e-günlük, e-vreniyyat

Dönmeyen Gemiler Olduk Açıktan!

Seni özledim belki de… Kim bilir… 

Nereye baktığımı görmeden, duyduğumu işitmeden, elimi tutan eli hissetmeden yaşadıysam eğer Yunus’un denizi, seni özlüyorum demek ki… 

Bayram geliyor, kocaman bir bayram. Seni ne kadar çok sevdiğimi o gün bir kere daha söyleyebilecek olmanın tarif edilmez heyecanı var içimde. Bayram bahane olacak gözlerinin derinliğinde kaybolmak için; elini sıkmak, boynuna sarılmak, kokunu hissetmek için. Bir mezarda gül yetiştirmekten çok da farklı değil benim seninle bayramlaşmam. Çünkü bir gün bir mezar taşında aynı senin gibi gül yetiştirecek olmanın derin acısı var içimde. 

“Dönmeyen gemiler olduk açıktan” diyor bir şiirinde TANPINAR! 

Ulaşılmaz oldun hep benim için. Hep kuş kondu pınarın başına. Bülbüller yine sırada, şikâyetçi her bir şeyden… Ben hep susmalardayım Yunus’un denizi. Herkes sussun diye beklemekle geçecek ömrüm. Susan ben olsam da bir ömür, bir ben geleceğim başucunda biten gülleri budamaya. 

Baharı bekletme bana. Baş başa kalmak için ölmek gerekmez, susmak yetmez, beklemek dayanılmaz Yunus’ un denizi, ayrılık çekilmez… Ah bu yağmur dinmez, dinmesin, dinmesin Yunus’ un denizi…

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

Yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın