e-günlük

Hukuk dünyasına dijital mirasım: Türkiye Hukuk

blog_turkiye_hukuk

Büyüyünce ne olacağım sorulduğunda “hakim, savcı, avukat” diye sıralamadım; üniversiteye hazırlanırken hukuk fakültesi yazmayı hiç düşünmedim. Ama bugün Türkiye Hukuk‘u 1 yılda Türkiye’nin en aktif hukuk etkinlik sitesi haline getirenlerin* arasında olmanın gururunu yaşıyorum. Ben Evren Soyuçok; edebiyatçıyım, blog yazarıyım ve garip bir şekilde Türkiye Hukuk‘un yayın yönetmeniyim ;)  

Bir blog yazarı olarak Türkiye Hukuk projesinden çıkarılacak dersler neler?

“Garip bir şekilde” ifadesini elbette latife olsun diye kullandım kullanmasına da bu yazıya yer vermemin asıl sebebi Türkiye Hukuk projesinin blog ve blog yazarlığıyla sıkı bağlantısı. 10 yıl önce blog tutmaya başlamamın hayatımda meydana getirdiği değişimleri, beni (daha doğrusu e-vren günlüğü’nü) yakından takip edenler çok iyi bilirler. O sürecin beni getirdiği noktalardan biridir Türkiye Hukuk. (Bu arada bu satırları okumakta olan çoğu kişi Türkiye Hukuk’la ilgilendiğimi de ilk defa okuyor. Öyle ki bu projeden blogumda 1 yıldır hiç bahsetmedim.)

Sevgili Feriştah; benim blogcu.com sayesinde tanıştığım blog yazarlarından biridir ve bloglarımız sayesinde başlayan dostluğumuz hâlâ devam eder. Onun sayesinde tanıştığım Ahmet Bey (ki avukat olmasına rağmen kendisini sivil toplum ve sanat işlerine adamıştır) kafasında yıllardır hukuk etkinlikleriyle ilgili bir internet portalı olduğundan bahsettiğinde henüz 2015’in ilk haftalarıydı; ikinci görüşmemizde ise hayalindeki proje üzerine daha ayrıntılı konuştuk. Benden hemen o görüşmede bir cevap bekleniyordu. Yıllardır internette içerik editörlüğü yapan biri olarak henüz ortaya konmamış bir projeyi hayata geçirip geçiremeyeceğim konusunda tereddütlerim vardı. Ahmet Bey’in zihnindeki internet sitesine ait fotoğrafı, sadece bana aktardığı kadarıyla gözümde canlandırabiliyordum. İlk adımı, alışkın olduğum yerden başlayarak atmanın daha doğru olacağını düşünüp yeni inşa edilecek bu sanal dünyanın WordPress tabanlı olmasını istedim.

Peki atılan adımın devamı nasıl getirilecekti? Çünkü en başta ben hukukçu değildim; tasarımcı, yazılımcı, SEO uzmanı veya WordPress ustası hiç değildim. Oysa bana; “Bu projede senin bilgi birikimine ve tecrübene güveniyorum” denmişti. Elimde emin olduğum iki kartım vardı: Blog yazarlığı ve içerik editörlüğü geçmişim.

turkiye_hukuk

[Tema belirleme sürecinde Türkiye Hukuk’un ilk taslağı]

10 Mart 2015 tarihinde tasarımcımız Selim Abi (Şu an kullanmakta olduğumuz Türkiye Hukuk logosu onun imzasını taşır) ile kolları sıvayıp WordPress’in derin sularına daldık. Diğer yandan bütün hukuk fakültelerinin, baroların ve hukukla ilgili sivil toplum kuruluşlarının internet sitelerinin / sosyal medya hesaplarının listesini çıkarttım. Hangi temayı kullanacağımıza karar verip o süreçte hazırladığım içerikleri de girmeye başladığımızda tarih 19 Mart 2015’i gösteriyordu. Yıllardır hayali bir proje olarak kafada dönüp duran Türkiye Hukuk, işe başlamamın 10. gününde dijital dünyadaki yerini resmen almıştı.

Siteye yeni içerikler eklemeye devam ederken bütün hukuk fakültelerine ve barolara “etkinliklerinden bizi haberdar etmeleri için” tek tek e-posta gönderdim; bazılarını telefonla aradım. Elbette onlardan bize etkinlik gelmesini beklemek vakit kaybı olacaktı; bunun için ‘örümcek ağı” olarak tabir ettiğim hukuk etkinliklerinden haberdar olma ağını hızla kurmaya devam ettim. Google’ın sunduğu bütün hizmetlerden yararlanmaya çalışırken örümcek ağını daha da güçlendirecek bir adım attık. Akıllıca atılmış bu adıma daha sonra iki yeni adım daha eklendi. Artık elimizde hukuk dünyasının;

  • “En büyük internet, sosyal ağ ve e-posta veri tabanı”
  • “En geniş haber toplama ağı” bulunuyordu.

Sosyal medyada ve Google sonuçlarında yavaş yavaş dikkat çekmeye başladık; ziyaretçi sayımız olağan üstü bir artış göstermese de sadece hukuk etkinlikleriyle sınırlandırılmış bir site için makul düzeyde bir trafiğe eriştik. Hukuk fakültelerinin dekanları, akademisyenleri, hukuk STK’larının temsilcileri etkinliklerini yayımlamamız için bize doğrudan ulaşmaya başlayınca doğru yolda olduğumuzdan emin oldum. İlk e-postamızı Yassıada’daki mezuniyet törenlerinin haberini yayımlamamız için bize ulaşan İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nden aldığımızda duyduğum heyecanı unutamam. Ziyaretçilerden gelen mesaj ve yorumların sayısı artarken onlara ortalama birkaç dakika içinde yanıt vermeye özen gösterdik. Bu, Türkiye Hukuk’un en özen gösterdiği ve övündüğü ayrıntılardan biridir.

Türkiye Hukuk projesini kabul etmemin en önemli sebeplerinden biri de projeye gelir odaklı bakılmaması; sitenin çıkış noktasının “SEO, PageRank, tık’lanma sayısı” kaygısı olmamasıydı. Bir prestij projesi olarak yaklaştık Türkiye Hukuk’a ve içeriklerin Türkçe cümle kurulumundan görsellerin seçimine, sosyal medya dilinden ziyaretçilerle olan iletişim biçimine kadar hemen her ayrıntıda titizlik gösterdik.

Bir avukatın hayali ve bir blog yazarının bakış açısıyla inşa edilen Türkiye Hukuk‘un 1 yıllık süreçte hukuk camiasının nazarında kendisine küçük de olsa bir yer edinmeyi başardığına inanıyorum. Yayımladığımız etkinlikler yüz binlerce kişiye ulaştı; sadece Facebook Etkinlik sayfamızdaki etkinliklerimize 15 binden fazla kişi kaydoldu; sosyal medya paylaşımlarımız yüz binden fazla kişinin etkileşimiyle taçlandı.

Türkiye Hukuk sayesinde hukuk dünyasının dijital arşivini oluşturuyoruz. Hiçbir fakülte, kurum, kuruluş; ücretli – ücretsiz etkinlik ayrımı yapmadan yetişebildiğimiz kadar etkinliği yayıma hazırlamak için çaba sarf ediyoruz. Girilen etkinliklerin 1 yıllık istatistiklerini çıkarıp Hukuka Yön Verenler ismiyle 2015 yılının hukuk alanında en aktif kişi ve kurumlarını belirledik. O isimlerle, başarı sertifikalarını takdim etmek için önümüzdeki haftalarda bir araya geleceğiz. Hukuka Yön Verenler Ödüllerinin gelecek yıllarda hukuk dünyasının merakla beklediği organizasyonların başında geleceğine inanıyorum. Bu yılın en aktif isimlerinin ödüllendirileceği Hukuka Yön Verenler 2016 için Mart 2017’de etkili bir ödül töreni gerçekleştirebilmeyi hedefliyoruz.

Türkiye Hukuk, 1 yılın sonunda daha iyi olabilir miydi? Kesinlikle olabilirdi. Daha iyi olacak mı? Elbette. Bu projeden kendimce çıkardığım çok ders oldu. Artılarımızı eksilerimizi, olumlu olumsuz yönlerimizi belirledim.

Bana göre 1 yıl içinde dikkate değer bir hal alan Türkiye Hukuk’un 4 önemli özelliği var:

  • Türkçe konusundaki titizlik
  • Ziyaretçilerle anında ve doğru iletişim
  • Nezaket ve özen (Öyle ki hediye kitap kazananlara kitaplarını gönderirken de ayrıntılarda nezaket ve özeni es geçmiyoruz.)
  • Doğrudan temas (Özellikle üniversitelerin hukuk kulüplerini Türkiye Hukuk ofisinde ağırlamak; sosyal medya üzerinden bize ulaşan ziyaretçileri telefonla arayıp onların eleştiri ve önerilerini almak heyecan verici.)

e-vren günlüğü ve fotoğrafevreni bloglarından sonra Türkiye Hukuk, doğumuna tanıklık ettiğim üçüncü proje. Mesaimin büyük çoğunluğunu bu projeye harcıyorum ve Türkiye Hukuk’u da çocuğum gibi görüyorum. Aslında bugüne kadar e-vren günlüğü’nde ne görüyorsanız çoğunu Türkiye Hukuk’ta da kullanıyorum. Bu site kaç yıl, nasıl bir ekiple devam eder bilinmez ama Türkiye Hukuk bayrağını ileride devredeceğim kişiler için büyük emeklerle ve umutlarla oluşturulmuş bir dijital miras şimdiden hazır. Bu zamana kadar Türkiye Hukuk’ta emeği bulunan *Selim CAYIK, Esra BİLGİN, Ahmet HELVACI, Ömer TEMEL, Hilal DUYMUŞ, Burhanettin ERKENT, Naim KURT, Zeynep DEMİRTAŞ ile Çiğdem VURAL‘a ve bana duyduğu güven, gösterdiği sabırdan dolayı Av. Ahmet AKCAN‘a çok teşekkür ederim.

Evren’i Sosyal Ağlarda Takip E+

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

Yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın