Fotoğraf Çekilememe

İbrahim’in askerden dönüşü, Ziya’nın izne gelişi ile hep beraber İmamköy ılıcalarına gitmiştik. Oradaki birlik beraberlik duygusu kadar önemli bir mevzu daha vardı: Fotoğraf çekilememe. Aslında olayın derinine indiğimizde asıl meselenin “fotoğraf çekememe” olduğu açık bir şekilde ortaya çıkacaktır.

Gülmekten yarılırken yine de birkaç poz çekebildiğim için şanslıyım ;)

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

Allah Yunus’u Yarattı ve Pala Onu Yeniden Yazdı

Şimdi anlarım nedendir, Evren’in başına Yunus koyulduğu! Aşk’a doymayan Sevgiliye koşandır! Yunus yıllar yılı aramış, divâne olmuş. Şimdi anlarım nedendir… Umduğunu bulmak değil marifet! Marifet; Sevgiden Hakk’a varmak, Hak’tan Sevgiliyi yaratmak…

OD; İskender Pala için onun son romanı, bir Yunus romanı. Benim içinse o, hem Pala’nın yazdıkları hem de kitabın ilk kapağıyla son kapağında kardeşimin yazdıklarıyla muhteşem bir hazine. OD; ölümünden asırlar sonra İskender’den Yunus’un aziz hatırasına bir armağan; Evren’in En Muhteşem Efe’sinin de bana en özel hediyesi.

OD’da Yunus Emre‘nin Derviş Yunus’tan Bizim Yunus olana kadar ki sürecini kendi, Molla Kasım ve oğlu İsmail’in ağzından dinliyor; İskender Pala’nın usta kaleminden okuyorsunuz.

Irmak ile göl olmak arasında adımları gidip gelen; Bütün mesele ırmak olup koşmalı mı; yoksa göl olup dinlenmeli miyim? sorusuna yanıt arayan bir Can Yunus… Bütün evreni, kendini bilme yolunda bir kitap sayan Derviş Yunus… Pişmanlık kadar insana yakışan bir hal tanımadım ben diyecek kadar pişmanlıklarla dolu bir Kul Yunus… İlahî, gider benden benliği ve doldur içime Sen’liği! diye haykıran bir Âşık Yunus…

OD’u okuduğum süre boyunca Yunus’u, oğlu İsmail’i, Molla Kasım’ı, Tabduk Emre‘yi ve hatta Mevlana‘yı dinledim. 359. sayfanın son satırıyla onlar susunca, evrende derin bir sessizlik oldu; ben bu sessizliğin sükûnet olmasını diledim.

Seni okudum / Seni gördüm /Seni hissettim / Sana dokundum / Seni tattım / Seni tanıdım / Seni anladım!

Vakti gelmişti… Gelmişti ki; Ben bu kitabı aldım, okudum… Yıllarca gerekeni yapmamışken bu satırlarda ve sözlerde oldu hepsi. Sen oldun aktın içime, yüreğime… En güzeli de ben abimi tanıdım, anladım. Benim abim; Yunus Evren…

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

Bir Çırpıda Okunan Hayatlar

Bir çırpıda okunacak bir yazı yazayım diye  bilgisayarımın başına geçip yazı yazma müziklerimi açtığımda yukarıdaki başlık aklımda değildi. Son eklediğim yazıdan bu güne neler yaptığımı size bir çırpıda yazabilirim belki ama hiçbirimizin hayatı bir çırpıda yaşanmıyor oysa değil mi?

Yazmam gibi benim her işim hayatta geç oluyor; buna 81 laneti de deniliyor; her şeyin bir vakti vardır, demek ki senin için henüz erken de. Bu durum neyle izah edilirse edilsin, ben hayatımdaki geç kalınmışlıkların, ağır aksaklıkların farkındayım; niçin böyle olduğununda…

12 Aralık’tan bu yana e-vren günlüğü’nün Blog Ödülleri 2011‘de ilk 10 arasında yer almasından dolayı tebrik eden arkadaşlarım var. Adı üstünde halk oylaması ve tebrikleri hepimiz adına kabul ediyor, ben de bizi tebrik ediyorum ;) Kişisel bir e-günlüğü bu denli sahiplendiğiniz için 7 yıldır olduğu gibi bugün de gururluyum.

Günlerdir facebook hesaplarımı birleştirmekle meşgulüm. Ben bunu yaparken Facebook da e-vren günlüğü profilinde Zaman Tüneli özelliğini aktif edebilmeme imkan tanıdı. Şu an için karışık görünüyor ;)

Bir de onlarca fotoğraf cdsi ile cebelleşiyorum. Vakti zamanında masaüstü bilgisayarım çöker möker diye cd yapıp arşivlediğim bütün fotoğraflarımı bu kez netbooka taşıyorum ;) Sonra da büyük bir keyifle cdleri kırıp atıyorum oh ;) İlk fotoğraf makinemi -ki hâlâ saklıyorum- 2004’te aldığım için fotoğraf arşivlerim o tarihten itibaren başlıyor. Bazı kareleri yeniden gördüğümde keyifleniyorum, bazılarında da hüzünleniyorum.

Önümüzdeki hafta e-vren günlüğü’nün 2006’den önce yazılmış ve {şurada} bulunan arşivini de tek tek buraya taşıyacağım. Üstelik yorumlarıyla birlikte ;) Bir de sosyal paylaşım sitelerindeki hesaplarımda kırık kırık yazdığım cümlelerimi burada ayrı bir başlık altında toplamaya hazırlanıyorum.

Sanal alemde işler bu şekilde iyi güzel de içimde garip bir hüzün var. Gurbet sabahlarına uyananlarınız ve tam da öylesi sabahlar da insanın içini yakıp kavuran o duyguyu yaşayanlarınız varsa, uzun uzun tarif etmeyeyim, işte tam da öyle bir hissin kucağındayım. Bu bloga yazılacak yazılar, okunacak kitaplar, seyredilecek filmler, çekilecek fotoğraflar, girilecek sınavlar, ölüm – düğün ziyaretleri hiç bitmez; ta ki insan bitene kadar. Benim yavaş ilerliyorum bu hayatta diye hayıflandığıma bakmayın, çok hızlı akıyor zaman; sürekli bir koşuşturma ve bir türlü varılamayan o otobüs durağını bulma derdindeyim. Sanki bir şey olacak da işleri sınavlar, bilmem ne telaşları bitecek deohhh! deyip şöyle bir rahatça oturacağım ve otobüse gelecek binip gideceğim. Ama nereye? Daha da kötüsü tüm duraklarda bir sonraki durağa varmak için daha farklı bir telaş başlıyor; o durak hiçbir zaman gelmiyor!

Yıllar önce en küçük kardeşim İbrahim daha ilkokul 1. sınıftayken öğrendiği tohumlar fidana şarkısını söylerdi yarım yamalak; hiç büyümesin hep böyle masum şarkı söylesin benim kardeşim der, çok duygulanırdım. 20 yıl mı ne geçti. Daha dün Hüss, ben ona elma rendelerken mutfağa yanıma gelip derste öğrendiği ilahiyi okudu. Taze portakal suyu mesele değil de… Hüss hiç büyümesin. Hiçbir çocuk hiç büyümesin. e-vren günlüğü de büyümesin, 10. yaşına girsin 3-4 yıl sonra tamam ama o da biz de hepimiz küçücük kalalım!

facebook’evreni facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik

Bowlingi Seviyorum

Ziya ve Deniz‘in nikah törenlerinden hemen sonra, İbrahim‘in asker izninin bitmesinden hemen önce bowling heyecanı yaşıyoruz. Kardeşlerimin şaşkın ifadelerle puan tablosunu takip etmeleri gayet normal.

Hep beraber ilk kez bowling oynayışımız, benimse ikinci tecrübem. İlkini Pamukkale Üniversitesi yıllarımda Denizli’de eski sınıf arkadaşlarımla oynamıştım. {O gün sen de bizimleydin Melda Nur; nur içinde yat.}

Puanlar yavaş ilerlese de tecrübesizliğime rağmen oyunu gayet iyi götürdüm. Birinciliği Ziya’yla paylaştım fakat yaş büyüklüğü açısından galibiyetimi gönül rahatlığıyla ilan edebiliyorum ;)

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni ] RSS abonelik

Amasya’yı Ege’ye Taşıyalım!

Benim canım Türkiyem’in her karış toprağına vurgunumdur ama gezip gördüğüm çok az şehri beğenmişimdir. Kardeşimin yemin töreni için geçen hafta ilk kez ziyaret ettiğim Amasya‘yı ben çok sevdim ve Ah Amasya, tek kusurun Ege’ye uzaklığın. dedim ;) Ege’nin insanı Ege’den başka yerde yapamaz. diyenlerdenim ben. Dünyanın merkezi Ege’dir sanki benim için ve bu sebeple pek beğendiğim Amasya’nın bir şekilde Ege’ye kaydırılmasında veyahut şehri tam ortasından ikiye ayıran Yeşilırmak’ın yönünün değiştirilerek Adnan Menderes Bulvarı’nın göbeğinden akmasını talep ediyorum. Büyük ve Küçük Menderes kardeşlerin iznini de almak şartıyla elbette :P

İbrahim, bizim ailenin son askeri. Sayesinde Kayseri‘yi görecekken son dakikada soluğu Amasya’da aldık ve bu kutsal görevin yeminle taçlanan gururunu Amasya Askeriyesinin güler yüzlü ev sahipliğinde tattık.

Bu şehirde en çok kıskandığım özelliklerden biri, kentin ortasından geçen Yeşilırmak. Karadeniz’e dökülen en büyük akarsuyumuz olan Yeşilırmak boyunca bir ressamın fırçasıyla çizilmiş gibi ahşap evler uzanıyor ve her iki yakada da yürüş yolları, park alanları yapılmış. Amasyalılar biz Aydınlılar gibi Continue reading →

Son Perden Ağırdı 2009

Doğsaydı, ismi Mehmet olacaktı. Buna rağmen daha doğmadan isminden sürekli bahsettirdi; herkese nefeslerini tutturdu. Beyinlerdeki onlarca soru işaretine sebep olan  Hüss’ün doğmamış minik kardeşi, aylar önce yaptığı iki sürprize bir yenisini ekledi Aralık 2009’un son pazartesi günü… Hüss dün gece, hem içten içe kıskandığı hem de kavuşmayı merakla beklediği Mehmet kardeşini kucaklamak yerine hayatındaki ikinci “ölüm” karmaşasını kucakladı. Doğsaydı Mehmet olacaktı; Mehmet yaşasaydı Hüss, “ağabey” olacaktı…

2009’un son aylarını boğazında bir düğümle geçiren ailem, yılın son günlerini büyük bir hüzünle hatıralar defterine not etti. Bu, ömrümün yazılı hafızası Continue reading →