“Birine evet dediğimiz anda bütün dünyaya da hayır mı diyoruz acaba?”
{Ekim ’06 MisAfiR KaLeM Yazısıdır}
Ruh Eşim’e…
Kızgın bir yaz güneşinin kavurduğu kumsal karşılaştırır “EVET”le bizleri kimi zaman, kimi zaman bir asansör loşluğunda karşına çıkar hayatın gerçek renkleri tüm çıplaklığıyla. Soluğun kesilir sanırsın (sıcaktan yada korkudan); kesilir de nitekim. Uyku hiç tanımadığın yabancı olur yatağında, yorgan düşmanın. “Yüreğime düştüğün an koptu fırtınalar, anladım okyanuslarımın rüzgarı sensin”lerle başlayan yazılar doldurur elinin değdiği her kağıdı ve her kağıt asılır gözünün değdiği her bir kareye.
Geçiyor diye yas tuttuğumuz Continue reading →




Menderes, 27 Mayıs ihtilalinin ardından bir müddet Harbiye’de alıkonulur, daha sonra Haziran ayında Yassıada’ya götürülür. İçinde bir karyolanın iki buçuk metre uzunluğunda, iki metre genişliğinde bir odaya yerleştirilir. Haftada birkaç saat dışında buradan çıkması yasaktır. Yassıada’nın eski başbakan için tek yasağı bu değildir: Dış dünyadan haber almasını sağlayacak gazete ve kitap okuması, radyo dinlemesi, diğer mahkumlarla konuşması da yasaktır. Başına 24 saat bekleyen, iki saatte bir değiştirilen nöbetçi dikilir ve odasına ağzından çıkması muhtemel tek bir kelimeyi bile kaydetmesi için özel bir ses dinleme cihazı yerleştirilir. Yassıada’da kalan diğer tutukluların arada bir birbirleriyle konuşmaları serbestken, Menderes’in 24 saat boyunca başında bekleyen nöbetçiyle dahi tek bir kelime konuşması yasaktır. Öyle ki avukatlarıyla bile yalnız görüştürülmez, uzun uzun konuşturulmaz.

