan ama gerçek adını kimsenin bilmediği o heykel’in polemiğinden sonra Türk Telekom Arena‘nın açılışındaki sorundan ötürü Aydın Belediyesi de stadyumu Aydın’a taşımaya talibiz. der mi acaba diye çok bekledim ama demedi. Üzüldüm tabi ;(

On yılda bir gelen bir Montaigne krizindeyim. Fransa’nın yetiştirdiği en muhteşem ama en sıradan kalemi, Denemeler’i ile ruhumda yine fırtınalar estirdi. Montaigne’yi kıskanıyor muyum ne ;) Ama elbetteki Türk Edebiyatı’nın deneme üstadı Nurullah Ataç‘a da hakkını teslim etmeli: Muhteşemsin Ataç!

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.

e-vren günlüğü’nde İlk Kez Yabancı Bir Blogger

Benim için Matt‘in ilgilendiğim yönü blog yazarlığı. İki ayrı blogunda Türkiye ile ilgili -ki özellikle de denediği Türk yemeği tariflerini- gezip görüp hissettiği pek çok şeyi yazıyor, fotoğraflıyor ve vloglar (video blog) yayımlıyor: {Turkey Time} {Christiein a Year} Türkiye’nin İzmir’den Amerikalılara açılan kişisel bir penceresi Matt’in blogu. Matt’se daha çok çektiğim amatör fotoğraflarla ilgileniyor.  Zaten farklı dil ve milliyetlerden iki blogger’ın bir araya gelmesinin en büyük sebebi de bu oldu ;)

Model, fotoğrafçının dilini; fotoğrafçı da modelinin dilini bilmiyor olmasına rağmen ortak dil “fotoğraf”la saatlerce anlaşabildik. Biz buna  “ayrı dil aynı fotoğraf dedik ;) Matt’e ait 18 fotoğrafa {buradan} ulaşabilirsiniz.

facebook’evreni facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.

Yazı mı Çekmeli Yoksa Fotoğraf mı Yazmalı

2010’u pek de tatsız tuzsuz anılarla kapatırken 2011’in ilk günleri e-vren günlüğü açısından ziyaretçilerin seslerini ilk kez duyarak geçti. Bu inanılmaz etkileşim insana tuhaf heyecan veriyor ;)

Dikkatimizden kaçmayan bir şey daha vardı: e-vren günlüğü’nde 2010’un sonlarına doğru photoblogger‘laşan bir paylaşım trafiği.

Canon’lu hayatın 2008’de başlayıp 2010’da iyice hayatımı istila etmesi  e-vren günlüğü’ne de ister istemez yansıdı; ben ne yapabilirim ;)

Sanki eklenen bir yazıdan ziyade eklenen bir fotoğraf karesine daha çok geri bildirim gelmeye başladı. Ben bunu benim de çokça yaşadığım kolaycılığa veya kolay tüketilebilene ilgi duymaya bağlıyorum.

Bir yazıyı okumak özel bir dikkati, odaklanmayı ve vakit ayırmayı gerektiriyorken bir fotoğraf karesi birkaç saniyelik bir göz zevki tatmininden ibaret gibi bir şey olabilir mi? Kafama takıldı, sordum:

e-vren günlüğü’nde fotoğrafların yazılardan daha çok ön plana çıktığıyla ilgili  Ümit Ortak‘ın yorumu kısa ve net: biraz ;)

MisAfir Kalem{LeR}’den Sultan Karakuş da bu konuda bizden pek farklı düşünmüyor: İkisinin de yeri ayrı. Ama benim için aslolan yazıların. Fotoğraflar bu ara daha gündemde ama bu normal bir şey çünkü bizler senin ruh halini takip ediyoruz aslında ve bazen tek bir kare, sayfalarca yazıdan daha fazlasını anlatıyor.

Bir diğer e-vren günlüğü ziyaretçisi Hilal Gaye İnce  fotoğrafların yazılardan daha çok ön plana çıktığını düşündüğünü dile getiriyor: Yayımlanma adetlerine de bakarsak, fotoğraflar daha fazla. Ama bu bir şikayet değil, sadece sorunun cevabı.

Elif Gülbaz ise …yazılarının önüne hiçbir şey geçemez…  diyor ve ekliyor: yazıların direkt akla ve gönle hitap ediyor, tekrar tekrar okunabilecek kadar büyüsü var, bir yerlere not edilebilecek kadar mana yüklü.

Hâl böyle olunca bunu kaleme almak farz oldu diye düşünmüştüm. Fikir beyan eden yukarıdaki arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Şu bir gerçek ki fotoğraf çekmekten, yazı yazmak kadar zevk alıyorum. Şimdiye kadar sıkılmadım bu hobiden. Ama bu öyle bir şey ki bir gün fotoğraf makinem olmayabilir, onu satabilirim veya çaldırır da yerine yenisini koyamayabilirim. İşte öyle bir durumda fotoğraf benim için belki uzun bir süre belki bir süreliğine belki de tamamen biter. Ama aklımı ve sözcük dağarcığımı kaybetmediğim sürece eğitimini aldığım tek uğraşa yazmaya ömür boyu devam edebilirim ;) e-vren günlüğü aşkına!

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.

Bakmazsan Göremezsin

e-vren günlüğü’nün MisAfiR KaLeM{LeR}inden sevgili Elvan, 4 yıl aradan sonra bu kez fotoğraflarıyla konuğum. 27 Kasım’da kendisiyle bir fotoğraf çekimi gerçekleştirdik. Fotoğrafların tümüne {buradan} ulaşabilirsiniz ;)

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.

Polaroid

Ben yoktum, Polaroid vardı; 70’lerin sonu 80’lerin başıydı. 2000’lerin ilk çeyreğinde Canon‘la tanışmadan çocukluğumun ilk yıllarında Avusturya vizeli Polaroid land kamera’yla arkadaştım ;)

O günden bu yana beni sanal alemde takip etmenin 14 yolundan 15.si; e-vren günlüğü’nün geliştirilmeye çalışılan eski ama yeni bi’şey’si ;) PHOTOBLOGGER

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.

Artık Herkes Çok Yakışıklı Pek Güzel

Uğraşım gereği bi’ blogluk fotoğraf çekilebilir miyiz? derdim; şimdiyse insanlar bi’ feysbukluk fotoğrafımı çeksene abi der oldu. Albümlerin şeffaf yalıtımlarından, duvarlarımızdaki çerçevelerinden çıkan {daha doğrusu artık oraya konulmayan} fotoğraflar sadece facebook profilinde arkadaşlarımıza hava atmak için çekilir ve sadece dijital ortamlarda saklanır (!) hale geldi. Özellikle facebook profillerine bakıyorum da herkes çok yakışıklı, herkes pek de güzel. Neredeyse sanatçılar da bile olmayan pozlara, göz alıcı karelere sahibiz. Yeni nesil Türkler ne kadar yahşileşiyor diyebiliriz evet ama unutmayalım ki hepimiz birer fotoşop hilesiyiz ;)

Sevgili Doğan geçenlerde facebook duvarındaPeki ya 1987 yılında Thomas Knoll denilen amca Photoshop’u geliştirmeye başlamasaydı?diye sormuştu. Makyajsız kadın düşünebilirim ama fotoşopsuz bir fotoğraf düşeniyorum :p Bu benim fotoğraf konusundaki amatörlüğümün bir göstergesidir belki ama yukarıdaki ihtimalin üstüne bir de Adobe Lightroom harikasının olmayışını kariyerimin sonu olarak görüyorum ;)

Bu yazımı da Lightroom’lu bir fotoğrafımla desteklemek istedim. Yukarıdaki karenin konu mankeni olarak öylece kalmasına da gönlüm razı olmadı ;) Söz konusu fotoğraf henüz buradan haberini veremediğim Aydın Life efsanesinin geri dönüşü -tabi benim de orada köşe yazarlığına geri dönüşüm- için kardeşim tarafından çekildikten sonra bir dizi photoshop ve üzerine lightroom müdahelesi uygulanan birkaç kareden biri. O birkaç kare geçen ay blogun facebook profilinde ziyaretçilerin oylamasına sunulmuş ve yukarıdaki karenin dergide kullanılmasına karar verilmişti.

Bu vesileyle başta Thomas Knoll amcaya, kardeşime ve e-vren günlüğü taraftarlarına teşekkür ederim ;) ha bir de kendini klonlayan tek ve en blogger öğretmen Doğan’a ;)

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.

Hayal Kırıklığı

Yaşamamış olsaydım AN’ı, nasıl çekebilirdim fotoğrafı?

Hayal kırıklığına uğramış olmam için önce hayal etmiş olmam gerekmez mi?

Bir konuda yalnız değilim, yanlış hiç değil. Ama o konuda bir başımayım; tek başına savaşım.

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.