e-vren günlüğü’nde İlk Kez Yabancı Bir Blogger

Benim için Matt‘in ilgilendiğim yönü blog yazarlığı. İki ayrı blogunda Türkiye ile ilgili -ki özellikle de denediği Türk yemeği tariflerini- gezip görüp hissettiği pek çok şeyi yazıyor, fotoğraflıyor ve vloglar (video blog) yayımlıyor: {Turkey Time} {Christiein a Year} Türkiye’nin İzmir’den Amerikalılara açılan kişisel bir penceresi Matt’in blogu. Matt’se daha çok çektiğim amatör fotoğraflarla ilgileniyor.  Zaten farklı dil ve milliyetlerden iki blogger’ın bir araya gelmesinin en büyük sebebi de bu oldu ;)

Model, fotoğrafçının dilini; fotoğrafçı da modelinin dilini bilmiyor olmasına rağmen ortak dil “fotoğraf”la saatlerce anlaşabildik. Biz buna  “ayrı dil aynı fotoğraf dedik ;) Matt’e ait 18 fotoğrafa {buradan} ulaşabilirsiniz.

facebook’evreni facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.

Bazı Öğretmenlerin Face’ine Twit’leyeyim!

Bu yazıyı okumaya başlamadan önce facebook veya twitter arkadaş listenizde öğretmen olanların iletilerine bir bakın. Eksik harfli, anlamsız sözcükler ve ÖSYM’nin bile asla sormayacağı anlatım bozukluğuna sahip cümleler görecek misiniz ;) 

Feysine Tivitleyeceğimiz bu öğretmenler çoğunlukla öğrenci merkezli değil maaş merkezli bir mesleki kariyer kaygısındadırlar. 4-5 yıllık bir lisans eğitiminden 4-5 roman bitirmemiş olarak mezun olmakla övünürler. 30 yıllık öğretmen olduğuyla böbürlenip yeni nesil eğitimcileri ve eğitim sistemini eleştirenlerin evinden 30 kitap bile zor çıkar.

Feysine tivitlenesi bu öğretmen modelleri branşlarını ilgilendiren herhangi bir süreli yayına abone değillerdir. Hatta üç tane güncel edebiyat dergisinin adını bile sayamayan bu model üretimler, bu öğretmen maaşlıyla falan falan falan… bahaneleri sıralarken at yarışı detaylarını, sayısal lotonun şanslı sayılarını,hiç kaçırmadan takip ettikleri dizilerin bütün özetlerini bir çırpıda sıralayabilme kabiliyetine de sahiptirler.

Evde eşine, yolda çocuğuna söz geçiremeyen ezik karakterdeki öğretmen modellerinin çoğu, sınıfta bir anda tanrı kesilirler ve öğrenciye hem sözle hem de bedenen şiddet uygularlar. Bu öğretmen modellerinin bir kısmı sınıfta takındıları tanrısal tavra rağmen Cuma namazlarında boy göstermekten de geri durmazlar.

Ah bir de edebiyat öğretmeni olup 19 Mayıs programı hazırla(ya)mayan, Türkçeyi yabancı dil sersemliğinden konuşan, derste ve teneffüste diz üstü bilgisayarlarla mesleki yaşamını sürdüren özel üretim modeller var ki işte onlar için yapılacak çok fazla bir şey. Öğretmen kimliğine ve branşına aldırmayıp sanal alemin sosyal paylaşım sitelerinde öyle bozuk iletiler yazarlar ve arkadaşlarının iletilerine öylesine içler acısı yorumlarda bulunurlar ki bunu gören öğrenciler şunu söylemekte haksız değillerdir: Yazılı kağıdındaki en ufak bir yazım yanlışından puan kıran hocam, e sen internette bizden daha bozuk cümle kuruyorsun ya!

Öğrencinin yanlışından öğretmen her zaman sorumludur. Bir yazılı kağıdını öğrenci ve öğretmenden başka kimse görmezken internette yazılanları cümle alem görmektedir.

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.

Yazı mı Çekmeli Yoksa Fotoğraf mı Yazmalı

2010’u pek de tatsız tuzsuz anılarla kapatırken 2011’in ilk günleri e-vren günlüğü açısından ziyaretçilerin seslerini ilk kez duyarak geçti. Bu inanılmaz etkileşim insana tuhaf heyecan veriyor ;)

Dikkatimizden kaçmayan bir şey daha vardı: e-vren günlüğü’nde 2010’un sonlarına doğru photoblogger‘laşan bir paylaşım trafiği.

Canon’lu hayatın 2008’de başlayıp 2010’da iyice hayatımı istila etmesi  e-vren günlüğü’ne de ister istemez yansıdı; ben ne yapabilirim ;)

Sanki eklenen bir yazıdan ziyade eklenen bir fotoğraf karesine daha çok geri bildirim gelmeye başladı. Ben bunu benim de çokça yaşadığım kolaycılığa veya kolay tüketilebilene ilgi duymaya bağlıyorum.

Bir yazıyı okumak özel bir dikkati, odaklanmayı ve vakit ayırmayı gerektiriyorken bir fotoğraf karesi birkaç saniyelik bir göz zevki tatmininden ibaret gibi bir şey olabilir mi? Kafama takıldı, sordum:

e-vren günlüğü’nde fotoğrafların yazılardan daha çok ön plana çıktığıyla ilgili  Ümit Ortak‘ın yorumu kısa ve net: biraz ;)

MisAfir Kalem{LeR}’den Sultan Karakuş da bu konuda bizden pek farklı düşünmüyor: İkisinin de yeri ayrı. Ama benim için aslolan yazıların. Fotoğraflar bu ara daha gündemde ama bu normal bir şey çünkü bizler senin ruh halini takip ediyoruz aslında ve bazen tek bir kare, sayfalarca yazıdan daha fazlasını anlatıyor.

Bir diğer e-vren günlüğü ziyaretçisi Hilal Gaye İnce  fotoğrafların yazılardan daha çok ön plana çıktığını düşündüğünü dile getiriyor: Yayımlanma adetlerine de bakarsak, fotoğraflar daha fazla. Ama bu bir şikayet değil, sadece sorunun cevabı.

Elif Gülbaz ise …yazılarının önüne hiçbir şey geçemez…  diyor ve ekliyor: yazıların direkt akla ve gönle hitap ediyor, tekrar tekrar okunabilecek kadar büyüsü var, bir yerlere not edilebilecek kadar mana yüklü.

Hâl böyle olunca bunu kaleme almak farz oldu diye düşünmüştüm. Fikir beyan eden yukarıdaki arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Şu bir gerçek ki fotoğraf çekmekten, yazı yazmak kadar zevk alıyorum. Şimdiye kadar sıkılmadım bu hobiden. Ama bu öyle bir şey ki bir gün fotoğraf makinem olmayabilir, onu satabilirim veya çaldırır da yerine yenisini koyamayabilirim. İşte öyle bir durumda fotoğraf benim için belki uzun bir süre belki bir süreliğine belki de tamamen biter. Ama aklımı ve sözcük dağarcığımı kaybetmediğim sürece eğitimini aldığım tek uğraşa yazmaya ömür boyu devam edebilirim ;) e-vren günlüğü aşkına!

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.

2 BİN(S)ON OLSUN!

Hayallerimi en çok yoğunlaştırdığım ve bu kez son olsun! dediğim bu yılda, benim çokça hevesim ikibin[s]on buldu!

Ağzıma yüzüme bulaştıracağım bir yıla adım attığımı nereden bilebilirdim ki 2009’un 31 Aralık gecesi. Yaşayacaklarımı önceden öğrenme şansım olsaymış, şimdikinden çok daha mutsuz olacağım kesinmiş. Ama yine de mutsuzum. Hayatımda en çok değer verdiğim insanların tesellilerinin hiçbir faydasının olamayacağı kadar mutsuzum.

Nerede olmam, ne yapmam gerektiğinden, neyi hak edip etmediğimden, hatta şu durumu gerçekten hak ettiğimden bile artık emin değilim. Bunca ömrümde uğradığım haksızlıkları toplasam geride kalan bu yılda uğradığım haksızlıklar kadar etmezdi.

2010 öylesine kara bir yıl, bu hayat zaten başlı başına tuhaftı ki…  Hiç olmadığım kadar yaralıyım, hiç olmadığım kadar küskün ve telafisinin mümkün olmadığına inanmaya başladığım bir kayboluştayım.

Ama yaşadığım hezimetin tek sorumlusunun ben olmadığımı da biliyorum. Ne yaşıyorsam, bunda sadece benim parmağım yok. Kendi acımla sessizliğimi korurken kimse sanmasın ki bütün bunlarda sorumluluk sahibi değiller.

İyi dileklerim yok, artık bir beklentim de yok. Keşke her şey rengarenk bir sayfadan, fotoşoplu fotoğraflardan, edebi cümlelerden ibaret olsaydı. Bu dünyanın bir de ENTER tuşuna bastıktan sonraki gerçekliği var. O gerçeklik e-vren’i artık tatmin edemeyen ve asla mutlu edemeyen bir gerçeklik!

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

 

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.

e-vren günlüğü’nün 2010’daki EN’leri

2010 yılında e-vren günlüğü’nde yayımladığım yazıların içinde en çok okunanı Peyami Safa’dan Kitap Okuma Kurallarıoldu.

2010 yılında çekip flickr.com hesabımda paylaştığım fotoğraflardan en çok ziyaret edilen de {şuradaki} fotoğraf oldu.

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.

Aşk Bir İnkılâptır {Stüdyo Kaydı}

Hayatımdaki çoğu şeyi sorguladığım bir dönemden geçerken aşk, epeydir ihmal ettiğim bir şeydi. Şubat 2009’da yazıp {burada} yayımladığım ve hemen ardından ilk kez {şurada} seslendiridğim Aşk Bir İnkılaptır‘ı 2009’un Temmuz’unda Ankara’ya gittiğimde sevgili Nur‘un yardımıyla çalıştığı radyonun kayıt odasında da seslendirmiştim. Kalb Kalbe On Beş Kelam tamamlanmaya devam ederken, 15 aydır beklettiğim bu kaydı fon müziği koyma fikrinden vazgeçip ham ses olarak paylaşıyorum. 

 

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.

Beni Bunlarla Bulmamalıydınız ;)

e-vren günlüğü’nün 2010 sloganı çok kişisel ajayip bi’şiy olsun derken 2009 istatistiklerinin böylesine acayip olacağını düşünmemiştim :) e-vren günlüğü’ne Google aramalarıyla düşen bir kısım ziyaretçinin arama çubuğuna yazdıklarına mı şaşırayım yoksa bu saçmalıklarıncevabının internette aranıyor ve haliyle web günlüğümde bulunduğunun sanılıyor olmasına mı :)

Google, 2009 yılında 11.238 anahtar sözcük / cümle aramasını evrengunlugu.net’e yönlendirmiş. Bunları birkaç grupta incelemek gerekirse en dikkat çekici olanları soru cümleleri. İnsan akşama ne yapacağını bile arama motoruna sorar mı? İşte birkaç örnek ve o arama’lara cevaplarım ;)

Acemi birliğinde olan askerin asker arkadaşına yazdığı sözler: Niye bir askerin askerdeyken bir başka asker arkadaşına yazdığı sözler? Üstelik niye acemi birliğindeyken ;) Niye lazım ki bu sorunun cevabı, bunu google’da aratan kişiye :D

Adım seda soyadım kurban. e_posta adresi almak istiyorum: Böylesini de ilk defa görüyorum, yorum bile yapamayacağım :D

Beni bankadan aradılar: Eeee bak sen! Peki google’dan ve dolaylı olarak benden istediğin nedir ;)

Ben yolcu uçağı yapmak istiyorum kağıttan: Sen kağıttan yolcu uçağı yapmak istiyorsun veya sen istemek kağıt uçağı yolcudan ;) Bunu arayıp da e-vren günlüğü’ne geldin madem, bari yapabildin mi uçağını?

Bizim sınıfta Ayça var adı Aytül: Benim blogda da e-vren var adı günlüğü ;)

Boğazıma hakim olamıyorum bu ay bayramin kaçıncı ayını kutladık: Bu arkadaşımız tam olarak neyi aramış ve ne bulmayı amaçlamış çok merak ettim ;)

Cem Garipoğlu’nun kız kardeşlerinin isimleri ne: Vuuuf! Ana avrat düz gitmek bu arkadaşı kesmemiş anlaşılan, direkt eyleme geçmek istemiş :D

d-smart’ı çözmenin bi yolu var mı: Bu blog hiçbir zaman yasa dışı işlerin vs yeri olmadı ;)

Cübbeli Ahmet Hoca kaç doğumludur: Gerçekten çok merak ediyoruz!

Evli bir erkekle aşk yaşıyorum bana karşı ilgili sonu nereye varır: Oy oy oy… Böylesi bir haltı yiyen arkadaş google’dan nasıl bir çözüm bulmayı akıl ediyordu acaba ;)

facebook arkadaşlık teklifim kabul edildi mi: Harbi bu kadar aptal insan var mıdır? Bunu öğrenmenin yolu belliyken, kardeşim bu da mı sorulur google’a!  Continue reading →