e-günlük

Haydar Özkömürcü’den influencer pazarlamanın incelikleri

“İnsanların sosyal medyada kafaları çok karışık. Dikkatleri, tarayıcılarında açtıkları her bir sekmeye bölünmüş durumda. Karşılarına çıkan içeriklere yeteri kadar odaklanamadıkları için markaların kendilerine ulaştıracakları mesajların da kısa ve basit olması gerekir.”

Sunuma bildiğimiz ama belki de farkına varmadığımız bu sözlerle başladı Haydar Özkömürcü. CreatorDen‘in dün Habita Coworking’de düzenlediği influencer marketing eğitimine özellikle Haydar’ı dinlemeye gittim. Haydar, dijital dünyada üretken bulduğum isimlerin başında geliyor, ayrıca hem 3. Blog Yazarları Çalıştayına konuşmacı olarak katılmasından hem de Gelecek Vadeden Bloglar jürisindeki emeklerinden dolayı bende özel bir yere sahip.

Onu dinlerken aldığım notlar arasında “Markalar için mesajlarını verebilecekleri çok fazla kanal var.” sözünü daire içine almıştım. Sadece markalar değil dijital ortamda içerik üreten bizler, hatta sosyal ağları aktif kullanan herhangi biri için durum aynı. Tam adı nedir bilmiyorum ama bunu bölünmüşlük sendromu olarak adlandırıyorum. Yeni yayımladığımız blog yazısını e-posta, Facebook, Instagram, Twitter vs gibi kanallar üzerinden paylaşırken yaşadığımız koşuşturma hatta stres, buna en basit örnek. Siz bir de sesini her mecrada duyurmak ve satışlarını / bilinirliğini artırmak zorunda kalan markaların halini düşünün.

Haydar, internet kullanıcılarının dikkatinin çok dağılmasından dolayı reklam metinlerinin olabildiğince sadece ve hap şeklinde kurulması gerektiğinin altını çizdi. Edebi kelimelerden kaçınmalı, her kültür seviyesine hitap edecek bir dil seçilmeli, en sade tasarım kullanımalı. Tam da bu noktada “kısa”nın tek başına bir çözüm olmadığına da dikkat çekti: “Listeleyin” dedi ve Onedio içeriklerini örnek verdi.

Etkinliğin asıl konusu “influencer pazarlama”nın tüketiciler üzerindeki etkisiyle ilgili Haydar’ın verdiği bilgiler bir hayli ilginçti. Çoğunluğun sosyal medya fenomeni olarak adlandırdığı influencerların son kullanıcı üzerinde bu denli etkili olduğunu bilmiyordum. Şöhretli isimlerin kullanıldığı (celebrity) reklamlara göre influencer reklamların Y – Z kuşağının satın alma kararlarında 10 kat daha etkili olduğunu duyunca şaşırdım. Öyle ki Seda Sayan’lı celebrity reklamlar yayımlayan Şok marketin, kendi marka bilinirliğinden çok Seda Sayan’ın bilinirliğine katkı sağladığı gerçeği oldukça şaşırtıcı. Haydar, yeni nesil üzerinde ünlü isimlerin değil de sosyal medyada ün kazanmış influencerların daha etkili olmasının sebebini “Ünlüler eskiden ulaşılmaz kişilerdi. Günümüzdeyse artık böyle bir ulaşılmazlık söz konusu değil.” sözleriyle özetledi. “Zeki Müren de bizi görecek mi?” denilen bir nesilden influencerların sözünü dinleyen bir kitleye gelinmiş durumda. Üstelik bu kitle, hatırısı sayılır genişlikte bir kitle.

Influencerların aracılığıyla yayımlanan reklamlar, native içerikler olarak adlandırılıyor ve tüketicilerin yüzde 97’si native içeriklerin reklam olduğunu fark etmiyor. Ayrıca Y kuşağının satın alma kararlarının yüzde 70’ini influencerların paylaştığı native içerikler şekillendiriyor. Hal böyle olunca yeni nesil reklamcılıkta influencerların, celebritylere göre büyük fark yaratıyor.

Influencer reklamlarda dikkat edilmesi gereken önemli noktalardan biri de markanın logosunun ön plana çıkarılma derecesi. Haydar bu konuda “Influencer reklamda logoyu mümkünse hiç büyütmeyin. İçeriğin reklam olduğu ne kadar az belli olursa o kadar iyi. Logo az gösterildiği oranda içerik, native reklam olma özelliğine sahip olur.” önerisinde bulundu.

Bazı markaların influencerlara direkt satış yaptırma / artırma gözüyle bakma gibi bir hataya düştüklerini anlattı Haydar. Influencerların en güçlü oldukları noktanın marka bilinirliğini artırmak olduğunu vurguladı. Reklamın reklam olmasının bir dezavantajken influencer içerik olmasının önemli bir avantaj olduğunu söyledi.

Influencer seçiminde markaların takipçi sayısına bakmak gibi bir hataya da düştüğünü anlattı Haydar. Önemli olanın ilgili konuda etkileşim oranı olduğunun altını çizdi. Makyaj içeriği üreten bir influencerla bilgisayar markasının iş birliği yapmasının sağlıklı olmayacağı örneğini verdi.

Haydar her ne kadar influencer pazarlamayla ilgili ayrıntılar paylaşsa da söylediği çoğu şeyi kendi sosyal medya deneyimimize hatta blog içeriklerimizin paylaşımına uyarlayabileceğimizi düşündüm. Ayrıca Google – Facebook reklamları vermek yerine influencer marketing ile hedef kitleye doğrudan ve daha etkili bir şekilde ulaşılabileceği konusunda da ikna oldum. Bu arada son bir not: Biz on yıllardır blog yazarken bu gençler neyi nasıl yaptılar da influencer haline gelip milyonları peşinden sürüklüyor, diye sorgulamadım da değil ;)

En çok buralardayım: Instagram | Facebook | Twitter | YouTube

Bir önceki İnci Aral: Yazar olmak istiyorsan edebiyat fakültesine gitme başlıklı yazımda İFSAK Edebiyat Fotoğraf Sohbetleri, inci aral ve yaşar nabi hakkında bilgiler bulabilirsiniz.

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

Yorum yapılmamış

Bir yorum yazın