Melih Cevdet Anday’ın Mektuplarında Türk Romanı Eleştirisi

Sözcükler dergisinin 107. (Ocak – Şubat 2024) sayısında Melih Cevdet Anday’ın Fethi Naci’ye yazdığı üç mektuba yer verildi. Mektupların ikisi 1979, diğeri 1986 yılına ait. Anday’ın Naci’ye yazdığı mektupları okurken, Naci’nin cevap mektuplarını da okumak istedim açıkçası. Muhtemelen Sözcükler dergisinin sahibi Turgay Fişekçi’de sadece Anday’ın Naci’ye yazdığı mektuplar var, Naci’ninkiler yok. Muhtemelen diyorum çünkü Fişekçi, mektupları nereden edindiği konusunda derginin girişinde herhangi bir bilgi vermiyor.

“Fethi Naci’ye Mektuplar”ı görünce heyecanla dergiyi sipariş edip okudum. Arkasından da sıcağı sıcağına Fethi Naci’nin eşi Lale Kalpakçıoğlu’nu aradım. Dergide bu mektuplara yer verildiğinden haberi olmadığını söyledi. İsterse kendisine dergiyi ulaştırabileceğimi söyledim, “Çok memnun olurum” dedi. Mektuplardan bazı bölümleri okudum kendisine, özellikle 1986 yılına ait üçüncü mektubun sonunda Anday’ın “…ben ve Suna, Lale hanıma ve sana en içten duygularımızı bildirir…” cümlesini okuyup “size de selam göndermiş o mektubunda Anday” dedim. Hatırladığını, o mektupları bildiğini söyledi. Ama Naci’ye yazılan bu mektuplar eşi Lale Hanım’da mı Turgay Fişekçi de mi muhafaza edilmiş onu tam anlayamadım. Söz verdiğim üzere önümüzdeki hafta derginin bu sayısını Lale Hanım’a ulaştıracağım.*

İlk iki mektupta dikkat çeken nokta “Türk romanı” eleştirisi. Anday’ın cümlelerinden Naci’yle bu konuda hemfikir oldukları anlaşılıyor. Anday, Naci’nin bir zamanlar söylediği “Şu kitabı bir yazabilsem… Bir daha bana zor okuturlar Türk romanlarını” sözünü hatırlatıp “bizde romanı neden işkence hâline getirdiler?” diye soruyor. Nedenini de bildiğini söylüyor Anday; “Herkes bir şeyler öğretmek, memleketi kurtarmak sevdasında. Her romancımızın siyasal – sosyal bir amacı var da, sanata ilişkin hiçbir ereği, tasarımı, niyeti yok.” diyor. İkinci mektubunda da Naci’ye “okuyabiliyor musun?” diye sorup “Darılma ama biraz Türk edebiyatı okumaktan vazgeçsen iyi olur gibi geliyor bana.” diye öğütte bulunuyor.

Anday, mektubunda Türk romanına dair görüşlerini sanki Yakup Kadri Karaosmanoğlu hakkındaki düşünceleriyle destekleme ihtiyacı hissedercesine “Yakup Kadri hakkında ben de kısaca düşündüğümü yazayım” diyerek bir giriş yapıyor. Belli ki bir önceki mektupta Fethi Naci, Yakup Kadri’yle ilgili bir şeyler yazmış. Tabii o mektuba yer verilmediği için Naci’nin Karaosmanoğlu’yla ilgili görüşünü bilemiyorum. Ama bu konuda da Anday ve Naci hemfikir gibi ya da tam tersi. Belki de bu sebeple Anday, “ben de senin gibi düşünüyorum” demeyip “ben de kısaca düşündüğümü yazayım” gibi bir cümle kurarak Yakup Kadri’yi deyim yerindeyse yerden yere vuruyor: O adam “roman”ın ne olduğunu hiçbir zaman anlayamamıştır. Birçok başka yazarımız gibi o da sözüm ona yüksek fikirlerini birtakım uydurma, cansız, yaşamayan tiplere söyletmekten başka ne yaptı? Yakup Kadri, olsa olsa bir röportaj yazarıdır, hem kötü bir röportaj yazarı.

Lale Hanım’a, bu konuyu da sorup Fethi Naci de Yakup Kadri hakkında Anday’la benzer görüşlere mi sahipti diyecektim ama hem sesi yorgun geliyordu hem de dergiyi kendisine ulaştırdığımda okusun, sonra üzerine konuşuruz diyerek uzatmak istemedim. Acaba Yakup Kadri ve Türk edebiyatı üzerine mektupta dile getirdiği görüşleri Anday, yaşadığı dönemde de alenen ifade etmiş miydi, merak ediyorum.

*Güncelleme: 18 Mart Pazartesi günü öğleye doğru, Lale Hanım’ın “hemen her sabah giderim” dediği Cihangir’deki kafeye gittim. Saat erken olduğundan henüz gelmemiş olabileceğini düşünerek dergiyi kafeye bırakıp dönerim diye tahmin ediyordum. Baktım Lale Hanım orada, çok mutlu oldum. Dergiyi verdim hemen kendisine, “Turgay madem böyle bir sayı çıkarıyor, dergiyi bana niye yollamamış” dedi. Hemen merak ettiğim o soruyu sordum: Mektupları nereden temin etmiş olabilir? “Suna’dan almış olabilir, muhtemelen onda kopyaları vardır mektupların” dedi. Naci’nin Yakup Kadri’yle ilgili görüşünü de sordum, “Anday gibi mi düşünüyordu” dedim. “Hayır” dedi, “Naci’nin işi eleştirmekti. Yakup Kadri hakkında Anday kadar sert düşünceleri yoktu.”

Sohbet devam ederken Lale Hanım dergideki mektuplara bakıp ellerini sürdü “Ah Melih ya” dedi, “Beni istemeye geldiklerinde kavga çıkarmıştı.” Şaşırdım, “öyle mi?” dedim. “Anlatmadım mı sana röportajda” dedi. Fethi Naci’nin kendisini istemeye Melih Cevdet Anday’la geldiğini söylemişti Lale Hanım ama Anday’ın kavga çıkardığından bahsetmemişti. Sinirli, atarlı giderli biri miydi, dedim “çok!” dedi. Hatta o dönem Lale Hanım’ın karşı komşusu Murat Belge’ymiş, Anday’ın ismini duyunca Naci’ye, “Kızı sana vermesinler diye mi Melih Cevdet’e istettin” demiş. Lale Hanım, o gün Anday’ın kız isteme sırasında babasıyla tartıştığını ama tartışmanın niçin çıktığını hatırlamadığını söyledi. Tartışma çok uzamasın diye, Lale Hanım’ın annesi “Melih, siz kızı istediniz mi istediniz, biz de verdik” deyip sinirleri yatıştırmaya çalışmış.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir