e-günlük

Kitap nasıl yazılmaz, yazar nasıl olunmaz?

kitap yazar şair

“Neden sen de bir kitap yazmıyorsun?” sorusuyla zaman zaman karşılaşırım. En başta Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu olmam, -kimilerine göre- kitap yazmam için en büyük avantajdır. (Oysa yazar ve şairlerin büyük çoğunluğunun edebiyat bölümlerinden mezun olmamış kişiler olduğu yönünde veriler var.) Dijital mecrada (blogu kastediyorum) uzun süredir yazıyor olmam da -kimilerince-  artık bir kitap yazmam için gayet yeterli bir sebep. Oysa ben edebi anlamda ortaya bir eser koyabilmenin TDE mezunu olmaktan veya gazete, dergi, blog köşelerinde yazmaktan çok daha fazlasına ihtiyaç duyduğunu düşünüyorum. İşte bu sebeple ileride bir kitap yazmak yerine bir kitap yayımlayabilirim.

Nasıl yani? Hızlı düşününce ikisi aynı şey gibi geliyor ama dikkatli düşününce aslında ikisi birbirinden farklı şeyler. Yine altını çizerek belirtiyorum ki edebi değeri olan, ciddi ciddi oturup emek harcayarak roman, hikaye, öykü ya da şiir kitapları yazanları hem takdir ediyor hem de çok imreniyorum. Ben, oturup böylesi eserler ortaya koyabileceğimi hiç sanmıyorum. Düşsel bir dünya kurup olay örgüleri kurgulayarak yüzlerce sayfalık bir kitap yazmak gibi bir hevesim hiç olmadı. Ama e-vren günlüğü blogunu ileride kitaplaştırmayı gerçekten çok istiyorum. Bir gün bir kitap yayımlayacaksam bu kesinlikle e-vren günlüğü olurdu.

Söz kitap yazmaktan açılmışken Feyza Hepçilingirler de Sorulmadan adlı kitabının 46. sayfasında her önüne gelenin kitap yazmaya kalkmasını eleştiriyor:

“Yazar olmak isteyen kişinin yapıtını oluşturacağı dili çok iyi bilmesi gerekir Anadilini bütün ayrıntılarıyla bilmeden yazar olunmaz, olunamaz.” uyarısında bulunuyor. “Peki bu kadarı yeter mi? …Geniş bir sözcük dağarına sahip olmak, dilbilgisi ya da yazım-noktalama kurallarını bütünüyle bilmek “yazar” yapar mı insanı?” diye de soruyor.

Hepçilingirlerin de dikkat çektiği üzere Türkçeyi hatasız kullandığını zanneden veya lisedeki kompozisyon sınavlarından yüksek not alan hemen herkes kitap yazmanın hevesinde; bu konuda yüksek bir öz güvene sahip. Hepçilingirler’in deyimiyle “eli kalem tutan herkes büyüyünce, ileride, belirlenemeyen bir tarihte yazar ya da şair olabileceğine inanır.”

Bu inancı gerçeğe dönüştürenlerden bazıları ise yeni çıkan kitabını para karşılığı D&R, Remzi, İnkılap benzeri bazı kitap satış marketlerinin “Çok satan kitaplar” listesinde birkaç hafta yer almasını sağlar. Sonra ne o yazarın ismini bir daha duyarız ne de yeni kitaplarından haberdar oluruz. Gerçek edebiyatçılar ise (reklam, satış, pazarlama stratejileri hariç) böylesi oyunlara başvurma gereği duymaz; zaten iyi yazmaktadır ve büyük ilgi görür.

Konuyla ilgili Feyza Hepçilingirler taşı gediğine koymaktadır:

“Edebiyat tarihi, yalnız ölümsüz değerlerin hazinesi değil yaşadıkları dönemde “en büyük” olduklarını sananların da mezarlığıdır.”

Evren’i Sosyal Ağlarda Takip E+

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

1 Yorum

  • Yanıtla kemal 29 Eylül 2015 at 10:34

    mecmualara yaz. eski mecmuaları oku orada ne ünlü lerden daha gizli hazine yazarlar var…

    ;)

  • Bir Cevap Yazın