e-günlük

SEO Odaklı İçerik Oluşturmak Zorunda mıyım?

Workplace concept - Flat design of a clerk working at the desk

Blogların sorunları nelerdir? Blog Yazarları Çalıştayı’nda vakit yetmediği için bu sorunun cevabını sıraladığım 7 maddeye değinememiştim. Özellikle Türkiye’de blogların;

  1. Google algoritmasına bağlı olarak Blog yazarının kendisini SEO’ya uygun yazmak zorunda hissetmesi
  2. Kopya içerikler
  3. Özgün olmayan içerikler
  4. Sosyal ağların internet kullanıcısını pratikliğe alıştırması
  5. Blogların sosyal ağlar karşısında sistemsel anlamda hantal kalması
  6. Bloglarını terk edip sosyal ağlara yönelen blog yazarları
  7. Blog yazarlığının meslek olarak görülmemesi

gibi sorunları olduğunu düşünüyorum. Elbette ki yukarıdaki maddelere yenilerini eklemek mümkün. Hepsini farklı yazılarda tek tek ele almaya çalışacağım. Öncelikli olarak ilk maddeden başlamak istiyorum. SEO’nun mantığını bilmiyorum, hiçbir zaman da SEO’dan anlamadım; öğrenmek için çaba sarf etmedim.

2015’in başıydı; bir SEO desteği aldım ancak bu tam anlamıyla bir SEO hizmeti değildi. Şirket, blogumu incelediğinde ilk tepkisi “10 yıllık ve bu kadar özgün içeriğe sahip bir blogun Google değerleri nasıl bu kadar düşük olur?” sorusu oldu. Bunun cevabını ben de bilmiyorum. Şirket, yazı başlıklarımın Google’ın seveceği türden olmadığını, yeni yazılarda başlığa dikkat etmem gerektiğini söyledi. Ancak bunu hiçbir zaman beceremedim. SEO’ya uygun başlık oluşturma süreci çok da işime gelmedi. Çoğunlukla kafamda bir cümle beliriyor ve bu genellikle yazımın başlığı olarak blogumda kendisine yer buluyor. Google sevdiği tarzda değil diye o başlığı bir kenara atamıyorum. Öyle ki blogumda yıllardır en çok ziyaretçi çeken yazım “Prozac, Bir Mutluluk Masalı{mı?}” başlıklı yazım. Ne başlık ne de başlığı yazım şeklim {parantezler vs} Google’ın istediği türden.

Google değerlerim yüksek olsun diye SEO’ya uygun yazı yazma çabasını, çabadan çok zorunluluk olarak görüyorum. O yüzden de oyunu kurallarına göre oynamıyorum. Ben bir blog yazarıysam ve kendi dünyamı inşa ediyorsam e-vren günlüğü’nde Google’ın veya internet kullanıcısının büyük çoğunluğunun eğilimi değil Evren’in yaşadıkları, yapıp ettikleri, eğilimleri geçerli.

Eğer SEO odaklı düşünürsem aşağıdaki aramalarla bloguma gelenleri daha da tatmin etmek için o yönde yazmam gerekir:

  • erenlerin bağından ara sıra ahiretten
  • Aydın’da kar yağma olasılığı var mı?
  • Ezana kaç dakika var?
  • 2 dk salak ayagına yatarım omur boyu kpegim yaparım sozler
  • 7 satırlık bir vicudumuzla ilgili şiir
  • Anneannemin söylediği şarkıyı aç bakım*

*Bazı ziyaretçilerin e-vren günlüğü’ne ulaşmasını sağlayan 2014 yılındaki Google sorgulamalarından birkaçı

Örneğin birçok blogda “Sosyal medyada paylaşım için en uygun gün ve saatler” benzeri başlıklarda yazılar var. Blog yazılarının yayımlanması için uygun gün ve saat reçeteleri yazılıyor; bunların her biri aslında SEO odaklı yazılar. Blog yazılarımı sosyal ağlarda ne zaman paylaşacağım bile bu yargılarla sınırlandırılmaya çalışılıyor. Oysa blogum için en uygun yazı yayımlama zamanı, o yazıyı tamamladığım andır. İster gece ister sabah olsun.

Bana bu konuda katılmayan blog yazarı arkadaşlarım mutlaka olacaktır. Bazılarının SEO’ya uygun içerik oluşturma amacını anlayabiliyor ve buna saygı duyuyorum. Sizin de bu konuda söyleyecekleriniz ve yukarıdaki blogların sorunları listesine eklemek istedikleriniz varsa paylaşmanızı rica ediyorum.

Evren’i Sosyal Ağlarda Takip E+

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

6 Yorumlar

  • Yanıtla Kitap Cumhuriyetim 13 Ocak 2016 at 10:03

    Bu seo meo işlerinden ben de hiç anlamam.İçimden nasıl geliyorsa yazarım.Seo olacak diye istediğim başlığı yazamayacaksam ne önemi kaldı ki o işin?,Çok doğru ve güzel bir yazı olmuş,sevgiler

    • Yanıtla e-vren günlüğü 13 Ocak 2016 at 10:54

      Benimle bu konuda hemfikir olan birilerinden haberdar oldukça kendimi daha da iyi hissediyorum ;) Çünkü sosyal medyaya baktığımda hemen herkes seo uzmanıymış da sadece ben hiçbir şeyden anlamıyormuşum gibi hissediyorum. Özgün ve titiz blog içeriğinden dolayı da tebrik ederim Kitap Cumhuriyetim.

  • Yanıtla Alp 23 Aralık 2015 at 16:52

    Evren merhaba, ben değiliiiiiiiiiiiiiiiizzzzzzzzz diye cevabı veriyorum. Robotlar, örümcekler, algoritmalar bizi takip için yapılan araçlar oysa biz onlara ayak uydurmak istersek şaşı olmaz mıyız. Bloğun önce çıkacak da ne olacak o içerik sahteyse, yalap şalapsa, özensizce, birisi arkandan saydırsa yeri değil midir? Neden insanların vaktini çöp içeriklerle harcıyoruz değil mi ? Görüşelim kısa zamanda….

    • Yanıtla e-vren günlüğü 23 Aralık 2015 at 17:47

      Bu konudaki görüşlerini çalıştayda da çok iyi ifade etmiştin Alp abi. SEO’nun kurallarının aslında yine bizlerin genel içeriğk alışkanlıklarına göre şekillendiğini biliyoruz. Yine de bunun bilincinde olmayıp öznesiz yüklemsiz başlıklar ve soru kalıplarıyla örülü içerikler oluşturulmaya devam ediliyor. Google’a göre de onlar en popüler blolglar oluyor ;)

  • Yanıtla cem kazan 23 Aralık 2015 at 13:56

    Google’a göre cümle kurmak istemiyorum. Kısıtlaniyorum. Mekanik cümle kuruyoruz o zaman. O zaman yazmamin ne anlami var. Fısıltı gazetesi ile okunma sayısını arttırmak daha sağlam bi seçenek oluyor bu durumda. Yazının altına imzami atarim.

    • Yanıtla e-vren günlüğü 23 Aralık 2015 at 15:09

      Mekanik başlıklar zaten SEO odaklı içerik üretmenin en belirgin kanıtı. Okunma sayısını fısıltı gazetesi nasıl artırır, bunu hiç düşünmemiştim Cem ;)

    Bir Cevap Yazın