Yaratıcı Yazarlık Kursları İşe Yarar mı?

Uzun süredir yazmak üzerine eğitim almayı istiyor ama hep erteliyordum. Ertelememin asıl sebebiyse korona salgınından dolayı hemen her eğitim gibi yaratıcı yazarlık kursunun da çevrim içi yapılmasıydı. Çünkü geçmiş yıllarda Notos’ta yüz yüze katıldığım Semih Gümüş’ün editörlük eğitiminden aldığım lezzeti ve o mekânın atmosferini yeniden yaşamak istiyordum. Bu sebeple bir süredir online devam eden yaratıcı yazarlık kursunun tekrar yüz yüze başlamasını bekledim. Ayrıca bu tarz “atölye” görevi gören eğitimlerden uzaktan / çevrim içi değil aynı masanın etrafında bir arada verim alınabileceğine inandım hep. Semih Hoca’nın yaratıcı yazarlık atölyesinin her yeni dönemi çevrim içi olmaya devam edince, yüz yüze eğitimin artık olmayacağını anlayıp yaratıcı yazarlık eğitimini daha fazla ertelemeyeye karar verdim.

Continue reading →

Blog yazarlarına kitap önerileri

“Yazarın işi yazmayı öğrenmektir.” der Jukes Renard. Susan Sontag da “Genellikle okumak yazmaktan önce gelir. Nitekim, yazma dürtüsü neredeyse her zaman okumakla alevlenir.” diyerek okumanın, yazma üzerindeki önemli etkisine vurgu yapar.

Continue reading →

2019/34 Edebiyattan başka ne yapabilir bunu?

Her gün günlük tutmak, uzun bir ara verdiğim için sanırım, yorucu oluyor. Dostoyevski‘nin dört ciltlik günlüklerinin bendeki tesirinin böyle olacağını tahmin etmemiştim. Bir süre sonra günün sonunda olup biteni özetleyen notlar almak, alışkanlık haline gelecektir eminim. “Çabam, geleceğe güzel hatıralar bırakmak” gibi süslü cümleler kurmayacağım. Akşamları, gündüz neler yaşadığımı ayrıntılarıyla hatırlama noktasında zorluk yaşadığımı fark ettim. Şuursuzca yaşıyorum çünkü, normal bu durum.

Continue reading →

2019/33 Bu, benim için yeni bir deneyim

Nasıl oldu, niye oldu bilmiyorum ama iyi oldu. Blogda ya da kâğıt üzerinde hiç fark etmez, nerede olursa olsun daha çok yazmaya istekli bir dönem yaşıyorum. Bir süredir de bloğumda eskisi kadar sık yazamamaktan hayıflanıyordum. Artık akşam, gün boyunca neler yaptığımı -hatırlayabildiğim kadarıyla- telefonuma not alıyorum. Onları da pazar akşamları süzgeçten geçirip bloğumda haftalık olarak paylaşmaya karar verdim. Bunu eskiden her akşam bıkmadan usanmadan defterime yazıyordum. Tekrar gün gün yazmaya başlayınca ardımda bıraktığım bir hafta boyunca ne çok şey yaşadığımı fark ettim. Koştururcasına soluk almadan yaşıyor, günleri tüketiyorum. Gün içinde neler yaptığım konusunda hafızamı tazelemek bana iyi geldi. Böylece “zaman çok çabuk geçiyor” algısından da kurtulmuş olurum belki.

Continue reading →

Çok okumak mı az ama nitelikli okumak mı?

Benim için zor bir yılı geride bırakıyorum. Yaşadığım sağlık sorunlarını saymazsam, 2018 kültürel anlamda oldukça verimli geçti. Yılın neredeyse her haftasını devlet ve şehir tiyatrolarının oyunlarını seyrederek geçirdim. Okuma deneyimi açısından da verimli bir yıl geçirdiğimi zannediyordum ancak her yıl olduğu gibi bu yıl da okuduğum kitap sayısı ile toplam sayfa sayısını hesaplayınca 2017’nin gerisinde kaldığımı görüp şaşırdım.  Continue reading →