Monthly Archives

Temmuz 2006

e-günlük

Elveda

evren günlüğü

1

YAŞINDA :)

360.Yahoo‘da çok daha önceden tutmaya başlamıştım elektronik günlüğümü. Ama Blog nedir, nasıl tutulur asıl burada öğrendim. 27 Temmuz 2005 tarihinde blogcu.com/yunusevren adresinde başladığım maceranın 365. gününü doldurdum.

Bugüne kadar 30 bin kişi e-vren günlüğü’nü ziyaret etti. Ziyaretçiler 61 Bin defa e-vren günlüğü sayfalarını inceledi. 206 günlük, elektronik ortamda paylaşıldı ve bu günlüklere 762 yorum yapıldı. Aynı zamanda onlarca ziyaretçi otomatik olarak e-vren günlüğü’nü takip etmek için sisteme kaydoldu.

1 yıldır yaşadığım olayları, yaşamımdaki insanları, yaşanılan olaylar karşısındaki yorumlarımı paylaşıyorum e-vren günlüğü’nde. Bloggerlığa kendimi kaptırmışken ve hayatımı bu kadar [de]şifre etmişken Devamını Okuyun

e-günlük

Son Defa Hüss

BİZ O‘NA

HÜSS

DİYORUZ :)

2 gün sonra elektronik ortamdaki 365. gününü dolduracak olan e-vren günlüğü’nde kimi zaman doğrudan kimi zaman dolaylı, çoğu zaman şifrelerle hayatımdaki çoğu insan yer aldı. Onların en başında, e-vren günlüğü ziyaretçilerinin en çok sevdiği isim HÜSS geldi. Minik civcivim Hüss’le yaşadıklarımızı fotoğraflar eşliğinde paylaştığımda ziyaretçi sayısı bir anda zirve yaptı. Hayat [de]şifrelerle paylaşılırken, birinci yılın sonunda Hüss de veda ediyor size, son çekildiği fotoğrafıyla.

Hüss de, Evren’in yaşamındaki pek çok şey gibi son kez yer alıyor e-vren günlüğü’nde. Ama başından beri olduğu gibi gözü hep burada olacak. Biz Hüss’le, Lübnan’dan Irak’a kadar dünyanın dört bir yanındaki savaş mağduru çocuklara dualarımızı gönderiyoruz.

Not: Bu yazı {şuradaki} eski adresinden tüm yorumlarıyla birlikte bu sayfaya taşınmıştır.

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

e-günlük, e-vreniyyat

Keşke

Olan’la ölmüş’e çare yoktur. denir. Olan olmuştur.. Keşke’leri unutun, hayatınızda yaptığınız hiçbir şey için pişman olmayın da derler. Öyle mi gerçekten?

Keşke yapmasaydım dediğim öyle çok şey var ki yirmi beş yıllık yaşamımda. Pişmanlığını duyduğum, hatırladıkça utanıp kendimi zavallı hissettiğim ve de unutmak istediğim.

Ben böyle anlayabiliyorum insan olduğumu ve her geçen gün daha da iyiye gittiğimi ya da kötüye. Keşke’leri silsem de dilimden, biliyorum ki gün gelecek yaptığım her şeyin hesabını vereceğim zaten.

Yaptığıma bin pişman olduğum, keşke yapmasaydım dediğim binlerce şeyi listelerdim buraya ortak paylaşım alanı olmasaydı :) İkinci bir defa rezil olmama gerek yok :) Hesap günü açılacak amel defterim, ben bu dünyada ne kadar unutmaya çalışsam da.

 

Not: Bu yazı {şuradaki} eski adresinden tüm yorumlarıyla birlikte bu sayfaya taşınmıştır.

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

e-günlük, e-vreniyyat

Kuşun ağıdı

ÖLÜMÜ BANA SEN ÖĞRETTİN…

ANSIZIN GELİYOR ÖLÜM ÇOĞU ZAMAN

ve ÇOĞU ZAMAN EN SEVDİĞİN YÜREĞİ ALIP GİTTİĞİ İÇİN,

ÖLÜM AĞIR GELİYOR GÖN[Ü]LE…

BİR YERE KADAR BU YOLCULUK…

                                                                 YOL BİR YERE KADAR…

                      ÖLÜM, ÖYLE BİR GERÇEK

                                                                          HAYAT, ÖYLESİNE GERÇEK BİR YALAN Kİ

ÖLÜM EN BÜYÜK SINAV OLUYOR,

                       GİDEN İÇİN DE

                                           KALAN İÇİN DE…

KUŞUN AĞIDI

Fotoğraflar: EmiLY_pandora

Kaynak: www.plat-forum.org/forum

Sözler: Yunus Evren

e-günlük

TERCİH[LER] DÖNEMİ

ÖSS sonuçları açıklandı, milyonlarca üniversite adayını tercih telaşı sardı. Onun öncesinde OKS sonuç ve tercihlerini de unutmamak gerek. İsrail‘in Lübnan‘ı ezip geçmesi karşısında Türkiye’nin Kuzey Irak’a çıkartma yapıp yapmama tercihi… Hepsinden de önemlisi Deniz AKKAYA‘nın reytingleri alt üst eden Top Model Yarışması’ndaki tercihleri!

***

ÖSS sonuçlarında beni en çok şaşırtan Milli Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK‘in oğlu Enis‘in 185 barajını geçemediğine yönelik haberler oldu. Enis, yurt dışında okumayı düşündüğünü dile getirmiş. Zaten eskiden beri milletvekilleri, parti başkanları ya da devlet bakanlarının çocukları neden ÖSS’ye giriyorlar diye şaşırırdım. Para varken, özel üniversitede okusalar da, zaten sınırlı sayıda olan devlet üniversitelerinin kontejyanlarına dar gelirli ailelerin çocukları yerleşse olmaz mı? Yok, illa ortalamaya etki edecekler, yüzdelik dilimleri oynatacaklar :)

***

Türk halkı Deniz AKKAYA‘nın Star Tv‘deki Top Model yarışmasına kitlenmiş, Akkaya ve jüri üyelerinin manken adayları için yorumlarına kulak kesilmişken hemen çok yakınındaki bir devletin yerle bir olmasına konsantre olamadı henüz. İsrail, Lübnan’ı kan gölüne çevirirken bunu haklı bulan ABD, Türkiye‘nin PKK için Kuzey Irak‘a girme planını sert dille eleştiriyor. Ve çok ilginçtir bütün bunlar yaşanırken bu ülkede Coco Cola, Türkiye’deki kârını 1.8 Milyar Dolara çıkarabiliyor. Aydın‘da Haziran’da açılışı gerçekleştirilen Tesco Kipa‘nın ilk gününde 4 Trilyon‘luk alış veriş gerçekleştiriliyor da patronları şaşkınlığa uğruyor. Biz hâlâ Deniz AKKAYA seyrediyor, Hülya AVŞAR- Kaya ilişkisini tartışıyor, Coco Cola içiyor, McTurca yiyor, Kipa‘dan çıkmıyoruz.

e-günlük

BEN BİR ANDROİDİM :)

Geri sayım başladı. 360 Yahoo’da öylesine başlayan bir e-günlük, bu adreste 365 günlük macerasını doldurmak üzere. 27 Temmuz 2006′da elektronik paylaşımımızın birinci yılını doldurmamızdan ötürü bugüne kadar e-vren günlüğü‘ne yorum bırakan herkese teşekkür e-postaları gönderilmeye başlandı.

DAMAT SAHNEDE

Evlenmeye Karar Verdim” dedim, yer yerinden oynadı. Sanki bir erkeğin evlenmeye karar vermesi dünyada eşine az rastlanır bir olay :) Dün dostlarla çay partisi yaptık. Orada bir kere daha bu kararımı yineledim. 2007 Eylül’ünün ilk haftasının düğün için en ideal tarih olduğunda karar kıldım. Bu kadar tepki gösterenler önemli bir detayı atlıyorlar. “İşim olursa evlenirim” demiştim. Daha da önemli bir noksan: Aday bile yok, panik de yok :)

SİZİ İTHAL Mİ ETTİLER?

Aydın Life‘ı okuyup da benim elektronik günlüğümü ziyarette bulunanlardan bir iki posta geldi: “Siz [derginin yazar kadrosunu kastediyorlar] gerçekten Aydın’da mı yaşıyorsunuz?” Dergi öyle kaliteli, yazarlar fotoğraflarıyla  öyle insanüstü varlıklar gibi görünüyordu ki Aydın’da yaşıyor olmamız mümkün değildi. Ben yazı başına 500 Dolar alıyor, İstanbul metrosunun dehlizlerinde  Androit olarak yaşamımı devam ettiriyorum :) Bu arada Ağustos sayısı için kollar sıvandı, iki gün üniversite kütüphanesinden çıkılmadı. Harika bir yazı çıkarmaya çalışıyorum ortaya ki dün çay partisinde hangi konuda yazacağımı bir sır gibi sakladım :)

SAYGIYLA…

Şaka bir tarafa, Aydın Life’tan buraya yönlenen okurlara, e-vren günlüğü‘nün birinci yılı münasebetiyle teşekkür e-postası alarak soluğu burada alan, inatla e-vren günlüğü‘nü takip eden herkese yürekten teşekkürlerimi sunuyorum. Hiçbir meziyeti olmayan, sıradan bir Türk Vatandaşının yaşam notlarını okuma nezaketinde bulunmanızdan dolayı saygıyla eğiliyorum karşınızda…

e-günlük

ANINDA GÖRÜNTÜ…

Çok nadir seyrettiğim televizyonun başına geçtim bugün. İşi gücü bırakıp kendimi aptal kutusunun ellerine teslim ettim. Star TV‘de yayımlanan Anında Görüntü Show‘a kitlendim kaldım. Tamamen doğaçlama bir program ve Mahşer ile Cümbüş grupları gözlerimden yaş getirtene kadar güldürdüler beni. İnanılmaz keyif aldım programı seyrederken ki bundan sonra cumartesi akşamlarını iple çekeceğim. Son dönemlerde Televizyon Makinası da kanıma işlemeye başlamıştı ki Okan tatile girdi sanırım :)

YAZIK BU ÇOCUKLARA 29 MİLYON TURKCELL‘Lİ !

Çocuk ve bebeklerin istismar edilmelerini önlemek amacıyla reklam filmlerinde oynatılmasının geçtiğimiz yıllarda yasaklandığını sanıyordum ki yanılıyormuşum. Son 6 aydır özellikle bebek bezi reklamlarındaki çocuk oyuncular aldı başını gitti. Son haftalarda ekranlarda en çok dönen reklamlardan biri Turkcell‘inki. Ama ben hala verilmek istenen mesajla reklam filminin bol çocuklu kadrosu arasında bir bağlantı kuramadım. Haluk BİLGİNER, binlerce CelloCan‘a “29 Milyon Turkcell’li için daha fazlasını yapmaya hazır mısınız?” diye soruyor ama önce bu çocukları gaza getirerek. Demek yıllardır Türkiye’nin bir numaralı GSM operatörü olmanın sırrı bünyesinde CelloCan adı altında çocuk işçi çalıştırmaktan geçiyormuş. Bilgisayarla çoğaltılmış onlarca çocuğu reklam malzemesi yapıp, reklam filminin sonunda onlara masumane bir tavırla “Süt istiyorum” dedirtmek  Cello Halkı  sömürmek, kullanmak, aldatmak, aptal yerine koymak değil midir?