e-günlük

Akıllı Telefonsuz Yapabiliyormuşum

Akilli_telefon_bagimliligi

Teknoloji Bağımlılığı Kongresi‘ne katıldığımı ve oradan notlarımı geçenlerde paylaşmıştım. Cep telefonumu hafta sonu düşürüp arızalanmasına sebep olunca 2 gün boyunca mobil hayata ara verdim. Kısa bir süre de olsa bu deneyim, teknoloji bağımlısı (daha doğrusu telefon bağımlısı) olup olmadığım konusunda kendimi test etmemi de sağladı. Akıllı telefonsuz kaldığımda aklımı yitirmediğimi gördüm ;)

Neredeyse üç yıldır Samsung Galaxy Note 2 kullanıyorum. Birçok kez düşürdüğüm akıllı (bence gerçekten çok akıllı) telefonumu hafta sonu bir kez daha düşürünce video çekmemeye, müzik çalmamaya ve bildirim seslerini çıkarmamaya başladı. Hal böyle olunca telefonu sevgili Kaan’ın usta ellerine teslim edince 48 saat de olsa telefonsuz kaldım. Peki hiç mi sıkıntı yaşamadım; bir bakalım:

  • Öncelikle, telefonum olmayacağı için Google’la ilişkili hesaplarıma girerken çift kademeli güvenlikten dolayı herhangi bir sıkıntı yaşamayayım diye ‘telefona gelen kodla giriş’ özelliğini pasif ettim. Aksi halde birçok uygulamaya erişimim mümkün olmayabilirdi.
  • Evden veya işten çıkarken çok önemli bir şeyi yanıma almadığım hissine kapılıp birkaç saniyeliğine duraksadığım oldu. Telefon, anahtarlar ve cüzdan üçlememin biri eksik olunca böyle bir duyguya kapıldım. Telefonsuz kendimi boşlukta hisseder gibi oldum.
  • Ara ara (özellikle de yolda yürürken) telefonumun cebimde titrediğini zannettim.
  • Metrobüste aklıma birçok fikir gelir ve hemen ya Google Keep’e kaydederim ya da Note serisinin en güzel özelliği S kalem sayesinde not defterime. 2 gün boyunca birkaç fikrin uçup gittiğini itiraf etmeliyim.
  • Telefonumun ana ekranında duran ve katılacağım etkinliklerden ödenecek faturalara kadar birçok ‘yapılacak’ maddeyi gün gün takip ettiğim Google Takvim’de yazan birkaç ayrıntıyı da kaçırdım. (Bu bir anlamda, hafızamı bir cihaza emanet etmemin sonucu.)

Bu sıkıntıların haricinde ‘telefonsuz nefes alamıyorum, canım çok sıkılıyor, 2 gün boyunca kim bilir neleri kaçırdım’ gibi düşüncelere kapılmadım. Whatsapp, Twitter, Facebook, e-posta bildirimlerini kaçıyor olmayı hiç önemsemedim. Elimin altında her zaman bir bilgisayar ya da tabletin olması; ayrıca canım istediğinde bütün bu sosyal mecraları kontrol edebileceğimi biliyor olmak telefonsuzluğu katlanılmaz bir durum olarak görmemi engelledi. Öyle ki işim haricinde ne tablete ne de bilgisayara elimi sürdüm.

Bu arada evimde televizyon olmadığını daha önce de yazdığımı hatırlıyorum. Bu son tecrübeyle ileri boyutta bir teknoloji bağımlısı olmadığımı da gördüm. Hatta annemin meraklanmayacağını bilsem cep telefonumdan da vazgeçebilirim. Ama onun öncesinde akıllı telefonun sağladığı pek çok pratikliğe nasıl farklı çözümler bulabileceğimi düşünmem gerekir.

en_eski_bloglar

Yazıyı noktalamadan “Türkiye’nin en eski blogları“yla ilgili yazıma gösterdiğiniz ilgiden dolayı çok teşekkür ederim. Derlenip toparlanmaya bütün blog yazarları olarak ihtiyacımız varmış; bu beni çok mutlu etti. Feedly’den çok geniş bir blog ağını takip ettiğimi sanıyordum ama en eski bloglar listesini eksiksiz bir şekilde tamamlayabilmek için çıktığım yolculukta beni çok heyecanlandıran yepyeni bloglarla tanıştım. Çoğu 5-10 yıllık olan bu bloglarla yolumuz daha önce nasıl kesişmemiş, şaşırdım. Hatta bu süreçte Atıf Ünaldı, Ayça Oğuş, Cem Sertoğlu, Hikmet Hükemoğlu, Müge Cerman, Ramazan Bedük, Süleyman Sönmez, Tunç Kılıç ve Uğur Özmen‘le diyaloglarım oldu; alaka ve samimiyetlerinden dolayı kendilerine teşekkür ederim. Birkaç güne kalmaz 2007 yılından önce yazılmaya başlanan blogların da yer aldığı tam listeyi yayımlayacağım.

En çok buralardayım: Instagram | Facebook | Twitter

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

6 Yorumlar

  • Yanıtla Gökhan 02 Haziran 2016 at 10:10

    Telefonu bende işim olmadıktan sonra elime almamaya çalışırım. Bazıları var sohbet ortamında bile telefonu elinden düşüremiyor onlara hayret ediyorum. Bende tv izlemiyorum sadece bir tane diziye bakıyorum tv de bir de arada sırada denk gelirse haberleri izlerim. Neyse geçmiş olsun diyelim Evren abi :)

    Bu arada blog listesi çalışması gerçekten çok iyi oldu Evren abi, sayende daha önce hiç bilmediğim blogları keşfettim. Bunun içinde ayrıca teşekkür ederim.

    • Yanıtla e-vren günlüğü 02 Haziran 2016 at 10:15

      Neyse ki dürüst davranıp bir diziyi seyrettiğini söyledin Gökhan; genelde hepimiz sadece belgesel seyrederiz ya ;) Hangi diziyi takip ediyorsun, merak ettim. Blog listesinin tamamını sanırım bugün veya yarın yayımlayacağım.

      • Yanıtla Gökhan 02 Haziran 2016 at 11:22

        Belgeseli internetten izliyorum abi ben arada sırda yapacak bir şey olmadığı zaman, dev yapılar diye belgesel var onu izlerim genelde, TRT de yayınlanan Diriliş dizisi var çarşamba günleri çıkıyor onu izliyorum. Eğer gerçekten tarih dizisi izlemek isteyenlere tavsiye ederim. Muhteşem yüzyıl gibi tarih yatak odasında değil, savaş sahneleriyle geçiyor. Harika bir dizi Diriliş, bugüne kadar hiç bir bölümünü kaçırmadım.

        Blog listesini sabırsızlıkla bekliyorum yeni bloglar keşfedeceğiz sayende. Bu çalışman gerçekten çok iyi oldu Evren abi.
        Eline sağlık

  • Yanıtla cem kazan 01 Haziran 2016 at 16:11

    Akıllı telefonsuz tabi ki de yaşanabilir. Özellikle sosyal medya ile çok alakalı değilse biri. Benim de senin gibi sosyal medya ile fazla aram yok. Olmasa aramam. Ama bloğuma kaç kişi girmis? Yorum yapılmış mı? Senin gibi takip ettiğim bloglar yeni yazılar yayınlamışlar mı? Bunları merak eder ve ararım. Ama çok zorda kalinirsa bunlara da akşamdan akşama bilgisayardan bakılabilir. Ama televizyonsuz olmaz bak :)

    • Yanıtla e-vren günlüğü 01 Haziran 2016 at 18:03

      Ben de televizyonu hiç aramıyorum Cem, ona bağımlılığının sebebi nedir ;)

      • Yanıtla cem kazan 02 Haziran 2016 at 00:41

        Evlendirme programları :) Tabi işin şakası bu. Haberler, tartışma programları, maçlar. Tabi bunları internetden de takip edebilirim. Ama ilk yayın anında izlemek daha çekici geliyor bana.

    Bir Cevap Yazın