e-günlük

Kaçın! ‘Demokrasi’ Geliyor!

Iraklı askerler Kuveyt'te bebek katliamı

Ülkemizde son zamanlarda yaşanan olaylar karşısında son derece üzüntü içerisindeyim; özellikle de şehitlerimiz ve onların aileleri için. Televizyon kanallarından internet sitelerine kadar terör olaylarıyla ilgili bütün haberleri detaylı bir şekilde okuyor, dinliyor, seyrediyoruz. Bir de ben blogumda yazmak istemiyorum. Sosyal ağlarda da rahatsızlıklarımı, hüznümü dile getirmek yerine şehitlerimizin ardından yapılması gerekeni kendimce yapıyorum; Rabbim mekanlarını cennet eylesin, ailelerine sabır versin.

Gezi Parkı olayları sırasında binlerce kilometre ötedeki başka bir ülkeden Türkiye’de yaşananlarla ilgili ahkam kesenlerin o ülkede polis olabilmek için Türk vatandaşlığından ayrılıp o ülkenin kimliğini taşımaya başladığını öğrenmiştim. Bugün yaşanan olaylarda da sokaklarda / sosyal medyada milliyetçi nutuklar atanların askere gitmeyip 10 bin TL’ye bedelli askerlik yaptıklarını öğreniyoruz.

O yüzden biraz yavaş… biraz sükûnet… Görüyoruz ki bize elden elâlemden fayda yok. Bize en çok zarar verenler “bizi bizden çok savunur gibi görünenler; değerlerimiz üzerinden seslerini en çok yükseltenler; sokakta / sosyal medyada Vatan – Millet- Sakarya diye hepimizi galeyana getirmeye çalışanlar.” Bize birlik olmak; dayanışma ruhumuzu kaybetmemek; çalışmak… çok çalışmak; üretmeye devam etmek düşüyor. 

Son dönem özellikle Facebook sayfasındaki paylaşımlarından dolayı bana çok negatif gelmeye başlasa da Banu Avar’ın program sunuculuğunu da yazdığı kitapları da beğeniyorum. Son okuduğum kitabı Kaçın Demokrasi Geliyor‘da bir dönem Irak’ta yaşatılan zulmün perde arkası çok ilginç bir detayla aralanıyor. İnsan, “gerçek zannettiklerimizin aslında bize algılatılan yalanlardan ibaret olabileceği” şüphesine düşmeden edemiyor.

Banu Avar, kitabının 111. sayfasında Amerika’nın 1991 yılında Irak’a müdahalesini hatırlatıyor. Irak ordusu petrol anlaşmazlığı sonucu 1991 yılında Kuveyt’e girince Amerika da Irak’a müdahale kararı alır. Ancak Irak’a kara operasyonuna karşı olan Amerikan halkının bir şekilde ikna edilmesi gerekmektedir. Bunun için de reklam devleri devreye girer ve parlak bir fikir bulunur: Iraklı askerler Kuveyt’te bebek katliamı yapıyor!

Görgü tanığı olduğu söylenen 15 yaşındaki Kuveytli bir kız çocuğu Kongre’nin İnsan Hakları Komisyonu önünde gözyaşları içinde bebek ölümlerini anlatır:

“Iraklı askerler yeni doğmuş bebekleri kuvözlerden alıp soğuk taş zemine koydular!”

Bundan sonrasını Banu Avar’ın kitaptaki cümleleriyle olduğu gibi aktarıyorum:

Dünya kamuoyu şoktadır. Sonuç: Çöl Fırtınası gerçekleşir! Amerikan askerleri Irak’a girmiştir. 135 bin Iraklı katledilir. Milyondan fazla çocuk, kadın ve yaşlı on yıl süren yaptırımlar sonucu hayatını kaybeder.

İşin aslı mı? Bebeklerle ilgili tüm haberler yalandır. Kanada televizyonu genç kızın Kuveyt elçisinin kızı olduğunu açıklamıştır. Oyunu kurgulayan ve repliklerini yazan ünlü reklam şirketi Hill and Knowlton’dır ve bu iş için on milyon dolar almıştır.

Birçok figürana ödemeler yapılmıştır. Amerika’da yaşayan Kuveytliler komisyon önünde “Ben 14 yeni doğmuş ve taşa bırakılmış bebeği ellerimle gömdüm!” gibi açıklamalarda bulunmuşlardır. Komisyondaki ifadelerden sonra George Bush, Amerikan halkına “Bebekleri yataklarından alıp soğuk zemine bırakarak öldüren Iraklılar” diye başlayan konuşmalar yapmıştır

Ve Irak, Amerikan askerlerinin çizmeleri altında kalmıştır.

Kara harekatı başladığında ekranlarda ellerinde Amerikan bayraklarıyla Amerikan ordusunu karşılayan Kuveytliler vardır. Dünya basını bu görüntülere bayılmıştır. Ünlü medya danışmanı John Rendon, bir röportajında, “O bayraklar nereden çıktı sanıyorsunuz! Bu benim tasarımımdı!” açıklamasını yapmıştır.

Türkiye’de bugüne kadar yaşanagelen ve bugün yaşanmakta olan olaylarda nerelerden kimlerin parmağı var; az çok tahmin edebiliyoruz. Böyle düşününce bazen büyük bir karamsarlığa kapılıyorum; her şey bana çok karanlık ve karmaşık geliyor. Yine de Türkiye’nin bütün bu olanlardan daha da güçlenerek çıkacağına, daha aydınlık yarınlara kavuşacağına inanıyorum. Fatih’in fethettiği, Atatürk’ün bataklıktan kurtardığı bu toprakların çirkin oyunlarla yeniden çiğnenemeyeceğini biliyorum.

Evren’i Sosyal Ağlarda Takip E+

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

3 Yorumlar

  • Yanıtla Sultan Karakuş 16 Eylül 2015 at 01:09

    Pek severdim kendisini,üreten bir insandı,erken veda etti bu hayata,kalsa güzel işleri olurdu. Paylaşım için ben teşekkür ederim. :)

  • Yanıtla Sultan Karakuş 15 Eylül 2015 at 02:02

    Banu Avar’ı takip ediyorsan bu yaşanılanların birer kurgu olduğunu da fark etmişsindir Evren.
    Bazı acıların tarifi yok,olan ölenle geride kalana oluyor. Anlamıyorum evinde ayağını uzatıp çay içip kitap okumak varken, kötü olmaya nasıl bu kadar enerji buluyorlar. Ne güzel demiş Kıvırcık Ali,hepimize yeter dünya,ortağız güneşe aya. Hayatı kendimize zindan ediyoruz,kötü olmak kolay zor olan iyi kalabilmek.
    Daldan dala atlıyorum ;ama düşüncelerim kalabalık ve dağınık. Bugün de üzerine düşündüm geldiğim nokta,sanatla uğraşmayan toplumlar savaşla yok oluyorlar. Yazmak,çizmek,söylemek,okumak,dokunmak,hissetmek lazım… Makineleşen dünyada yalnız kalan ve gittikçe bencilleşen insanllığın buna çok ihtiyacı var.

    • Yanıtla e-vren günlüğü 15 Eylül 2015 at 10:10

      Çok haklısın Sultan; Kıvırcık Ali’nin sözlerini de paylaştığın için çok teşekkürler. Çok hoşuma gitti.

    Bir Cevap Yazın