e-günlük

Çok okumak mı az ama nitelikli okumak mı?

Benim için zor bir yılı geride bırakıyorum. Yaşadığım sağlık sorunlarını saymazsam, 2018 kültürel anlamda oldukça verimli geçti. Yılın neredeyse her haftasını devlet ve şehir tiyatrolarının oyunlarını seyrederek geçirdim. Okuma deneyimi açısından da verimli bir yıl geçirdiğimi zannediyordum ancak her yıl olduğu gibi bu yıl da okuduğum kitap sayısı ile toplam sayfa sayısını hesaplayınca 2017’nin gerisinde kaldığımı görüp şaşırdım. 

2018 yılında 38 kitap, 2017‘de ise 28 kitap okumuşum. Okuduğum kitap sayısı artmış görünüyor ancak kaç kitap okunduğunun değil toplam kaç sayfa kitap okunduğunun önemli olduğunu düşünen biri olarak asıl toplam sayfa sayılarını karşılaştırdım. 2017 yılında toplam 7.740 sayfalık okuma yapmışken bu sayı 2018‘de 7.396 sayfaya gerilemiş.

Bir önceki yıla göre okuduğum sayfa sayısının düşüşünü birkaç sebebe bağlıyorum. İlki 2018’in büyük çoğunluğunun hastalıkla geçmesi. İkincisi katıldığım kültürel etkinlik (özellikle de tiyatro oyunu) sayısının önceki yıllara göre kat be kat artması. Diğer bir sebep de daha derinlikli okuma yöntemine geçmem. Çünkü 2018 yılında okuduğum kitapların büyük çoğunluğu diksiyon, Türkçenin doğru kullanımı, yaratıcı yazarlıkla ilgili eserlerdi ve hepsini didik didik ederek, notlar alarak, dönüp tekrar okuyarak bitirdim. Bu da okuma hızımı, kitabı bitirme süremi uzattı.

Bu noktada Murat Gülsoy‘un Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık kitabındaki şu cümleleri benim için ciddi anlamda bir teselli: “Okunan kitapların sayısı değil onların okunma yoğunlukları önemlidir. Bazen tek bir kitabı derinlemesine okumak bir kütüphane araştırması kadar ufkunuzu genişletebilir.”

2002 yılından beri okuduğum her kitabı yazarı, yayınevi, sayfa sayısı ve okumaya başladığım tarih gibi özelliklerle not ederim. 2018 yılında okuduğum kitapların listesini açtığımda yıla Barış Bıçakçı‘nın Baharda Yine Geliriz kitabıyla başladığımı gördüm. 2018’e de şu an okumakta olduğum Semih Gümüş‘ün Yazar Olabilir miyim? eseriyle veda ediyorum.

2018’de okuma yöntemim de değişti. Mesafeli durduğum e-kitaplara biraz daha ısındım. “Dijital okuma” olarak tanımladığım bu okuma deneyimini bana sevdiren iOS’un Kitaplar (iBooks) uygulaması oldu. Dijital okumalarımı da iki farklı yöntemle yapıyorum. e-Pub formatındaki kitapları iBooks, PDF makalelerimi de Adobe Acrobat Reader uygulamaları üzerinden okuyorum. Adobe Acrobat’ı yıllardır kullanırım ve vazgeçemeyeceğim birkaç uygulama arasında yer alır. Bu arada dijital okumalarımı iPad Mini 2 ile yapıyorum. Telefon ve bilgisayar üzerinden okumayı sevmiyorum. iPad’i de özellikle sadece okuma deneyimi için almıştım ve kitap boyutundaki mini modelini de bilinçli bir şekilde tercih etmiştim.

Daha nitelikli, daha verimli okuma deneyimleri yaşayacağımız bir yıl geçirmemiz dileğiyle…

Bu konuyla ilgili Ocak 2017’de yazdığım daha kapsamlı yazıyı da okumanızı öneririm:

Kitap okuma önceliklerim ve yöntemlerim

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

1 Yorum

  • Yanıtla mydestiny 02 Ocak 2019 at 00:51

    Sayının değil kitabı derinlemesine okumanın önemli olduğunu düşünüyorum sanırım. 2018 yılı okuma anlamında benim için kötü geçti doğrusu, bu yıl da muhtemelen biraz yavaş geçecek. Yine de her yıl, “bu sene X kadar kitap okuyacağım” hedefi koyarım :) Ve elbette az önce 1000kitap sayfamda 2019 kitap okuma hedefimi belirledim:) Güzel kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun, iyi seneler ^^

  • Bir yorum yazın