e-günlük

Türkçede söyleyiş birliği yok çünkü Türkçe fonetik sözlüğümüz yok

aydoğan temel

Petrol mühendisliğini son sınıfta terk edip çok istediği tiyatro bölümüne gider. Eş dost ‘ikinci üniversiteyi okuduğuna göre paran çok galiba” der ancak o ders dışı zamanlarında müzikle uğraşarak okul masraflarını karşılamaya çalışır. Üniversite sonrası çalışma hayatına atılır ve işinde öylesine profesyoneldir ki yıllar önce yüzündeki kistin alınması için üst dişlerinin tamamı sökülüp damağı kesilip büyük bir operasyon geçirmesine rağmen ertesi gün mikrofon başına geçerek saatlerce seslendirme yapacaktır. O ise bu durumu ‘dil, çok ama çok akıllı bir organdır’ diyerek açıklayacaktır. Hayallerinin peşinden giden Aydoğan Temel, bugün Türkiye’nin en güçlü seslendirme sanatçılarından biridir.

Ben kendisini Pazar Keyfi’nin dış sesi olarak tanıyordum. Diksiyon eğitimimizin cumartesi günkü dersinde Aydoğan Hoca’yla bizzat tanışmak ve onunla doldu dolu 3 saat geçirmek kısmet oldu. Tecrübesinden, bilgi birikiminden, profesyonelliğinden ve enerjisinden çok etkilendiğim Aydoğan Temel’i -haddim olmayarak- ‘tam anlamıyla bir ansiklopedi’ olarak tanımlayabilirim. Onca donanımına rağmen ders dışındaki sohbetimizde mahcup ve mütevazı tavrıyla kendisine duyduğum hayranlığı daha da artırmıştı.

Aydoğan Hoca başta ses olmak üzere insanların sahip olduğu hiçbir yeteneğin doğuştan gelmediğini, yeteneğin ancak çok çalışılarak kazanılabileceğinin altını çizdi. Sanıldığının aksine İbrahim Tatlıses, Allah vergisi bir sese sahip değildi; henüz 6 yaşındayken Kazancı Bedih’in yanında sıra gecelerinde çalıp söylemeye başlayan bir çocuktan İbrahim Tatlıses gibi birinin çıkması tesadüf olamazdı. İyi bir ses ve diksiyon yeteneği kazanmamız için de bize her sabah uygulamamız gereken 5+1 maddelik bir reçete yazdı.

“Çünkü” mü diyeceğiz “çünki” mi; niçin “haydi” dememeliyiz de “hadi” demeliyiz sorularına kesin ve net cevabın ancak Türkçenin Fonetik (Ses bilimi) sözlüğü ile verilebileceğinin üzerinde defalarca durdu Aydoğan Hoca. İngilizce sözlüklerde her bir kelimenin nasıl telaffuz edilmesi gerektiği kelimenin yanında parantez içinde veriliyordu ama Türkçe için böyle bir çalışma bugüne kadar yapılmamıştı. Hal böyle olunca kimi “bana göre ‘Çünkü’ denir” kimi de “bana göre ‘Çünki’ denir” diyebiliyordu. Aydoğan Hoca kelimelerin nasıl söylenmesi gerektiği konusunda söyleyiş birliğimizin olmayışının en büyük sebebinin fonetik sözlüğümüzün eksikliğinden kaynaklandığını belirtti ve “dili asıl bozan şeyin dili kuralsızlaştırmak” olduğunun altını çizdi. Gerçekten bu eksiklik kafama takıldı; Türk Dil Kurumu veya Türkoloji, Türk Dili Edebiyatı bölümlerindeki hocalar böyle bir çalışmaya bugüne kadar hiç mi girişmemişti? (Bu yazıyı yazarken araştırdım ve Türkçe fonetik sözlüğü olmadığını, TDK’nın internet sitesinde de böyle bir çalışmanın yer almadığını gördüm.)

Aydoğan Temel’in 3 saatlik dersinden tuttuğum diğer notları şu şekilde özetleyebilirim:

  • Diksiyon, söz ve jestin uyumudur. Bu sebeple ‘Diksiyonun bozuk’ ifadesi yanlıştır. Bir insanın bozuk olan diksiyonu değil artikülasyonu’dur. (Harflerin ve seslerin yanlış şekilde çıkarılması)
  • Sözünüzü dinletebilmenin en önemli kuralı her sözümüzle beden dilimizin uyumlu olmasıdır. Beden dilinin çok iyi kullanılması, kişiye büyük avantaj sağlar. Öyle ki bugün en çok seyredilen haber bültenleri, beden dilini en iyi kullanan haber spikerleri tarafından sunulanlardır.
  • ‘Sesin yaşlanması’ diye bir şey yoktur. Bedenimizi hırpalar, sesimizi oluşturan organlara zarar verirsek ses pürüzleşir ama asla yaşlanmaz.
  • Ağzımızdan çıkan her bir harf tertemiz, anlaşılır çıkmalıdır.
  • ‘Ses tonunuz çok güzel’ ifadesi yanlıştır. Sesin tonu olmaz, harflerin tonu olur. Güzel olan ‘sesin tınısı’dır.

Evren’i Sosyal Ağlarda Takip E+

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

2 Yorumlar

  • Yanıtla elif 26 Ağustos 2015 at 11:13

    Yeteneğin çok çalışılarak kazanılması benim 40 a ulaşmadan anlayabildiğim bir şey :(( Üzücü bir gerçek mi bilemiyorum

  • Yanıtla Hilal D. 17 Ağustos 2015 at 21:29

    Biraz cevap olacaksa: çünkü, içünki’den geldiği için çünki’dir. Daha sonra içünkü olmuş, sözlüğe çünkü olarak geçmiştir.
    Taze bilgi (:

  • Bir Cevap Yazın