Her Ne Okuyorsanız Hemen Bırakın

Lafcadio Hearn’ün Okuma Üzerine kitabını “Her ne okuyorsanız hemen bırakıp önce bunu okuyun” notuyla Instagram’da paylaşmıştım. 75 sayfalık bir hacme sahip olsa da Hearn, her sayfada biz okurları deyim yerindeyse tokatlıyor ve bize “okuduğumu sanıyormuşum” dedirtiyor. Kabul edelim, çoğumuz nasıl okuyacağını bilmeyen, kötü okuma alışkanlığına sahip okurlarız. Ancak doğru okumayı öğrenmek mümkün ve bu, küçümsenmeyecek bir başarı! Yazının devamını Medium’daki sayfamdan okuyabilirsiniz.

En Son Kitap, Ne Zaman Okunacak?

Kitapları koyacak yeriniz kalmadığında ne yapıyorsunuz? Yeni bir kitaplık mı alıyor ya da bazı kitapları elden mi çıkarıyorsunuz? Peki ya elinizdeki kitap sizi sarmadıysa? Bitirmeye mi çalışıyor yoksa okunmayı bekleyen onlarca kitabın sabırsızlığına son vermeyi mi tercih ediyorsunuz? Bütün bu sorulara kendi hayatımdan örneklerle cevap vermeye çalışacağım. Ama önce her iki konuyu da Okumak ve Yazmak’ta gündeme taşıyan Semih Gümüş’e kulak verelim. Yazının devamını Medium’daki sayfamdan okuyabilirsiniz.

Daha İyi Okumak Mümkün mü?

Andrew Bennet ve Nicholas Royle, 196 sayfalık Şu Edebiyat Denen Şey’in 97 sayfasını “okumak” eylemine ayırır. 97 sayfalık bu yolculuk, bizim gibi hem okuma hem yazma tutkunlarını tetikleyici bir cümleyle başlar: Okumak, yazmayı da içerir. Bu yazıda daha iyi okumanın nasıl mümkün olduğu üzerine odaklanacağım. Bu sebeple önce Bennet ve Royle’un yukarıdaki sözünü alıntılayarak başladığım yazının devamını Medium’dan okuyabilirsiniz.

Yazan Herkesin Kendisine Sorması Gereken 9 Soru

Türk Dil Kurumunda (TDK) yönetim kurulu başkanlığı da dâhil olmak üzere otuz yıldan uzun süre hizmet veren Ömer Asım Aksoy, Dil Yanlışları adlı eserinin ön sözünde işi yazmak olanlara yönelik önemli hatırlatmalarda bulunmaktadır. Kitabın TDK tarafından 1980’de yapılan ilk baskısının ön sözünde Aksoy, yazım kurallarını öğrenmiş olmanın düzenli ve sağlıklı yazmak için tek başına yeterli olmadığının; bu bilgilerin uygulanarak işler ve canlı tutulması gerektiğinin altını çizmektedir. Aksoy’un altını çizdiği önemli noktaları mercek altına aldığım Medium’daki yazımı buradan okuyabilirsiniz.

Dijital Nezaketsizlik

Yıllardır farklı sebeplerle gönderdiğim bazı e-postalara, kısa mesajlara, WhatsApp iletileriyle sosyal medya DM’lerine yanıt alamadım; cevapsız telefon aramalarıma dönüş gelmedi. Eminim siz de benzer örnekleri yaşamışsınızdır. “Dijital nezaketsizlik” olarak adlandırdığım bu durum, canımı sıkan bir ayrıntı olarak hayatımda varlığını südürmeye devam ediyor çünkü dijitalde varlığım ve iletişimim devam ediyor ;) Sürekli maruz kaldığımız dijital nezaketsizliğin ardında aslında bazı psikolojik mekanizmalar yattığını Medium’daki yazımda ele aldım.

Biriken İşleri Eritmenin Sırrı: Yığın İşleme (Batch Processing)

Bu yazıyı yazarken e-posta kutumda okunmayı bekleyen güncel e-posta sayısı 3 bin 270. Her gün üzerine yenilerinin eklendiği bunca e-posta ne ara okunacak, birikmiş diğer görevler hangi zaman diliminde yapılacak? Bütün bu iş yükünü, belki ilk kez duyacağınız -belki de farkında olmadan zaten uyguladığınız- yığın işleme (batch processing) yöntemiyle hafifletmek mümkün. Yığın işlemenin ayrıntılarını yazdığım Medium’daki yazımı buradan okuyabilirsiniz.

Yapay zekaya rağmen mi yoksa yapay zekaya göre mi yazmak?

Bu yazıda, blog içeriklerimizin chat-first yapılandırması üzerine eğileceğim. Öncesinde, Mashable’ın Pew Research Center isimli araştırma şirketine dayandırarak gündeme taşıdığı; Google’ın arama sonuçlarında yapay zeka özetlerini göstermeye başlamasının yol açtığı soruna değineceğim. Blog yazılarımızı chat-first yapılandırmasına göre nasıl yazacağımızın ayrıntılarını paylaştığım Medium’daki yazımı buradan okuyabilirsiniz.