Basit Bir Kız Meselesi

e-vren günlüğü'nün ilk gönüllü misafir kalemi

{Ekim ’09 Gönüllü MisAfiR KaLeM Yazısıdır.}

[important color=red title=”evrengunlugu.net’in notu:”]Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği‘nin Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyasına destek amacıyla evrengunlugu.net olarak başlatılan Misafir Kalem Olmanın Yolu 3430’dan Geçiyor projesine ilk bağış yapan dostum Eray Akın oldu. Kampanyanın e-vren günlüğü’nde başlatılmasının üzerinden henüz birkaç dakika geçe girişimde bulunan Eray’a gönüllüğünden, duyarlılığından ve yazısından dolayı teşekkür ediyorum. Gönüllü MisAfir KaLeM olma sırası 3430’a mesaj atma sırasına göre belirlenmiştir.[/important]

Kimse bu yazılan yazıdan bir ders çıkarmasın; kimse de bu yazılan yazının diline, öznesine, tümlecine, süzgecine bakmasın. Hayata dair hiçbir şey de yazmayacağım bu satırlarda. Herkesin bildiği ama her zaman söylemediği şeyler benimkisi; basit bir kız meselesi…

Hani insanlar konuşurken cümleleri bağlamak amaçlı kullanırlar ya (bak sana bir şey söyleyeceğim ama sakın gülme) her insanın hayatında yer almış anlamlarıyla kaybolmuş gibi görünüp ama komik ve anlamsız şeylerden bahsediyorum ben. İnsanlar koskoca ve kapkaranlık dünyalarına bir küçücük Continue reading →

Haziran’da Büyümek Zor

Me.lis De.niz Yol.cu

{Eylül ‘09 MisAfiR KaLeM Yazısıdır.}

[important color=red title=”Yazıyı, Sahibinin Sesinden de Dinleyin:”][/important]

O sokaktaydım bugün… Çocukluğumun en güzel yılları, bisiklet yarışlarından dönüp terli terli su içtiğim ama bir türlü hasta olamadığım ve inadına daha da soğuk sular içtiğim o balkonun o sokağı..

”Yazı getirdiniz yine” dedim dedeme ki her yaz korkarım bir sonrakinden, anneannemin dedemin göreceği en son yaz bu mu acaba diye. Yine gördü anneannem dutları, közde mısırları, elinde doğmamış bebeğim için ördüğü patik vardı. Anneannem duymadı beni hiç, sesimi hiç tanımadı ama hep çok sevdi bizi, beni…

Okul dönüşlerim vardı o sokağa, anneannemin Continue reading →

Ceset Torbasından 3G’ye Geciş

evrengunlugu Ağustos '09 MisAfiR KaLeMi

{Ağustos ‘09 MisAfiR KaLeM Yazısıdır.}

Beynimize kazınmış seslerden biri; ”Orada biri var mı? Sesi mi duyan var mı?” On iki yaşındaydım, zifiri karanlıkta sokağa çıkıp binaya baktığımızda. Anne yatağımı sallama deyip, uyumaya devam etmiştim kapımız tekme ve yumruklarla çalınana kadar. Üçüncü katta oturduğumuz için, üst katlardan her inen kapımızı çalıp geçmişti. Annem “haydi kalk biraz dışarı çıkalım” dediğinde; ”aklını mı oynattın gecenin bir vakti ne işimiz var sokakta!” diye çıkışmıştım.

Yaz günü içim ürpermişti park duvarının üstünde otururken. ”Şiddeti kaç acaba?” cümlesini ilk duyduğumda Continue reading →

KÖPRÜ

Temmuz 2009 MisAfiR KaLeMi Fatih KAVAS

{Temmuz ’09 MisAfiR KaLeM Yazısıdır.}

Bugünlerde İstanbul’a üçüncü köprünün yapılması için çalışmalar başlatıldı. Artık iki köprü İstanbul için yeterli gelmemektedir. Çünkü İstanbul, bünyesindeki nüfusu kaldıramamakta ve her geçen gün artan nüfusla birlikte büyümektedir. Ulaşım sorununu çözmek için doğal olarak üçüncü köprünün yapılması şart olmuştur. Yıllardır devam eden göç sorunu çözülmedikçe İstanbul’a yapılacak olan üçüncü köprü yetmeyecek dördüncüsü de yapılacaktır.

Asıl sorun köprü değildir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin uzun bir süredir çözemediği göç sorunudur. Yıllardır önü engellenemeyen bir şekilde Doğu’daki insanlar, Continue reading →

YALNIZLIK ÜZERİNE

{Haziran ’09 MisAfiR KaLeM Yazısıdır}

Yalnızlık nedir? İyi midir, kötü mü? Bu konuda çok şeyler yazıldı, çizildi. Ama, yalnızlığı “yaşamak” nasıl bir şey? “İnsanda” nasıl bir duygu yaratıyor? İnsanı tırnak içine aldım, çünkü insan, sosyal bir varlık. Ancak, birlikte yaşayarak, paylaşarak var olabiliyor.

Yalnızlığın insanlar üzerinde yarattığı duygu, çok farklı. Örneğin; Schiller, “Asıl yalnızken, yalnız değilim.” derken; Goethe, “Yalnızlık en büyük servettir.” derken; Epictetos, “Geceleyin kapılar kapanıp da, ışıklar söndüğünde, odamda yalnızım deme, yine yalnız değilsin.” derken; Sühreverdi, “Yalnızlık fena arkadaştan hayırlıdır.” derken, farklı felsefi nedenlerle de olsa, yalnızlığın iyi bir şey olduğu kanısındalar. Bir anlamda yalnızlıktan mutluluk duyuyorlar.

Buna karşılık Çehov, “Kendini yalnız hisseden insan için her yer çöldür.” sözleriyle benim duygularıma tercüman olmaktadır. Evet, yalnız insan için, her yer, çöldür; eğer yalnızlığı seçmediysen; eğer zorunlu olarak yalnız bırakılmadıysan…

Uzun zamandır içimde bir türlü hafiflemeyen bir acı var! Hiçbir yerde duramıyorum, özellikle evimde. Yalnızlık üzerine okurken şunu fark ettim: Hafiflemeyen acımın ilk nedeni özlemse, ikinci nedeni, istenmeyen, zorunlu yalnızlık. Bir başka söylemle; paylaşmak istediğinle, artık hiçbir zaman, sonsuza kadar paylaşamayacağın olgusu, gerçeği.

Bir tanım da benden: Kapının zilini çaldığında, açacak (açmasını istediğin) kişinin olmaması, anahtarla açıp girmektir yalnızlık.

—-

e-vren günlüğü’nün Haziran ’09 MisAfiR KaLeMi olan Lale Kalpakçıoğlu‘nu ağırlamaktan onur duydum. Türk edebiyatının en önemli eleştirmeni, dev ismi sayın Fethi Naci‘nin eşi Lale Hanım; yazısını kendi fotoğrafıyla yayınlama isteğime Naci’min gülen fotoğrafı bana yeter yanıtı üzerine ilk kez bir MisAfiR KaLeM yazısını şahsına ait olmayan ama aşkına ait bir fotoğrafla yayınlıyorum. Beni kırmayıp bu yazıyı yazma zahmet ve nezaketinde bulunan sayın Lale Hanım’a teşekkür ediyor; bu vesileyle rahmetli Fethi Naci’yi bir kere daha rahmetle anıyorum.

e-Muhtıra

Darağacında Halk İradesi;

Demokrasi Adımları ve Darbe Naraları:

e-Muhtıra

{Mayıs ’09 MisAfiR KaLeM Yazısıdır}

Demokrasi halk iradesinin etkin olduğu, azınlıkların haklarının korunup güvenceye alındığı, sosyal eşitsizliği yok etmeye ve fırsat eşitliği sağlamaya çalışan bir yönetim şekli. Günümüz dünyasında ülkemiz dışında demokrasinin bu kadar çok tartışıldığı bir ülke örneği olmasa gerek. Seksen beş yılını dolduran Cumhuriyet ve Atatürk devrimleri hala tartışılmakta ve demokrasi kavramı sürekli irdelenmektedir. Ülkemiz siyasi tarihinde demokrasi daima bir amaç olmuş ama yapılan uygulamalarda bir rol model olma özelliğinin önüne geçilememiştir. Daha birkaç hafta önce demokrasinin rol model olma vasfına sahip olduğu ve ülkemizde sıkça rastladığımız demokrasi sektelerinden birisinin; e-muhtıra’nın ikinci yılını geride bıraktığımızda, ortaya çıkan sonuç haksız olmadığımız fikrini bir kez daha kanıtlamaktadır bizlere. Şimdi ülkemiz siyasi tarihinin en sıcak darbe girişimi olan e-muhtıra’yı kısaca hatırlayalım: Continue reading →

Yaprak Dökmezdi Hiç Umutlarımız

{Nisan ‘09 MisAfiR KaLeM Yazısıdır} 

Hayat, nehre düşen yapraklar misali mecburi yolculukların pençesinde sürüklüyor bizi çoğu zaman. Daha el kadar bir bebekken farkedemediğimiz bir hızla büyüyoruz. Ve biz büyüdükçe değişiyor bir bir hayal köşklerimiz, artıyor sorumluluklarımız çığ gibi. Dünya sanki daha bir yükleniyor omuzlarına insanın. Unutuyoruz gezindiğimiz pembe bulutları. Unutmak zorunda kalıyoruz. /Yeri neredeyse teğet geçen ayaklarımız daha bir sağlam basmaya başlıyor taş zeminlere./ Kanatlarımızı ardımızda bırakıyoruz istemeye istemeye. Ve onlarla birlikte kendimizden bir parçamızı belki de… Büyüdükçe eksiliyoruz çocukluğumuzdan sanki milim milim… Açılıyor gözlerimiz, bakmak ve görmek arasındaki o ince çizgiyi farkediyoruz. Masumiyetimiz de renk değiştiriyor biz büyüdükçe. Küçükken hep beyaz olan, önce griye boyanıyor sonra yavaş yavaş siyaha bulanıyor. İşte o zaman alıp başını gidiyor yıldızlar ülkesine yürek; biz’siz.. Ama biz yine de saklıyoruz gönlümüzün gökkuşaklarını, herkesten habersiz. Bir zamanlar bizi sevimli kılan, etrafımızdakilere tebessüm olup yansıyan konuşmalarımız, şimdi yeri geliyor üzüyor, incitiyor nice kalpleri. Ağzımızdan çıkan sözlere pek dikkat etmiyoruz. Bazen öyle sözler sarfediyoruz ki onarması bir hayli güç. Çok sonra anlıyoruz ağızdan çıkan sözün, yaydan fırlayan ok misali olduğunu. Ve o ok, bir kere gitti mi bir daha dönmüyor geri. Diken olup saplanıyor önce ve sonra toz toz dağılıyor. Mutluluğu Kaf dağının ardında arıyoruz, ulaşmak içinse Anka kuşlarını bekliyoruz. Bir nefes kadar yakınımızdakini asırlarca ötede arıyoruz. Continue reading →