e-günlük

Biz Neredeysek Herkes de Orada Sanıyoruz

TELEVİZYON

Ömer Enis Şen, Kasım ayının ilk yazısını Dandik Kutu olarak tanımladığı televizyona ayırmış. İnternetinde yaşadığı sorun yüzünden eski arkadaş televizyona mahkum olunca şikayetlerini kısa ve keyifli bir üslupla dile getirmiş. Ömer Enis’in tv’ye dair beş maddeyle sıraladığı eleştirilerine ‘yeni nesil akıllı televizyonlar’da ‘geri alma’, ‘tekrar seyretme’, ‘tek ekranda aynı anda birden çok işi yapabilme’ gibi özellikleri sıralayarak karşı çıkanlar olacaktır. Fakat, asıl sorun eski teknoloji televizyonun internetle bir araya getirilerek yenileştirilmesiyle çözülecek türden değil. Mesele, yayınların sunuluş şekli, seçme özgürlüğünün asıl kullanıcıda olmaması ve içeriğin kişiselleştirilememesi. (Sosyal ağların kendi hesaplarınız üzerinden size sunduğu kişisel ayarları bir düşünün. Facebook arkadaş listenizde yer almaya devam etse de bir kişinin canınızı sıkan paylaşımlarını (yayınlarını) zaman tünelinizde görmeme hakkınızı kullanabiliyorsunuz.) Neden hoşlanmadığınız bir siyasi parti lideri televizyon ekranına çıktığında kanalınızı değiştirip kaçmak yerine aynı kanalda kalıp konuşan kişiyi, desteklediğiniz siyasi parti lideriyle değiştiremeyesiniz ki? İşte değiştiremediğimiz / geleneksel televizyon yayınlarının içeriklerini kişiselleştiremediğimiz için ‘daha çok’ sosyal medyadayız.

Ömer Enis’in yazısı kesinlikle ilginç bir yazı. Yaşayageldiğimiz ve farkına varmadığımız iki farklı teknoloji arasındaki sıkışmışlığa kısa da olsa dikkat çekici bir göndermede bulunuyor. Birçoğumuz çok ekranlı hayatın mobil kısmındayız. İnternetle (bilgisayarımız, tabletimiz veya cep telefonumuz ile) o kadar içli dışlıyız ki televizyon genellikle aklımıza bile gelmiyor. Ömer Enis’in yaşadığına benzer durumlarda (internetin kesilmesi veya misafir olduğumuz evde sadece televizyonun olması  gibi) TV’yle baş başa kalabiliyoruz. Bu gibi durumlarda afallayabiliyoruz.

“Böyle bir teknolojinin geleceği olabilir mi?” diye haklı bir soru soruyor Ömer Enis. Televizyonun dünya genelinde hâlâ en etkili yayın yolu (aracı) olduğu bir gerçek. Zaten reklam pastasının dilimlerine baktığımızda TV’nin en büyük dilime sahip olması da bu gerçeğin diğer göstergelerinden biri.

Medya Derneği ile Bahçeşehir Üniversitesi’nin 2012 yılında ortaklaşa düzenledikleri Dijital Medya Okulu’nda konuşma yapan uzmanlar 5 yıl içinde (Haydi 10 yıl olsun) basılı gazetenin tarihe karışacağını söylemişti. Bu süreçte sadece Radikal gazetesi yoluna dijital ortamda devam etme kararı aldı ancak özellikle reklam gelirlerinin düşmesinden dolayı bu kararlarından ötürü pişman oldukları dedikodusu da kulağıma gelmişti.

Marketing Türkiye’nin Nisan 2015 sayısında yayımladığı dosyaya göre de internetten gazete / haber okuyanların oranı ise yalnızca %22. Yüksek eğitim düzeyine sahip kişilerin internetten haber okuma oranı %43, profesyoneller olarak sınıflandırılan kesimin de %50’si haberini internetten okumayı tercih ediyor.

Anlıyoruz ki büyük çoğunluğumuzun gözü ‘büyük’ oranda ‘hâlâ’ televizyon veya gazetede. Elimizden akıllı cep telefonlarımızı düşürmediğimiz, gözümüzü sosyal medyadan ayırmadığımız için herkes de bizim gibi orada sanıyoruz.

Şöhret olmanın yolu bile yine televizyondan geçmeye devam ediyor. İnternette 2 milyon takipçiye sahip olup fenomen olan biri burada kazandığı şöhreti televizyon ekranında daha da pekiştirmenin derdindeyse; çok bilinen bir derginin kapak yüzü olan da yüzünü televizyon ekranında gösterebilmenin peşindeyse; sosyal medyadaki ünümüz ile rahatlıkla metroya binebiliyorken televizyonun getirdiği ün yüzünden toplu taşıma araçlarını kullanamaz hale geliyorsak kolaylıkla söyleyebiliriz ki televizyon hâlâ çekim merkezi, en etkili yayın aracı, gözümüzü alamadığımız ana ekran vesaire vesaire.

Bu sebeple Ömer Enis’in “Böyle bir teknolojinin geleceği olabilir mi?” sorusuna şu cevabı vermek daha doğru olacak: Televizyon, bu teknolojiyle devam ederse hayır ama zaten etmiyor; onu da internetle ve mobil teknolojiyle evrimleştiriyorlar. O yüzden en azından bizler (gelecek nesilleri bilemem) televizyon seyretmeye devam edeceğiz ;)

Evren’i Sosyal Ağlarda Takip E+

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

1 Yorum

  • Yanıtla Sultan Karakuş 05 Kasım 2015 at 01:19

    Televizyon izlemeye devam etmeyeceğiz,etmiyoruz.Her bir saniyesi subliminal mesaj dolu olan,bize gerçeği olduğu gibi değil,siyasi çoğunluğun istediği gibi gösteren,gelişme çağındaki çocuklarımız için tehlikelerle dolu olan,bilinçaltımızı çöplüğe çeviren ve değerleri yerle bir eden televizyonu izlemeyeceğiz.
    Not: Gezi olaylarından beri tv izlemiyoruz.Teknoloji orucu tutmak gerek zaman zaman. :)

  • Bir Cevap Yazın