Kelime mi Sözcük mü? Dil Milliyetçiliğine Dair

Geçenlerde bir yazıma, yüz yüze tanışmasam da kendisini ve yazılarını çok sevdiğim bir arkadaşım “kelime” yerine “sözcük”ü kullandığım için teşekkür yorumu bıraktı. Önemli bir farkındalıktı, ciddi bir noktaya dikkat çekişti ve üzerine mutlaka tartışılmalıydı. Peki “kelime” yerine “sözcük” kullanımı, Türkçemiz adına gerçekten teşekkürü hak eden bir tercih mi? Bu sorunun cevabını, bu haftaki Medium yazımda masaya yatırdım.

Daha Sağlam Bir Yazı Nasıl İnşa Edilir?

Daha iyi okumanın izini sürdüğüm birkaç yazının ardından, bir yazıyı inşa ederken nelere dikkat edilmesi gerektiği üzerine çalıştım. Sağlıklı bir yazının temelinde var olması gerekenleri, sona doğru sıraladım. Çünkü önce ”Yazmak kadar yaşamak da niçin önemli?” sorusunun cevabına Medium’daki yazımda daha yakından bakılmalı.

Hangi Kitabı Okuyacağımızı Nasıl Seçeceğiz?

Okuma ve yazma üzerine kitapların izini sürüp onların sayfaları arasında kaybolmayı sıklıkla tercih ediyorum. Bunlardan sonuncusu da Çınar Yayınları tarafından Fırat Çakkalkurt’un çevirisiyle yayımlanan Okuma Üzerine oldu. Lafcadio Hearn’ün bu kitabıyla ilgili ilk değerlendirmemi Her Ne Okuyorsanız Hemen Bırakın başlıklı yazımda yapmıştım. Bu kez, bir önceki yazıyı da tamamlayacak, aynı zamanda “Peki ama ne okuyacağız? Okuyacağımız kitabı nasıl seçeceğiz?” sorularının cevaplarını da içeren bir yazı kaleme aldım. Yazıyı Medium’daki sayfamdan okuyabilirsiniz.

Her Ne Okuyorsanız Hemen Bırakın

Lafcadio Hearn’ün Okuma Üzerine kitabını “Her ne okuyorsanız hemen bırakıp önce bunu okuyun” notuyla Instagram’da paylaşmıştım. 75 sayfalık bir hacme sahip olsa da Hearn, her sayfada biz okurları deyim yerindeyse tokatlıyor ve bize “okuduğumu sanıyormuşum” dedirtiyor. Kabul edelim, çoğumuz nasıl okuyacağını bilmeyen, kötü okuma alışkanlığına sahip okurlarız. Ancak doğru okumayı öğrenmek mümkün ve bu, küçümsenmeyecek bir başarı! Yazının devamını Medium’daki sayfamdan okuyabilirsiniz.

En Son Kitap, Ne Zaman Okunacak?

Kitapları koyacak yeriniz kalmadığında ne yapıyorsunuz? Yeni bir kitaplık mı alıyor ya da bazı kitapları elden mi çıkarıyorsunuz? Peki ya elinizdeki kitap sizi sarmadıysa? Bitirmeye mi çalışıyor yoksa okunmayı bekleyen onlarca kitabın sabırsızlığına son vermeyi mi tercih ediyorsunuz? Bütün bu sorulara kendi hayatımdan örneklerle cevap vermeye çalışacağım. Ama önce her iki konuyu da Okumak ve Yazmak’ta gündeme taşıyan Semih Gümüş’e kulak verelim. Yazının devamını Medium’daki sayfamdan okuyabilirsiniz.

Daha İyi Okumak Mümkün mü?

Andrew Bennet ve Nicholas Royle, 196 sayfalık Şu Edebiyat Denen Şey’in 97 sayfasını “okumak” eylemine ayırır. 97 sayfalık bu yolculuk, bizim gibi hem okuma hem yazma tutkunlarını tetikleyici bir cümleyle başlar: Okumak, yazmayı da içerir. Bu yazıda daha iyi okumanın nasıl mümkün olduğu üzerine odaklanacağım. Bu sebeple önce Bennet ve Royle’un yukarıdaki sözünü alıntılayarak başladığım yazının devamını Medium’dan okuyabilirsiniz.

Yazan Herkesin Kendisine Sorması Gereken 9 Soru

Türk Dil Kurumunda (TDK) yönetim kurulu başkanlığı da dâhil olmak üzere otuz yıldan uzun süre hizmet veren Ömer Asım Aksoy, Dil Yanlışları adlı eserinin ön sözünde işi yazmak olanlara yönelik önemli hatırlatmalarda bulunmaktadır. Kitabın TDK tarafından 1980’de yapılan ilk baskısının ön sözünde Aksoy, yazım kurallarını öğrenmiş olmanın düzenli ve sağlıklı yazmak için tek başına yeterli olmadığının; bu bilgilerin uygulanarak işler ve canlı tutulması gerektiğinin altını çizmektedir. Aksoy’un altını çizdiği önemli noktaları mercek altına aldığım Medium’daki yazımı buradan okuyabilirsiniz.