e-günlük

Bu dünyayla tek başına başa çıkmaya kalkmayın

algılama yönetimi, ali saydam

Ali Saydam… Henüz kendisini tanımıyordum.
Algılama Yönetimi… Böyle bir kitaptan haberim yoktu.

Ta ki işe yeni başladığım şirketin tasarımcısı Selim abi Ali Saydam’dan ve onun Algılama Yönetimi kitabından bahsedene kadar. Kitapla ilgili övgü dolu sözler duyunca internetten biraz daha araştırma yapıp kitabı sipariş ettim. Yaklaşık 2,5 ay önce okuyup bitirdiğim Algılama Yönetimi’nden öylesine etkilendim ki hemen ardından Ali Saydam’ın yayımlanmış diğer 3 kitabını da aldım. Vazgeçmek Özgürlüktür ile Eş ve Müşteri Nasıl Kaybedilir? kitaplarını okudum; onlarla ilgili notlarımı da ilerleyen günlerde blogumda paylaşacağım. İktidar Yalnızlıktır kitabıysa okunmak için sırada bekliyor.

Algılama Yönetimi’nin hangi işle uğraşırsanız uğraşın yaptığınız işe ve hayatınıza bakış açınızı değiştireceğini düşünüyorum. Sizi bazı sorgulamalara yöneltiyor. Saydam, bunu yaparken aslında hep kendi mesleki ve özel yaşamına dair deneyimlerini aktararak yapıyor. Bütün bu aktarımlardan payınıza düşeni almak size kalmış. Bu anlamda kitabın alıntılanıp burada paylaşılacak çok fazla yeri var. Bu sebeple kitabı alıp okumanızı tavsiye ediyorum. Yazının sonunda kitaptan notlarımı “Ali Saydam’ın Algılama Yönetimi’nden 10 Öneri” başlığıyla özetlemeyi daha uygun buldum.

Bu özet öncesinde ise Saydam’ın Hülya Avşar’a hitaben köşesinde yer verdiği tavsiyeleri paylaşmak istedim. Bu tavsiyeleri Avşar’a değil de bize yapılıyormuş gibi okuyup üzerinde düşünmek, öz eleştiride bulunmak faydalı olabilir.

  • Kendinizi sonuna kadar sevin ama beğenmeyin. Duygularınıza ve zekanıza güvenin; ama aklınıza güvenmeyin. Bu dünya ile tek başına başa çıkmaya kalkmayın.
  • Ders vermekten hemen vazgeçin. Bir düşünün. Kendiniz dahil ders almaktan hoşlanan herhangi birine hiç rastladınız mı?
  • Herkes gibi olmamak demek herkese karşı olmak demek değildir. Halk deyişiyle “Hem farkında hem de Gülhane parkında” olunabilir. Profesyoneli amatörden ayıran temel farklılık ise birinin içinden geldiği gibi davranması, ötekinin ise hedefine uygun seçilmiş davranış sergilemesidir.

Saydam, kitabında bizlere yol gösterecek çok konuya değiniyor. Satır aralarından bazılarını “Ali Saydam’ın Algılama Yönetimi’nden 10 Öneri” başlığıyla sıralamak istedim:

  1. Beklentilerin üzerinde yaklaşım sergileyin. Beklentinin üzerinde yaklaşım sergilemek, bir tek iletişim yönetimi için değil ilişki yönetimi için de geçerlidir.
  2. Hiçbir profesyonel içinden geldiği gibi davranamaz. Profesyoneli amatörden ayıran ve hedefine kilitleyen temel tutum, seçilmiş davranış sergilemesidir.
  3. Fazla olan yanlıştır; az olan fazladır.
  4. Yöneticiler kurum içindeki herkesin, en kıdemsizinden en kıdemlisine, iş hedefleri hakkında bilgi sahibi olmasını sağlayacak kadar kendinden emin, açık ve net olmalıdır.
  5. İletişimde ‘sonuç odaklılık’, biçimden çok işleve yoğunlaşmaktan geçer.
  6. İletişimde rekabet avantajını sağlayacak olan bilgi değil inovasyondur. Yani neyin, niçin, nasıl ve nerede etkili bir biçimde söyleneceğini, akıl ve gönül süzgecinden geçirerek bütünlemeyi ve çözüm yollarını geliştirmeyi bilmektir.
  7. Bazen susmak da bir iletişim aracı olabilir.
  8. Söylenen gerçekleri tekrarlamadıkça algılamayı derinleştirmek mümkün değildir.
  9. Bir iletişimcinin yeri geldiğinde kendi öznel yaklaşımlarını paranteze alıp evrensel olanla egemen olanı birbirinden ayırmayı bilmesi, hiç kuşku yok ki ilişki ile iletişim arasındaki farkı bilmesi kadar önemlidir.
  10. “Görsel algılamayı yöneteyim” derken imaj yönetiminin tuzağına düşmek her an mümkündür.

Algılama Yönetimi’yle ilgili yazımı sonlandırırken Ali Saydam’ın kitapta değindiği “Kurumsal özgüven” ile “İşletme körlüğü” kavramları göz ardı edilmemeli ve bu kavramların üzerinde mutlaka durulup araştırılmalı.

Evren’i Sosyal Ağlarda Takip E+

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

Yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın