Aydın’ı İzmir’le Aldatmak İstiyorum!

Aydın‘da at sırtında, İzmir‘de mavi ege’nin sularında aynı türküler söylendi; aynı kurşunlar sıkıldı aynı düşmana.

“Ya Allah!” dedi Milli Mücadele’nin Efe‘si. “Bismillah!” diye ekledi İzmir’in Hasan Tahsin‘i. Ve kurşunlar sıkıldı tutsaklığa!

Şimdi ben dağlarından yağ, ovalarından bal akan Aydın‘ı aldatmak istiyorum Ege’nin incisi İzmir‘le; denize dökülen düşmana inat!

 —

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

BAŞIM SAĞOLSUN BANA

Senin yolların gül müdür, diken midir? Dağlarındaki ağaç mıdır, demir midir? Hayatımdaki “sen” dost mudur, yoksa düşman mı bana?

Yıkıp yeniden mi inşa’ ettin evreni kendi dünyanda? Gül serptim yollarına, diken mi sandın? “Gel ağacımın gölgesine, tutanacak dalın olayım” dedin; gümüşle demiri birbirine mi karıştırdın?

Dün dostuydun evrenin; bugün düşmanlarla aynı safta yer aldın. Sağ ol dünya; başım sağolsun bana!

 —

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

Dünyayı Kurtaran Adam Olmak

Dünyayı kurtaran adam olmaya gerek var mı, daha kendini kurtaramadan?

İntihar eden adam olmak‘tan bahsederdin bir zaman; oysa şimdi yeniden dirilip diriltme vakti ey insan!

Sıyrılabilir misin başkalarının hayatlarından, diğerlerinin dünyasından? Kurduğun cümlelerinin kurgusu, attığın imzaların gölgesi, giydiğin elbiselerin kalıbı hep aynı herkesle.

Bilir misin; kendin olmaya kalksan, ne çok yabancılaşıyorsun kendine.

Sen, dünyayı kurtaran adam ol!

Seni de kurtaracak biri çıkar elbet.

Yıktığın her dünyadan yeni bir hayat fışkırır elbet.

Alır birini, yaşarsın; kimbilir…

facebook’evreni facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

AYRILDI YOLLARIMIZ

Sevgili…

Bizim dünyamızı yıkıp gideli çok oldu. Bana virane bir dünya bıraktın, kendineyse yepyeni bir dünya kuruyorsun.

Sevgili…

“Gözüm, senden başka bir şey görmüyor” derdin. Şimdi “seni görmesin gözüm!” dersin. Nefretin buz gibi ensemde, kinin dağ gibi önümde!

Sevgili…

Gittiğin yol, yol değil; yolumuz birken, seninle aynı yolda birlikteyken. Dönüşü olmayan bir yola girdin, ben dönüşünü beklerken.

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

Hay’at Tamamlamıyor Kimsenin Eksiklerini

Hay’at, tamamlamıyor (kimsenin) eksiklerini…

Kendi yarımları kendine hay’atın, kendi eksikleri de… Benim yaram, benim acım; derdim, benim hüznüm. Hay’at, başının çaresine bakıyor da ben, çaresizliklerimle baş başa kalıyorum.

Kendi derdine düşmüş hay’at; ben kendi derdime… Ben, kendimi tamamlamaya çalışıyorum, hay’at kendini…

İlahi adaletin şaşmadığı, düzenin kusursuz işlediği bir mekân bu dünya! Var zannettiğimiz eksiklikler, bizim kendi yokluklarımız. Halbuki, ne yarım ne de eksik bu hay’at!

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

Ben Büyük, Sen Güçlüydün

Her zaman yanımda sen vardın. Düğünümde de ölümümde de… Hayat bir tokat gibi suratımda her patladığında, göz yaşlarıyla sana sığınırdım. Oysa ben büyüktüm, halbuki sen güçlüydün.

Sen susardın, ben yazardım. Herkes merak eder, bir sen soramazdın. Oysa ben her şeyi cevaplar/d/ım.

Sen kendi dünyanda, ben dört duvar arasında hesaplar verdik birilerine. Bir kendimizle yüzleşemedik. Bir masaldı yaşadığımız, yazdıklarımız bir destan. Şimdi sen yoksun, sadece içimde kocaman bir yokluksun.


Fotoğraf: Ankara
Tarih: 05.06.2008
Çekim: Şaziye N. Ayan

facebook’evreni ] facebook sayfası twitter’evreni RSS abonelik

Bir Fotoğraflık Ömürler

yunusevren_kampuscam1Uzun mu olmalı cümlelerim… Ağladığımda sessiz mi ağlamalıyım. Sessiz sedasız mı olmalı acılarım? Dertlerimle tek başına mı boğuşmalıyım? Yoksa gökyüzündeki bulutlar kadar değişken mi olmalıyım, olmalıyız, olmalı insanoğlu?

Bir duygu yoğunluğudur sardı dört bir yanımı. Sımsıkı sarıldı her bir “ad” birbirine. Çekilen her bir fotoğraf, dondurmaya yetiyor en güzel anlarımızı, durduramıyor akıp giden zamanlarımızı. Bir şip şaklık, bir flaşlık ömürler, dostluklar, anlar, anılar, paylaşımlar yaşıyoruz. Sırf gelecekte bakıp elimizdeki fotoğraflara “ne güzel günlerdi?” demek, deyip de hüzne boğulmak için.

Son’ları yaşıyoruz, onca ilk’in içinde…. Kimin serveti yeter beni tekrar bu yeryüzüne göndermeye; sana bu fotoğrafları çektirmeye; dostlarını bir araya toplamaya? Daha yazıyorum, bitmiyor ki hüznüm!