Üç yıl önce Ekim 2007’de Ramazan bayramı vesilesiyle eklediğim şu yazıya birkaç hafta sonra bir yorum gelmişti. Söz konusu yazıya yapılan o yorum, e-vren günlüğü veri tabanı wordpress’e taşınınca silindi ama beni hayrete düşüren o yorum değil yorumdan sonraki epostalaşmalar sonunda öğrendiğim gerçekti. Continue reading →
e-vren günlüğü Güncellemeleri
Ekim ’10
– Evren Soyuçok Photoblogger adıyla facebook hayranlık sayfası yayına başladı.
– Yorumlar artık yine yorumlar kısmından cevaplandırılmaya başlandı.
Haziran ’08
– e–vren günlüğü’nün ziyaretçilerine özel facebook profili açıldı.
Bir Gün Kendimi de Klonlarım
Bizim mahallenin delikanlılarından Ferhat‘ın sayesinde fotoğrafla haşır neşir bir hafta sonu geçirdim. Önümüzdeki cumartesi fotoğrafla muhabbetimin dozunu biraz daha arttırmayı planlıyorum.
İlk Ziya‘da denediğim, (zaten böyle bir şeyi denediğim için Ferhat tarafından başımın etinin yenilmesi sebebiyle ikinci kez uğraştığım) fotoğraf klonalama çalışmasını tekrar denemeyi düşünmüyorum; en azından bir süreliğine.
Kafamda hâlâ çekemediğim iki kare var ki hayalimdeki o iki farklı fotoğrafı ne zaman nerede çekebilirim çok merak ediyorum ;)
Bu arada Okan, son programında laf arasında fotoğraf işlemeyle (fotoşoplamayla) ilgili güzel bir detaya değindi. “Eskiden insanlar bir yerde arkadaşıyla bir şeyler içerken fotoğraf çektirirdi, fotoğrafçı bir koşu dükkanına gider 20 dakika sonra fotoğrafı bastırıp size teslim ederdi. Şimdi fotoğrafı çektikten sonra fotoşoplamak için üç gün eve kapanıyorlar.“ benzeri bir şeyler söyledi. Hakikaten öyle. Fotoğrafı çekmek, fotoğrafa bilgisayar başında son şeklini vermek kadar vakit almıyor sanki. En azından amatör bir fotoğrafçı olarak şunu söyleyebilirm ki bir fotoğrafı çektiğim gibi flickr‘a ekleyemedim henüz ;)
İçime sinene kadar fotoğraf üzerinde değişiklik yapmak, saatlerimi harcamama sebep olabiliyor. Ama çok zevk alıyorum. Hem de ne zevk ;) İki kez gitar hocasını değiştirmemin sebebi, fotoğrafa dört elle sarılmamın altında yatan sebepte gizliydi. Ben, (fotoşoplamayı saymazsak) sonucunu hemen alabildiğim ve üzerinde istediğim değişikliği yapabildiğim uğraşları seviyor{muş}um ;)

evrengunlugu.net
2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.
e-vren’in objektifi’ne Genel Bir Bakış
Fotoğraf, hayatımda farklı bir yönde ve boyutta yol almaya devam ediyor. Aslında meşgul olmamam gereken uğraşlarla cebelleşirken amatör olarak “fotoğraf çekmek” ve fotoğrafı işlemek beni kafamdaki hengameden biraz olsun sıyırıyor. Birden düşündüm, e–vren’in objektifinden dediğim uğraşımın seyrini niçin derlemiyorum ;) Facebook profillerimde paylaştığım çekimlerimin haricinde herkese açık olarak paylaştığım flickr.com’daki belli başlı çekimlerimin detaylarını yazmaya karar verdim.
Yukarıdaki fotoğraf flickr.com‘daki hesabıma yüklediğim ikinci fotoğraf. Hayatımda çektiğim ilk fotoğraf değil, keşke o karenin hangisi olduğunu bulabilseydim ;) Flickr’a yüklediğim ilk fotoğraf, benim bir portrem olduğu için onu buraya almaya gerek duymadım.
100. fotoğraf, Aydın’da bir alışveriş merkezinde çektiğim bu ufaklığa ait ;)
Yukarıdaki fotoğraf da flickr.com‘daki arşivime 500. kare olarak eklendi. Haydar Doğramacı imzasını taşıyan bu çalışma evrengunlugu.net’in 5. yılı için Ege Ü. BİTAM stüdyosunda gerçekleştirilmişti.
Isparta‘daki Süleyman Demirel heykelini çektiğim yukarıdaki kare de en çok ziyaret edilen fotoğraf özelliğini taşıyor. Bu fotoğrafın 1.liği hiçbir fotoğrafa kaptırmamasının sebebini çözebilmiş değilim ;)
Flickr.com ziyaretçilerinin en çok favorilerine eklediği fotoğrafım da bu yukarıdaki çekimim. Flickr yapışkanı ve yemek kaşığının e-vren’in objektifinden yansımasını ben de seviyorum ;)
Fotoğrafla aşkım sürmeye devam ediyor. Bu gün itibariyle 73 bin ziyaret sayısını deviren flickr.com‘daki fotoğraf arşivime 700. fotoğrafı eklediğimde bu yazıyı tekrar güncelleyeceğim ;)
—

evrengunlugu.net
2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.
Sabretmek Vakti

Sabır’la doğmuyor insanoğlu; bu yüzden “sabır” etmeyi öğreniyor, sabrediyor ademoğlu.
Öğrencilerimi özlüyorum. Eski öğrencilerim arıyor, okulların açılmasına günler kala. İki yıl sonra, yeni eğitim öğretim yılına merhaba diyemiyorum. Nerede olduklarını bilmediğim, isimsiz yeni öğrencilerime ne zaman kavuşacağımın cevabını da bilemiyorum.
KPSS skandalı gittikçe magazinleşiyor, sokaktaki adamın diline düşüyor. Küçük beyin(siz)ler, öğretmen adaylarına “siz de satın alsaydınız soruları” diyor. KPSS, basit insanların kahkahalarıyla içinden çıkılmaz bir hâl alırken 20 Eylül sabahına yetişemeyen yüzbinlerce öğretmen adayı sabırla bekliyor.
—

evrengunlugu.net
2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.
2010 KPSS Skandalı Üzerine
Herhalde dünyanın hiçbir ülkesinde öğretmenler, öğretmen olabilmek adına böylesi bir zahmete sokulmuyordur.
Kuvvetle muhtemeldir ki aslında “öğretmen“ iken “öğretmen adayı” durumuna sadece Türkiye’de düşü(rü)lüyordur.
Hiçbir gelişmiş (hatta gelişmemiş) ülkede “ücretli öğretmen“ kavramı diye bir şeyin söz konusu olmadığından eminim. Adama sorarlar, MEB’teki kadrolu öğretmenlerin ücretsiz, gönüllü olarak mı çalışıyor da bunları ücretli, ayrıcalıklı sınıfa dâhil ediyorsun!
KPSS, hayatımızın vazgeçilmez bir parçası oldu bile, dönüşü yok gibi. ÖSS’nin isminin değiştirildiği gibi KPSS’nin de isminin değiştirilmesi bunca soruna çare olur mu?
Ve soruları önceden aldığı, çaldığı veya kopya çektiği iddia edilen 350 geri zekâlı arkadaş! Harbiden geri zekâlıymışlar! 120 sorunun 120’sini doğru olarak işaretleyecek kadar aç gözlüymüş hepsi de. Adamlar KPSS’den 5 gün önce sorular ellerine geçince aç köpekler gibi oturup cevapları mı ezberlemişler napmışlar akıl almıyor.
Ama o 350 kişi iyi ki aptalmış, yoksa bu hırsızlık ayaklarına nasıl dolanacaktı. Ve neredeyse sözde akıllı ama özde geri zekâlı bu tayfa, genç nesilleri yetiştirerek ülkenin geleceğine kendi gibi beyinler armağan edeceklerdi.
Kim bilir belki de hâlâ bir şansları vardır. Öğretmen atamaları ertelenerek büyük bir haksızlığın önüne -şimdilik- geçilmiş gibi görünüyor ama 2010 KPSS skandalı birkaç kişinin üzerine yıkılıp ört bas edilirse vay bizim kutsal öğretmenlik mesleğimize, öğrencilerimize, geleceğimize ve bundan sonra KPSS’ye girecek/girmeye devam etmek zorunda kalacakların hâline!
—

evrengunlugu.net
2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.
Yarınlara Renk Katalım

Bizim yüzlerce çocuğumuz var.
Düşleri, gülüşleri, imkânları sınırlı çocuklar…
Bu yıl da silgilerini, kalemlerini, defterlerini,
boya kalemlerini, çantalarını biz alacağız onlara.
Tabii yine sizin yardımlarınızla.
Yine dünyalar onların olacak.
Okulu sevecekler, okumayı…
Paylaşmayı öğrenecekler, yardımlaşmayı…
Bizim yüzlerce fidanımız var.
Kalem, defter, silgi, sevgi bekler.
Destek olun, ağaç olsun, meyve versinler.
Böyle sesleniyor AİP Vakfı, yüreği eğitim için çarpan gönüllülere. 2010-2011 eğitim öğretim yılı başlamak üzere; sadece birkaç hafta kaldı. Acil İhtiyaç Projesi Vakfı da Ramazan projesnin hemen ardından okul masraflarına ve daha da önemlisi eğitime muhtaç çocuklar için “Yarınlara Renke Katalım“ projesini başlattı.
Okullar açılmadan önce birkaç öğrenciyi sevindirmek isterseniz satın alacağınız kırtasiye malzemesi, önlük, ayakkabı gibi okul ihtiyaçlarını AİP Vakfı’na ulaştırabilir veya doğrudan nakdi yardımda bulunabilirsiniz.
Hatta kampanya süresince İstanbul Profilo Alışveriş Merkezi’ne gidip AİP standında gönüllü olarak vakfın tanıtımı yapabilir, onlara destek olabilirsiniz. Hem ayrıca bir e-vren günlüğü ziyaretçisi olarak oraya yardıma gittiğinizde niçin bir blogluk fotoğraf çekilip de evrengunlugu.net’te yayımlanması için bana göndermeyesiniz ki ;)
—

evrengunlugu.net
2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.






