Salak Ayağına Yatmak

Adil olmayan bu yarışta, oyunu kurallarına göre oynamaya çalışıyorum!

Ders çalışırken, yazı yazarken ağzının boş durmasını sevmeyen {ya da evvelden böyle alışan} biri olduğum için çayı yudumla, tabaktakileri atıştır derken epey vakit geçiyor. En iyisi hepsini bitirip rahat edeyim; ne yapacaksam öyle yapayım diyorum.. Şu an olduğu gibi :)

Cumartesi günkü Dereköy gezisinden bir gün sonra Aydın’da mevsim birden kışa döndü. İki gündür ayakkabılarım su içinde. Resmen Mart kapıdan baktırdı değil; Nisan kazma kürek yaktırdı durumu söz konusu Aydın’da.. Artık frizbimi çıkarıp, var gücümle fırlatmak istiyorum!

Heyecanla beklediğim iki ay Nisan ve Mayıs için ilk önemli tarih yarın. Bir başvurumun neticesi belli olacak. Sonra peşisıra önemli gelişmeler geçidi…

KPSS için ders çalışma modundan çıkmak üzereyim neredeyse. Uhuvetim daraldı adeta :)

Bazen -aslında çoğu zaman- aptal rolü yapmak durumunda kalıyorum. {Zorunda bırakılıyorum da diyebilirim.} Böylesi bir durum sanki elimdeki malzemeyi arttırıyor gibime geliyor. Düşünen, yazan ve üreten birisinin bu kadar sessiz ve gözlemci olması pek hayra alamet olmasa gerek. Sanırım bu, en güçlü silahlardan biri “kalem”e hakim olabilme becerisinin insana sağladığı özgüvenden kaynaklanıyor..

“Fikrim’den Zikrim’i Unuttum” Dile Geldi


“Fikrim’den Zikrim’i Unuttum” Dile Geldi

Sevgili Salih, program yaptığı radyoda son yazdığım Fikrim’den Zikrim’i Unuttum başlıklı yazımı seslendirmiş; seslendirmekle kalmamış kaydı bana göndererek güzel de bir süpriz yapmış. Ben e.postalarını görmeyip, gündüz de telefonlarına cevap veremeyince bu güzel sürprizi akşam öğrenmek; kaydı da geç bir vakitte dinlemek durumunda kaldım. Bu Salih’in sesinden dinlediğim ilk yazım değil ama kaydı dinlerken çok heyecanlandım. Yazıyı yazarken iç sesim elbette farklı oluyor; bir başkasının sesiyle onu dinlemekse apayrı duygular yaşatıyor bana. Kendisine de her zaman söylediğim üzere çok beğendiğim sesiyle yazıma hayat vermiş; çok da güzel seslendirmiş.

Salih, e-vren günlüğü’nün ilk MisAfiR KaLeM‘i olma özelliğinin yanına e-vren günlüğü yazılarını ilk seslendiren kişi olma özelliğini de eklemiş oldu :) Hazır yeri gelmişken; ]fotoğrafhikayeleri[ projesinde ilk kez kendi çektiğim değil de çekimlerini çok beğendiğim Servet’in fotoğrafını kullanmıştım. Her iki kardeşime de e-vren günlüğü’ne kattıkları renkten dolayı teşekkür ediyorum.

2009 Baharına Dereköy’de “Merhaba” Dedim

Her gün önünden iki defa geçtiğim onlarca köy içinde Dereköy, göz alıcı yeşillikleriyle, yamaç boyu muntazam dizili taştan evleriyle fazlasıyla dikkatimi çekiyordu. Birkaç öğrencimin de Dereköylü olduğunu öğrendiğimde birinci dönemden beri bahar gelsin, köyünüzü ziyaret etmek istiyorumdeyip duruyordum. Bahar geldi; haftalar öncesinden tarih belirlendi; program yapıldı. Hafta içi her gün katettiğim o yollara bugün öğretmen kimliğimi (!) bir kenara bırakıp e-vren’in objektifini omzuma asarak çıktım.  İşte, bana kahkaha dolu birgün geçirten üç öğrencim, bir daha piknik yapacak olursam mutlaka deneyeceğim bir yemek tarifi ve bir fotoğrafın çekim detayının yer aldığı Dereköy günlüğünün detayları:  Continue reading →

Hangi Blogları Okumuyorum?

Bilgisayar başında, internette ve özellikle de e-vren günlüğü’nde fazlaca vakit geçiren biriyim. 4 yılı aşan blog macerama rağmen, sağlam bir blog okuru olduğumu söyleyemem. Hem vakitsizlik hem de bilgisayar ekranından yazı okumayı sevmemem bunda etkili. Ama elbetteki bu, ısrarla ve düzenli olarak takip ettiğim herhangi bir blog yok anlamına gelmiyor. Ayrıca zaman zaman kaliteli içeriğe sahip yeni bloglar keşfettiğim oluyor ve bu beni heyecanlandırıyor.

Daha da Önemlisi: Hangi Blogları Okumuyorum? Continue reading →

Facebook’un Üyelerine Gösterdiği Takdir Edilesi Saygı

Bu, fotoğraflarımın başkaları tarafından kendilerininmiş gibi kullanılması konusunda yaşadığım üçüncü sorun. {Daha haberimin olmadığı neler var kim bilir} Nereden nereye… {Nesrin hanım değil elbette, aşırı yorgunluktan şahısları birbirine karıştırdım} Antalya’dan Nalan, yaklaşık 1 yıldır e-vren günlüğü’nü takip ediyor. Geçen haftalarda eski bir arkadaşını facebook‘ta ararken karşısına fotoğrafı tanıdık ama ismi yabancıbir profil sonucu çıkıyor :) Hemen bana haber verdi. Ardından hemen Ömür Tuncaay isimli şahsa ve arkadaş listesinde yer alan arkadaşlarına mesaj gönderildi. Elbette bununla yetinilmedi; fotoğraf ve profil facebook’a ihbar edildi. Ve facebook’un kişi ve telif haklarını koruma çabası baş döndüren bir hızla Continue reading →

Fikrim’den Zikrim’i Unuttum

 ]fh[ fotoğrafhikayeleri {Mart ’09}

Rahmetinle can bulduğum Ey Rab!

Yer toprak; toprak kara. Gök, parça parça bulut; kapkara… Bir avuç suyunda ruhum, acılardan kararmakta!

Dağları, gökleri ayakta tutsun diye dikmişsin; gönlümü dağlasınlar diye değil. Beni, soluk alıp vereyim diye yaratmışsın; soluksuz kalayım diye değil. Alem senin adını AŞK’la zikrederken, fikrimden zikrimi unuttum. Akların içindeyken, rengarenk düşlerle büründü gözlerim. Yüzerken, yürüyene imrendim; yürümeye çalışırken uçana…  Bir avuç suyunu, enginlere değişmez iken; kaydı gönlüm koca okyanuslara. Karasız, kıt’asız sular dar gelir oldu bana. Benim neslim değil bu yabani diyardakiler; benim dilimden konuşmuyor bu gurbet eldekiler.  Rengim renk değil; cismim kendi cismim hiç değil. Adım başka, sanım başka, ruhum karanlıklarda. Başımı öne eğdim utandım; kafi gelmedi gömüldüm yaban sulara.

“Ne oldum?” dedim; derken “ne olmam gerektiğini” unuttum. Başını toğrağa gömmüş bir deve kuşu misali kendimi ‘yer ile gök’ün arasında karanlık bir akıntıda buldum.

——–

Fotoğrafın Hikayesi: Servet TETİK’in objektifinden yansıyan yukarıdaki fotoğraf Şubat 2009’da Ankara Kuğulu Park’ta çekildi ve “Saklambaç” ismiyle {şurada} yayınlandı. fotoğrafhikayeleri projesine katkısından ötürü Servet’e teşekkürler..

Nihayet Aydın’da Kabus Sona Erdi!

İki dönemdir Aydın Belediye başkanlığını yürüten İlhami ORTEKİN‘e kanım oldum olası ısınmamıştı. 2009 Yerel seçimlerini bu sebeple çok önemsiyordum. Ortekin seçilmesin de kim belediye başkanı olursa olsun gibi basit bir mantıkla bile yaklaşıyordum olaya :) Nihayet, Aydın’ın sıkıntılı ve kabus dolu yıllarına imzasını atan İlhami Amca gidiyor; yeni bir dönem başlıyor :) 

Bu zorlu yarışta 3 sağlam erkek adayı geride bırakan kızıl saçlı yeni belediye başkanı Özlem Çerçioğlu hakkında pek fazla bir bilgim yok ama Aydın’ın tarihinde ilk defa bir bayanın yönetimi devralıyor olması insanı ister istemez  heyecanlandırmaya yetiyor. Türkiye’de kadın belediye başkanına sahip iki şehirden birinin Aydın olması da gözlerin Efeler diyarına çevrilmesinde büyük etken olacak gibi.  

Aydınlı bir genç olarak, Denizli’ye, İzmir’e gittikçe oradaki belediye çalışmalarına hayran kalıp geri dönüyordum. Dışarıdan bir misafirimiz geldiğinde yüzümüzü her seferinde yere eğmek zorunda kalıyorduk ve bence buÖnce İnsangibi içi boş slogandan başka bir şey üretemeyen İlhami Ortekin yüzündendi. Durdu durdu gider ayak teleferik yapası tuttu, kimse binmedi. Bilmem kaç trilyona iki tane yürüyen merdiven kondurdu; kimse yürümedi :) Zevksizlik abidesi yürüyen merdivenlerle bir anda statü atladığını zannetti birileri.

Adaylar konusunda Aydın için tarihi bir seçim süreciydi. Milletvekiliyken belediye başkan adayı olan Özlem Çerçioğlu’nu  bu kararından dolayı başlarda yadırgamıştım. Ama en çok tartışılan adaylık ise hiç şüphesiz Continue reading →