Bugün 7 Eylül. Aydın’ın düşman işgalinden kurtuluşunun yıldönümü. Sabahın erken saatlerinde abim, Ziya ve İbrahim, efe kıyafetleriyle donanıp resmi tören için hazırlanıyorlar. Hüss de son iki yıldır amcalarının izinde, resmi bayramlara efe kıyafetiyle katılıyor. Her yıl, basının ve halkın ilgi odağı olan bizim minik Efe, bu yıl da geleneği bozmayıp o çok sevdiği Türk Bayrağı elinde ön sıralardaki yerini alıyor. Belediye bandosu bu yıl görücüye çıkıyor ilk defa. Yeni ekip son derece şık kıyafetleriyle 7 Eylül törenlerinin havasına hava katıyor. Meydanda 3 farklı efe derneği boy gösteriyor. Tam bir görsel şölen. Aydın’ın kardeş kenti Tataristan Bugulma‘dan da misafirlerimiz var. Onlar da geçit törenindeki yerlerini almışlar. Zafer etkinlikleri çerçevesinde bir de tiyatro oyunu sergiliyorlar. Efeler resmi bayramlarda silah atmadan edemezler. Hele ki kurtuluş gününün tadı silah atmadıkça çıkmaz. Bu yıl bu alışkanlık, resmi makamlarca yasaklandı. Efeler resmi geçitte silah atmamaları konusunda defalarca uyarıldılar. Dikkatimden kaçmayan bir ayrıntı vardı: Kuvay-i Milliye ve Mücahidler Derneği Efeleri, hemen orada silahlarının ucuna siyah kurdele bağladı. Bunu neyi protesto etme amacıyla yaptılar, bilgi sahibi olamadım.

En sağda bizim EFE. {Neredeyse “İbrahim” göbek adı oldu.} Efe kıyafetlerini giyince ihtişamıyla Aydın sokaklarını sallayan canım abim. O etnik görüntünün içindeki blogger kılıklı mavimsi şey, malum ben :) Ve solumda sosyolog kardeşim Ziya. {ZeRoN} Törenden sonra bütün ekip ege yemekleri yemeğe gittiğimiz sırada çekiliyoruz fotoğrafı. Dört kardeş bir arada yaşamamıza rağmen aynı karede yer almamız her zaman kısmet olmuyor.

Kardeşim 
Bu ekip çok sık bir araya geliriz. İlknur bizi çok güldürür. Benim sık sık enerjim düşer, o da tam aksine bitmez tükenmez bir enerji kaynağıdır. Hayatımda onun kadar dur duraksız konuşan ve sırf çenesi yüzünden gideceği yere geç kalan birini görmedim. Bu yüzden randevuları ona hep 30 dakika erken veriyorum :) Dün Deniz’e sürpriz bir doğum günü kutlaması yaptık. Pastamızı yedik, bol bol fotoğraf çekildik, güldük eğlendik derken, sonrasında hep beraber Tabu oynayabilceğimiz bir yere gittik. İki ayrı grup olduk ve benim dahil olduğum grup yenildi :) Edebiyatçı olmakla anlatma kabiliyetine sahip olmak çok farklı şeyler ne de olsa.
Aldanma duruşuma. Duruşumda değil Efe’lik. Bakışımda hiç değil. Uzun süredir aradığım cümleyi buldum, 6 yaşındaki çocuğun kendi ağzından. Ölüler uçardı. Öldükleri için değil, asıl o zaman doğdukları için. Ve “özledim” deyince 6 yaşındaki çocuk, meğer ben hiç özlememişim; bunu farkettim.