e-günlük

Salak Ayağına Yatmak

Adil olmayan bu yarışta, oyunu kurallarına göre oynamaya çalışıyorum!

Ders çalışırken, yazı yazarken ağzının boş durmasını sevmeyen {ya da evvelden böyle alışan} biri olduğum için çayı yudumla, tabaktakileri atıştır derken epey vakit geçiyor. En iyisi hepsini bitirip rahat edeyim; ne yapacaksam öyle yapayım diyorum.. Şu an olduğu gibi :)

Cumartesi günkü Dereköy gezisinden bir gün sonra Aydın’da mevsim birden kışa döndü. İki gündür ayakkabılarım su içinde. Resmen Mart kapıdan baktırdı değil; Nisan kazma kürek yaktırdı durumu söz konusu Aydın’da.. Artık frizbimi çıkarıp, var gücümle fırlatmak istiyorum!

Heyecanla beklediğim iki ay Nisan ve Mayıs için ilk önemli tarih yarın. Bir başvurumun neticesi belli olacak. Sonra peşisıra önemli gelişmeler geçidi…

KPSS için ders çalışma modundan çıkmak üzereyim neredeyse. Uhuvetim daraldı adeta :)

Bazen -aslında çoğu zaman- aptal rolü yapmak durumunda kalıyorum. {Zorunda bırakılıyorum da diyebilirim.} Böylesi bir durum sanki elimdeki malzemeyi arttırıyor gibime geliyor. Düşünen, yazan ve üreten birisinin bu kadar sessiz ve gözlemci olması pek hayra alamet olmasa gerek. Sanırım bu, en güçlü silahlardan biri “kalem”e hakim olabilme becerisinin insana sağladığı özgüvenden kaynaklanıyor..

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

5 Yorumlar

  • Yanıtla esraycr 08 Nisan 2009 at 17:28

    sanırım aptal rolü yaparak hayata karşı hamle yapmak en güzeli :)diğer türlü ne çekilir ki?

  • Yanıtla kalderavolkan 08 Nisan 2009 at 09:07

    Bazen yazılarını 2 kez okuma ihtiyacı duyuyorum. Neden rahatsızlıklarını dahi perde ardından yazıyorsun ki? Edebiyatçılık gereği midir? :)

    Beklediğin tüm gelişmeler için HAYIRLI HABERLER diliyorum…

  • Yanıtla Sezen 08 Nisan 2009 at 01:17

    Ayıp kelimeler kullanınca ve sinirlenince çok çekici oluyorsun :P

  • Yanıtla (Parantez) 07 Nisan 2009 at 22:41

    senin yazılarında satır aralarını iyi okumak ve tahlil etmek gerekiyor. bu yazında oysa asıl mesajını ilk ve son satırlarda vermişsin. birilerinin evrenin canını fena halde sıktığının farkındayım. mesaj emin ol yerine ulaşmıştır.

  • Yanıtla Filiz Demir 07 Nisan 2009 at 22:34

    Bahar sarhoşluğu diyorum ben buna. Hani kuşların sesi, çiçeklerin renkleri ve kokusu, güneşin çıldırtıcı sıcaklığı, ılık rüzgar dışarı çağırırken nasıl olur da işe güce derse bakar ki insan? Ama sen yine de şimdilik dinleme onları, ders çalışmaktan vazgeçme derim ben :) Ve diğerleri umarım dilediğin gibi olur…

  • Bir Cevap Yazın