Podcast #23 İsyan Durağı Twitter – Sinem Özel

internet günlüğü podcastinin yirmi üçüncü bölümünde bana, Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya Uzmanı Sinem Özel eşlik etti. Sinem’le 2016’dan beri Twitter üzerinden ara ara yazışıyorduk, ilk kez temas kurmamızı sağlayan konu blogdu ama bugün podcast vesilesiyle ilk kez konuştuk. Bu da iletişim şeklimizin, yeni arkadaşlıklar edinme yöntemimizin her geçen gün dijitalleşen yaşamla bambaşka bir yöne evrildiğinin bir göstergesi.

“Podcast” için Türkiye’de birden ve beklenenden önce trend olduğu yönündeki düşüncelerini “maalesef” diyerek dile getiren Sinem’e, niçin böyle düşündüğünü sordum. Podcastin Türkiye’de çok rağbet görmeyeceğini, pek kullanılmayacağını düşündüğünü çünkü video odaklı iletişimin daha hoşuna gittiğini, iletişimin hem mimiklerin hem jestlerin gösterildiği video üzerinden yapılmasının daha sağlıklı olduğunu dile getirdi.

Podcasti, iTunes Podcast üzerinden de dinleyebilirsiniz.

İçerik bombardımanı altındayız

Sinem’e dijital pazarlama ve sosyal medya uzmanı olmasına rağmen bloğunu iki yıldır niçin güncellemediğini sordum. Kendince haklı gerekçeleri vardı ama bu konuda ona hak verdiğimi söyleyemeyeceğim ;)

Yazmayı çok seviyorum, hâlâ yazıyorum. Yoğun iş temposundan vakit ayırıp da kendim için bir şeyler yazmayı, araştırıp paylaşmayı çok seviyordum ama maalesef zamanım olmadı. Tekrar yazmaya başlar mıyım bilmiyorum çünkü yazmak çok fazla emek ve zaman gerektiriyor. Blogda yazmadım ama Linkedin üzerinden ufak yazılar yazmaya başladım. Linkedin’de güzel bir kitleye sahibim. Pazarlamaya, trendlere yönelik sektörel yazıları orada paylaşıyorum. 

Şunu fark ettim; o kadar emek veriyorsun araştırıyorsun ama blogda yazınca okunacağını düşünmedim açıkçası. Çünkü içerik bombardımanı altındayız. Ve bu içerik bombardımanında herkesin dikkatini çekmek çok zor, algı çok zor, çok çabuk sıkılabiliyor insanlar. insanların zamanını almak, içerik bombardımanının altında dikkat çekmek çok zor. Bu yüzden kısa, öz, gündeme odaklı şeyleri Linkedin’de paylaşmaya devam ettim.

Twitter, benim karalama defterim

Sohbetimizin devamında Sinem’in kendi kendine konuşur gibi attığı bazı tivitleri üzerinden Twitter’ı kullanma yöntemi hakkında konuştuk:

Twitter benim isyan durağım. Düşüncelerimi duygularımı dile getirdiğim karalama defterim. Kişisel anlamda kendi özgürlük alanım. Orası bir duvar ve onu bırakıp gidiyorsun, “Kim görürse görsün” durumundasın. Ama Instagram’da bu olmuyor? Takip edilmiyorsun hissiyatı  olduğu için Twitter bana çok rahat geliyor, rahatlıyorum orada. İçimden geldiği gibi duygularımı dile getirdiğim bir karalama defteri aslında.

Geriye dönüp baktığımda geçmişte yazdığım tivitler günlük, anı gibi kalıyor bana. Kötü ya da iyi olsun, hatırlıyorum o yaşadığım şeyleri.

Dijital, insan olduğumuzu mu unutturuyor bize?

“Bunca dijital mecrada içerik üretir ya da tüketirken insan olduğumuzu unuttuğumuzu mu düşünüyorsun ya da bizde böyle olumsuz bir etkisi mi var?” diye sordum Sinem’e. Bu soruma sosyal medya uzmanlarının bildirim bombardımanı altında yaşarken çektikleri sıkıntıları anlatarak cevap verdi:

Sosyal medya uzmanlığı, 7/24 zaman kavramı olmayan bir meslek.  Biz normal sosyal medya kullanıcısı değiliz, biz herkesten daha fazla bildirim alan  daha fazla sosyal medyada vakit geçiren kişileriz. Belli bir süreden sonra  doluyorsun bildirimlerle, senin de artık dijital detoksa ihtiyacın oluyor. Telefondaki bildirimlerinin hiçbiri susmuyor, o bildirimler bombardıman niteliğinde gelir. Bir yerde insan olduğunu hatırlaman gerekiyor. 

Markalar kendilerini sağlık otoritesi zannetti

Sohbetimizde markaların salgın sürecinde nasıl bir sınav verdiklerini üzerinde de durduk. Sinem, olağanüstü duruma hazırlıksız yakalanan markaların kötü bir sınav verdiği dile getirdi:

Risk yönetimini önemsemeyen, bu konuda profesyonelleri bulundurmayan veya danışmanlık almayan  büyük şirketler risk yönetimi yapmadığı; böyle bir ihtimalin olamayacağını düşündükleri için B planları yoktu. Ne yapacaklarını bilemediler, bir kaos ortamı oldu markalar açısından. Ne yapabiliriz, iletişimi sürdürmeli miyiz, tepki alır mıyız, negatif bir durum olur mu, kafada birçok soru işareti oldu markalar açısından.  Kesinlikle çok büyük bir sınav verdiler. Dijitale hiç girmeyen ya da dijitalde çok aktif olamayanlar tekrar çırıpınır bir vaziyette dijitalde içerikler üretmeye başladılar. Her marka sağlık otoritesiymiş gibi davranmaya başladı, covidle ilgili uyarılar, bilgilendirmeyeler yapmaya başladılar.

Sinem, Türkiye’de markaların COVID-19 karşısında nasıl bir iletişim dili kullandığını, farklı süreçler üzerinden şu şekilde özetledi:

  • Markalar logolarını sosyal mesafeye uygun olarak birbirinden ayırmaya başladı.
  • Evde kal dönemi oldu.
  • Hayat eve sığar sloganı başladı.
  • sonra “Beraber başaracağız”a dönüştü.
  • 65 yaş üstü destek dönemine geçildi.
  • Sağlık çalışanlarını alkışlama dönemi başladı.
  • Dışarıda çalışmak zorunda olan kişilere destek dönemine geçildi.
  • “Evde kal demesi kolay” tepkileri de ortaya çıkmaya başladı.
  • Bağışlar, destekler, maske ve dezenfektan üretimi, temassız teslimat ile farkındalık yaratan markalar da oldu.

internet günlüğü’nün tüm bölümlerini aşağıdan dinleyebilirsiniz:

#25 Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya (Konuk: Okan Yüksel) internet günlüğü

Merhaba, ben Evren Soyuçok. internet günlüğü podcastinin yirmi beşinci bölümü, aynı zamanda birinci seozunun son bölümünde Medya ve İletişim Uzmanı Okan Yüksel’le sohbet ettik. Sohbetimiz, Yüksel'in yakın zamanda yayımlanan Tüm Boyutlarıyla Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya isimli kitabında aldığım notlar üzerinden ilerledi. Podcaste dair notları ve sohbetimizden öne çıkan satırları kişisel bloğum www.evrengunlugu.net'te bulabilirsiniz. Bu podcast veya başka konularda yorum ve önerilerinizi evren@evrengunlugu.net adresinden benimle paylaşırsanız çok sevinirim.
  1. #25 Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya (Konuk: Okan Yüksel)
  2. #24 Sosyal Kaygı – Sosyal Medya Bağımlılığı İlişkisi (Konuk: Ekmel Kılıç)
  3. #23 İsyan Durağı Twitter (Konuk: Sinem Özel)
  4. #22 Kurtarılmış Bölge: Medium (Konuk: Mustafa Gerdan)
  5. #21 Dijital Kalabalıklar İçinde Yalnızlık (Konuk: Dr. Öğr. Üyesi Ayşegül Elif Çaycı)
  6. #20 Telefon Bağımlılığı ve Çok Boyutlu Yalnızlık (Konuk: Doç. Dr. Deniz Mertkan Gezgin)
  7. #19 Blog yazarlığının mayası: Tutku (Konuk: Ayşe Çınar)
  8. #18 23 Nisan Özel Yayını – Konuk: 13 yaşındaki İsa Soyfidan
  9. #17 Dijital mecralarda görünür olmak (Konuk: Tarık Çayır)
  10. #16 Dijitalde insanlarla bağ kurabilmek (Konuk: Gamze Nurluoğlu)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir