Podcast #25 Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya – Okan Yüksel

Eylül 2019’da başladığım internet günlüğü podcastinin ilk sezonu, 25. bölümle sona erdi. internet günlüğü podcasti yeni konu ve konuklarla Eylül ayından itibaren devam edecek. Birinci sezonun son bölümünde Medya ve İletişim Uzmanı Okan Yüksel’le sohbet ettik. Sohbetimiz, Yüksel’in yakın zamanda yayımlanan Tüm Boyutlarıyla Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya isimli kitabında aldığım notlar üzerinden ilerledi.

Sohbetimiz sırasında Okan’ın “Dijitalde bir kriz yaşandığında dijital ayak izlerimiz silinmiyor. Örneğin bu yıl bir kriz yaşadınız, bundan on yıl sonra da bir tüketici onu aradığında o kriz karşısına çıkabiliyor. On yıl sonra bile  bu olaydan dolayı yargılanabiliyorsunuz.” sözleri internetin hiçbir şeyi unutmadığı, unutturmadığı gerçeğini bize bir kez daha hatırlatıyor. Analog unutur ama dijital unutmaz. Mecra ve araç ne olursa olsun dijitalde kayda geçtiğimiz her şey (yazılı, sesli, görüntülü hiç fark etmez) sonsuz bir ömre sahip oluyor. Bunun bilinciyle siber dünyada var olmak gerekiyor.

Bu bölümü, iTunes Podcast üzerinden de dinleyebilirsiniz.

Podcast, çok samimi bir ortam

Okan Yüksel’in podcast sohbetimiz sırasındaki ifadelerinden öne çıkan satırlar şu şekildeydi:

  • Beni en iyi yansıtan mecra podcast oldu çünkü şöyle bir özelliği var: Yalnız kalabiliyorsun ve kendini dinliyorsun. Kendini dinlerken işittiklerini anlatıyorsun. Bu anlamda çok samimi bir ortam. İnsan kendini çok net bir şekilde ortaya koyuyor. İnsan en rahat kendini sözle ifade ediyor. Podcastin en büyük avantajı kendinizi hem sözle ifade ediyorsunuz hem de kendinizi iyi şekilde gösterme gibi bir derdiniz yok. Doğal halinizle çok rahat şekilde konuşabiliyorsunuz.
  • Dijital pazarlama odaklı düşündüğümüz zaman insanlar bunu dijitalde nasıl kullanıyor diye bakıyoruz. “Sosyal ağ” ne kadar kullanılıyor, “sosyal medya” ne kadar kullanılıyor? Google servisleri üzerinden yapılan bir araştırma sonucunda “Sosyal medya”nın daha fazla kullanıldığını gördüğüm için orada (kitabın isminde) “sosyal medya” demeyi düşündüm. Kitapların adları, kitapların satılmalarına artı ya da eksi  değer katıyor. SEO çalışmalarını kitabın kapağına yansıtırsanız  şöyle bir avantajınız oluyor: “Sosyal medya” aranan bir şey ve kitabınızın adını da “sosyal medya” koyarsanız kitabınızın satışı artabiliyor. Yayımlanan birçok kaliteli kitap sadece isim seçimi sebebiyle Türkiye’de okunmuyor. Çünkü artık kitapçıya gitmiyor insanlar, genelde internet üzerinden arıyorlar. Ve eğer kitabın adında ve açıklamasında aranan kelime yoksa o kitap satılmıyor. Aslında bu da yaratıcılığı öldürüyor. Roman yazarken bile artık bunu düşünmek zorundasınız ve bu da üzerinde durulması gereken bir konu.

Dijitaldeki varlığımız, gerçek hayatta kim olduğumuzdan daha önemli

  • Kişisel marka yönetimi, aslında önem vermemiz gereken bir konu ama kişisel marka yönetimi adı altında yaptıklarımız bence kişisel markalarımıza çoğu zaman zarar da verebiliyor. Çünkü samimiyetin bu anlamda çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bir kişinin dijitaldeki varlığının samimi olmadığını gördüğüm anda o benim için tamamen bir yalancıya dönüşebiliyor. Yapmacık durmaktansa daha samimi olmak ve özünüzde bulunan iyi yanları öne çıkarmak daha önemli. Bizim artık dijitaldeki varlığımız, gerçek hayatta kim olduğumuzdan daha önemli. Bir arkadaşımız hayatını kaybettiği zaman onun iyi ya da kötü  yaşadığına dair fikrimizi Instagram ya da Facebook’taki paylaşımlarından alacağız. Çünkü pek çoğumuz artık arkadaşlarımızla yüz yüze görüşmüyoruz. Pek çoğuyla dijital ortamlarda bir araya geliyoruz. Bu anlamda da öyle bir marka inşası gelişiyor.
  • Çok birikimi, deneyimi  olan kişiler kendilerini doğru yansıtamadıkları için Türkiye’de ne yazık ki çok büyük projelerde yer alması gerekirken kenarda bırakılabiliyor. Ama hiçbir alt yapısı olmayan insanlar da yeri geldiğinde dijitalde oluşturduğu sırf kendi PR’ı üzerinden çok iyi yerlere gelebiliyor. Tabii onları eleştirmiyorum, çünkü bu da bir meziyet bence. Kişisel marka yönetimi bu.

Sosyal medya ve dijital pazarlama uzmanlığı mesleklerine hangi bölüm mezunları daha yatkın?

  • Aslında pek çok bölümün kesişme noktasında ama belli bölümler öne çıkıyor. Temelde bir iletişim faaliyeti sürdürüyoruz ama bu iletişim faaliyetinde hedef ülkemizin / bölgemizin sosyolojisini, oradaki insanların psikolojisini bilmemiz lazım. Bence burada ayırt edici özellik sosyoloji ve psikoloji. Mesela biz özellikle büyük bütçeli reklamlara çıktığımız zaman AB testleri yapıyoruz ve toplumun algılarını ölçmeye çalışıyoruz. Ülkenin toplum psikolojisini ve sosyolojini bilmek çok önemli ve tabii ki pazarlama ve reklamcılık da bilmeli. Bu farklı alanlarda kendimizi ne kadar geliştirebilirsek bizim dijital pazarlamada ve sosyal medyada yaptıklarımız o kadar başarılı oluyor. Temel iletişim, iletişim fakülteleri de tabii önemli ama sosyoloji ve psikloji olmazsa olmazı. Aksi halde sosyal medya krize çok açık bir yer. Eğer siz o toplumun sosyolojisini bilmiyorsanız çok ciddi krizlere gebesiniz demektir.
  • Bazen o mecra o kadar önemli bir hale geliyor ki bizim ne anlattığımızı aslında o mecra anlatıyor, o mecra önem kazanıyor, hayatları değiştiriyor söylediklerimizden çok. O anlamda dijital mecraların çok önemli olduğunu düşünüyorum. Biz burada sadece tüketici modundayız. Bizim de burada mutlaka üretici olmamız gerekiyor. Bizim de mecra geliştirmemiz gerekiyor.

internet günlüğü’nün tüm bölümlerini aşağıdan dinleyebilirsiniz:

#25 Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya (Konuk: Okan Yüksel) internet günlüğü

Merhaba, ben Evren Soyuçok. internet günlüğü podcastinin yirmi beşinci bölümü, aynı zamanda birinci seozunun son bölümünde Medya ve İletişim Uzmanı Okan Yüksel’le sohbet ettik. Sohbetimiz, Yüksel'in yakın zamanda yayımlanan Tüm Boyutlarıyla Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya isimli kitabında aldığım notlar üzerinden ilerledi. Podcaste dair notları ve sohbetimizden öne çıkan satırları kişisel bloğum www.evrengunlugu.net'te bulabilirsiniz. Bu podcast veya başka konularda yorum ve önerilerinizi evren@evrengunlugu.net adresinden benimle paylaşırsanız çok sevinirim.
  1. #25 Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya (Konuk: Okan Yüksel)
  2. #24 Sosyal Kaygı – Sosyal Medya Bağımlılığı İlişkisi (Konuk: Ekmel Kılıç)
  3. #23 İsyan Durağı Twitter (Konuk: Sinem Özel)
  4. #22 Kurtarılmış Bölge: Medium (Konuk: Mustafa Gerdan)
  5. #21 Dijital Kalabalıklar İçinde Yalnızlık (Konuk: Dr. Öğr. Üyesi Ayşegül Elif Çaycı)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir