Kitapların Kitabı: Yaşadıklarım Belleğimde Uğulduyor

2023’ten 2024’e Semih Gümüş’ün son kitabı Yaşadıklarım Belleğimde Uğulduyor kitabıyla girdim. Bir anı kitabı olmasından dolayı keyifli bir yolculuk olacağını düşünmüştüm, tahminimde yanılmadım. Gümüş, Abdullah Ezik’in k24kitap için Mart 2023’te kendisiyle yaptığı söyleşide Yaşadıklarım Belleğimde Uğulduyor için “sanırım en sevdiğim kitap bu” diyor. Ben de kitabı okumaya başladığım ilk andan itibaren, Gümüş’ün kitapla ilgili sözlerini işaretledim, sonrasında da Ezik’in kendisiyle yaptığı söyleşide alıntıladığım cümlesini okuyunca bu yazıyı yazmaya karar verdim. Bu yazıda Yaşadıklarım Belleğimde Uğulduyor‘da neler anlatıldığını değil, son eserinin Gümüş için önemini, ona yüklediği değeri yine kendi cümleleriyle özetlemeye çalışacağım.

“En sevdiğim kitaplarımdan biri” dediği Yaşadıklarım Belleğimde Uğulduyor‘u dağ -göl-orman üçgeninin ortasında yazdığını anlatıyor Gümüş. Kitabı yazmaya ne zaman başladığını bilmiyorum ama yazarlık serüveninin kırkıncı yılında tamamladığını öğreniyorum satırları arasında. Öyle ki kırk yıllık birikimle ortaya çıkan Yaşadıklarım Belleğimde Uğulduyor, yazdıklarını yayımladıktan sonra okumaya korkan yazarlardan olmasına rağmen Gümüş’ün yıllar boyunca ara sıra eline alacağını şimdiden gördüğü bir eserdir.

Yukarıda her ne kadar “bir anı kitabı” diye bahsetsem de Yaşadıklarım Belleğimde Uğulduyor‘dan, Gümüş aslında başından sonuna dek yalnızca yaşadıklarından oluşan bir hatırat yazmayı düşünmediğinin altını çiziyor. Çünkü doğru bir kitap tasarımını kafasında evirip çevirdikten sonra, yaşadıklarından kendisinde iz bırakmış olanların yanı sıra, kitaplar, yazarlar, edebiyat ve okumak üstüne düşüncelerini de içeren bir kitap fikri aklına daha çok yatıyor. Böylece daha doğru ve Gümüş’ün huyuna suyuna, düşünme biçimine daha uygun, kendisini daha iyi yansıtacak bir kitap ortaya çıkacaktır. Keza, her şeyi yazmamasına rağmen, tam da hem böyle hem hacimli bir kitap ortaya çıkmıştır. “Bir hayat ve düşünce kitabı” olarak tanımladığı Yaşadıklarım Belleğimde Uğulduyor için belki de bu sebeple “En kalın kitabım bu” demektedir.

Yaşadıklarım Belleğimde Uğulduyor, sadece Semih Gümüş için değil onun kaleme aldığı tüm eserleri arasında en özel yere sahip kitap olma ünvanını, yazarının kendi cümleleriyle ona tanıdığı ayrıcalıkla zaten yayımlanır yayımlanmaz elde etti. Çünkü hangi yazar, yayımladığı hangi eseri için “kitapların kitabı” ifadesini kullanmıştır ki? Gümüş, “Bir hayat kitabı, yaşadıklarımın, düşündüklerimin, sevdiklerimin, hissettiklerimin, kitapların kitabı” diyecek kadar özel bir yere koyduğu Yaşadıklarım Belleğimde Uğulduyor‘un isminin de kolay belirlenmediğini -çok ayrıntıya girmeden- not düşüyor sona doğru. Her kitaba isim koymanın zor olduğunu hatırlatıp Yaşadıklarım Belleğimde Uğulduyor için birkaç isim önerisinin olduğunu, bunları önüne koyup mevcut olanı belirlediğini yazıyor. Yaşadıklarım Belleğimde Uğulduyor‘u kitaba isim olarak belirleme sebebini de “Daha çok geçmişin bendeki etkisini, izlerini anlatan bir ad, sanırım bu kitabı iyi anlatıyor.” diyerek açıklıyor.

Gümüş’ün de belirttiği gibi 425 sayfalık Yaşadıklarım Belleğimde Uğulduyor, en kalın kitabı. Buna rağmen, yine de her birikimini, hatırasını, düşüncesini aktarabildiği bir eser değil. Zaten her şeyi bilerek yazmadığını, bazılarının kendisinde saklı kalacağını açıkça söylüyor. Ayrıca Yaşadıklarım Belleğimde Uğulduyor‘a “en”li övgüler sıralamasına rağmen yine de onun yazmak istediği asıl kitap olmadığını farklı sayfalarda iki kez vurguluyor Semih Gümüş. “…yazmak istediğim en önemli kitabımı yazamadan gideceğim bu dünyadan.” diyor, sonra “Üstelik yazmayı tasarladığım en iyi kitabımı yazamadan gideceğim bu dünyadan.” diye yineliyor.

Kendisi bunun mümkün olmayacağına ısrarla inansa da umarım, Yaşadıklarım Belleğimde Uğulduyor‘dan sonra yazacağı her kitap Semih Gümüş’e, “asıl yazmak istediğim buydu” duygusunu yaşatır.

Semih Gümüş’le 2021’de yaptığım podcasti de aşağıdan dinleyebilirsiniz:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir