Blog Yazarlığında 15 Yıl

2005’lerde başlayan blog yazarlığı maceramda bugün itibarıyla on beş yılı geride bıraktım. Yıllar önce bilgisayarın başına geçtiğimde adını sonradan e-vren günlüğü koyacağım bu blogda on beş yıl boyunca yazacağımı tahmin etmezdim. Blog yazmaya hangi tarih ve dijital platformda başladığımı aslında tam olarak hatırlayamıyorum. Lisans tezimi yazmak için alınan markasını hatırlamadığım siyah renkli masaüstü bilgisayarla birlikte eve bağlattığımız ADSL internet belki de blog yolculuğumu hızlandıran etkenler oldu.

Bu süreçte birçok dijital platformda içerik ürettim. YouTube’a zaman zaman videolar yükledim, bir dönem blog yazarlarıyla canlı yayınlar gerçekleştirdim. 2019’da başladığım podcast yayıncılığını halen devam ettiriyorum. Ama hiçbiri on yıllarca sürmedi, zaman zaman kesintiye uğradı. Blog ise yazma sıklığım azalsa bile benim hep ana mecram oldu. Güncel kaldı, her zaman nefes aldı, kimi zaman da çeşitli vesilelerle başkalarına nefes oldu.

Bugün kişisel ve mesleki anlamda attığım adımların çoğu bloğum sayesinde. Blog aracılığıyla bazı insanları tanıdım, kendimi geliştirdim, çağın ve teknolojinin gerisinde kalmadım, hatta İstanbul’a taşındım. YouTuber’lar ya da Instagram’da TikTok’ta içerik üreten çoğu kişi gibi hızlı yol almadım, farkındayım. Zaten motivasyonum da hiç bu yönde olmadı, hatta on beş yıllık süreçte “Bunca yıldır blog yazıyorsun madem seni niye kimse tanımıyor?” sorularıyla karşılaştım ama yavaşlamadım, durmadım, bırakmadım. Çünkü blog, beni maddi anlamda zengin etmiyor, tanınır hale getirmiyor gibi görünse de farklı açılardan ve alanlardan hayatıma hep değer kattı.

On beş yıldır aklımdan çıkarmadığım bir gerçek var: Verilmiş bir unvana, seçilmiş bir mesleğe sahip değilim. Ben blog yazarıyım. YouTube’daki videomun altında da podcast açıklamalarımda da blog yazarlığımı hep vurguladım. Geldiğim yer burası ve herhangi bir yere yükselirsem düşeceğim ya da başka bir dijital platformun büyüsüne kapılır da çeker gidersem döneceğim yer yine burası: Blog. Ürettiğim her içeriği, attığım her adımı, beni besleyen en önemli şeylerden biri bloğum, blog yazarlığım.

Daha kaç yıl yazmaya devam ederim; blog yazarlığının bir adım ötesi nedir; dijital mecralar geliştikçe blog, nereye evrilir kestiremiyorum. Hayatımıza yeni yeni dijital platformlar girdikçe blogların okunurluğu ve ziyaret edilirliği daha düşer mi bilmiyorum. Ancak emin olduğum bir şey var. Medeniyet, yazının üzerine kuruldu ve hepimiz bunca dijital bildirimin, paylaşımın arasında yoruluyoruz. Dönüp dolaşıp blogların amatör, kişisel ve mütevazı ruhunda durup dinlenmeye her zaman ihtiyaç duyacağız.

Blog yazarlığında on beş yılı geride bıraksam da benim için her gün yeniden başlayan taptaze bir heyecan bu yolculuk.

Blog Yazarlığında 15 Yıl” için 15 yorum

  1. Blog sayesinde tanışıp arkadaş olduğum ender insanlardan birisin Oktay. Bizim gibi eskilerden beklenen zaten her gün yazmak değil, ara sıra yazarak bu enerjiyi canlı tutmak önemli. Çünkü biliyorum ki Oktay, uzun bir aradan sonra yeni bir yazı yazdığında onu takip eden, tanıyan, bloğunu sevenler ayrı bir heyecan yaşıyor.

  2. İnternet uçsuz bucaksız bir deniz ve siz bu denizde kendi sandalınızı oluşturmayı başarmışsınız. Nice güzel bloglu senelere :)

  3. Tebrik ediyorum abi, gerçekten blog yazmanın tadı başka. Özellikle kişisel blog yazmak bambaşka… 15 yıl boyunca aynı domain üzerinde yazmak büyük başarı bence. Ben mustafaalniak.net ‘te 6 yıl aralıksız yazdım. Aslında bir 6 yıl daha da yazardım fakat çeşitli sebeplerden dolayı kapattım. Şuan keyfisanat.com ‘da kendimce dizi film kitap üzerine notlar alsam da kişisel bloğumun eksikliğini hep hissediyorum. Gizli yazarlı olarak yazmak için bir kaç domain alıp denedim fakat elimde çok fazla domain olduğu için gereksiz masraf etmek istemedim ve onuda kapattım. Şuan bilgisayarımda paylaşılmayı bekleyen yazılarım var. Her ne kadar şuan kişisel blogum olmasa da yazmaya devam ediyorum. Asla bırakmayacağım. Son olarak; ilk alan adım olan mustafaalniak.net hala bende. Onu bırakmaya niyetim yok. Belki birgün geri dönerim…

  4. Daha nice 15 senelerin olur umarım. Bu kültüre (eğer blog yazmak bir kültür ise) verdiğin değer ve kıymet çok fazla. Harcadığın emekler de bu işin cabası. Volkanca ile başlayıp sizleri gördükten sonra ben de yapmalıyım demiştim daha ergen yaşlarımda, şimdi bu yazıyı okurken boş bıraktığım bloguma üzüldüm 🙂. Seninle bir konuşmamızda “Şimdi düşün Instagram gitti, YouTube gitti, ülkede her şey bir yasaklanıyor bir açılıyor o yüzden blogların internette çok önemli bir yeri var.” demiştin, çok haklı bir düşünce. Nice uzun zamanlarca daha yazılarını görmek dileğiyle. 🥳

  5. Seni tebrik ederim, mesleğe verdiğin emeğe çok saygım var. Elbette yükseltmek için ortaya koyduğun çabalara da. Son sözüm de şudur ki “İyi ki bloglar ve de blog yazarları var.” :)

    İlk yazındaki heyecanınla nice nice 15 yıllar olsun, dilerim hayatında:)

    Doğum günü kutlu olsun!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir