e-günlük

Yaratıcı Olmanın Şartı: Dur, Bak, Dinle!

Olcayto Cengiz

Olcayto Cengiz

“İnsanlar siz göstermeden ne istediklerini bilmezler.” Steve Jobs’un bu sözlerini hatırlatarak başladı Manajans Yaratıcı Yönetmeni Olcayto Cengiz; Dijital Medya Zirvesi 2015’teki sunumuna. Ona göre bu ukalalığı ile Jobs, markalar dünyasında ürün tarafını değiştiren isim oldu.

Öyle ki 1984 Macintosh reklamı, yayımlandığı yıl yer yerinden oynadı ve televizyon reklamcılığında yeni bir döneme girildi: Hikaye anlatıcılığı. Bu reklam, bambaşka bir pazarlama taktiğinin ve bambaşka bir hikayenin ilk örneğiydi. Böylece hayatımıza hikaye anlatıcılığını soktu:

Yaratıcı Reklam: Dur, Bak, Dinle!

Cengiz’e göre reklamda yaratıcı olmanın tek şartı “durup bakıp dinlemek”. Durup tüketicisini dinleyerek stratejisini geliştiren markalar başarıyı yakalayabiliyor. Jobs da öyle yaptı ve bilgisayarın çok karmaşık olduğunu düşünerek IMAC’ı alıp reklamlarda bir çocuğa kurdurdu.

Dijital medyada özellikle de sosyal ağlarda markalar oluşturdukları kampanyalarla bambaşka bir etkiyi hedefleyebiliyor ancak bazen kullanıcıların tepkileri çok farklı yönde olabiliyor. Cengiz de Fenerbahçe için Twitter’da #efsaneolgel etiketiyle başlatılan kampanyada #itfaiye’nin beklenmedik bir şekilde trendtopic olduğunu anlattıktan sonra “Sosyal medya reklamlarında markaların istediği bir yere kadar, kullanıcının istediği ise başka bir şey.” olduğunu vurguladı.

Yaratıcılık Emek İster!

Cengiz’in reklamlarda yaratıcı olmak adına söyledikleri sosyal medyada varlık gösterirken de geçerli; çalıştığınız işte fark edilir olmak için de:

“Yaratıcılık emek harcanan bir şey. Yaratıcılık çok fazla okuma, çok fazla takip etmeyi gerektiriyor. Yaratıcı olduğunu düşündüğünüz çalışmaları takip etmeli ve okumalısınız. Dünyada neler oluyor, uğraştığınız işle ilgili son gelişmeler ne durumda; bunları takip etmelisiniz. Bunları yaptıktan sonra zaten gerisi kendi kendine geliyor.”

Markaların, reklam vermeden önce ‘neyinin kötü olduğu’nu mutlaka bilmesi gerektiğinin de altını çizen Cengiz, “Ben bunu kime satıyorum?” sorusunun cevabı noktasında da bilinçli olmanın faydasına işaret ediyor. Cengiz, insanlar arası iletişimde “Dinleme”nin öneminin markalar için de geçerli olduğunu şu sözlerle vurguluyor:

“Ürünün hedef kitlesini, hedef noktasını çok iyi anlamak gerekiyor ki doğru iletişim kurulabilsin. Bunun için de dinleyin. Dinlemek sizi daha özel kılacak. Gerçekten Dinlemek size jer şeyin anahtarını verecek. Dinlediğinizde açıkları göreceksiniz.”

İnternet, mobil teknoloji ve dijital dünyanın baş döndüren hızı karşısında artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığı yeni çağı Cengiz, şu sözlerle özetliyor: “Rörenans’tan bu yana dünyada görülen en acayip değişimi yaşıyoruz. 3D yazıcılarla böbrek yapılan bir devirdeyiz.”

Dijital Medya Zirvesi 2015’in ilk bölümünde eğlenceli sunumuyla en çok alkış alan isim Olcayto Cengiz’di. Yaratıcı Reklamcılık üzerine paylaşımlarda bulunan Cengiz’in son sözleri şunlar oldu:

“Yaratıcı olmak içinizde var sadece çarçur ediyorsunuz. Onu açığa çıkarın zaten gerisi gelir.”

Not: Sevgili Olcayto, bu yazımdan sonra yaptığı aşağıdaki yorumda Dijital Medya Zirvesi’ndeki sunumunun tamamının yer aldığı bağlantıyı paylaştı. Ayrıca yazıda değinmediğim ama Olcayto’nun sunumunda bahsini geçtiği konularla ilgili 2 videonun bağlantısı da aşağıdaki yorumunda yer alıyor.

Dijital Medya Zirvesi 2015’ten bütün notları oku!

dijital medya zirvesi 2015 (2)

Evren’i Sosyal Ağlarda Takip E+

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

8 Yorumlar

  • Yanıtla elif 15 Haziran 2015 at 15:44

    Merhaba Evren, şu ”hikaye” mevzusu kafama takılıyor bir süredir. Bodrum’da bir-iki mekan var; fahiş fiyatlarla ve ukalaca hizmet vermelerine rağmen (Blogdaki Limon, 2015 yazımda anlattığım gibi) kapılarında kuyruk var. Bir arkadaşım şöyle bir gözlemini paylaşmıştı; adam mekana geliyor, yemeğini söylüyor, bir bakıyorsun hiç bir şey yememiş, ya da ucundan tırtıklamış, bir check-in yapıyor facebookta, iki resim çekip instagram’a koyuyor, kalkıp gidiyor. Manzaraya bakmıyor, lezzeti umursamıyor , ee niye veriyor o parayı? Adam aslında hikayeye dahil olmaya geliyor.

    İnsanların üretimden elini eteğini çekmesi ve giderek bireyselleşmesi/ yalnızlaşması hepimizi ”hikayesiz” mı bıraktı acaba? Seyirci olmaktan sıkıldık ve kameralara el sallamaktan ibaret olsa da kadraja girme telaşına mı kapıldık?

    Sen başka bir şey anlatmışsın ama ben nereye gittim :)

    • Yanıtla e-vren günlüğü 15 Haziran 2015 at 16:03

      Haklısın Elif; ben de yorumunu okuyunca tekrar yazıya dönüp bakma gereği duydum ;) McDonald’s, Starbucks gibi mekanların diğer yerel işletmelere göre daha pahalı olmasına rağmen daha çok rağbet görmesiyle ilgili bir yerde bir yazı okumuştum; birçok sebep sıralanıyordu ama içlerinde en etkili sebep söz konusu yerlerde ‘hava satın alıyor olmamız’ olarak gösteriliyordu. Sturbucks’a gidiyoruz, belki bir ara sokak kafesinde içeceğimiz lezzetli kahveden daha az lezzetli bir kahveyi çok daha pahalıya içiyoruz ama oranın bize sunduğu (daha doğrusu sattığı) havayı (atmosferi) da satın alıyoruz / yaşıyoruz / bir şekilde tatmin oluyoruz. Zaten ara sokaktaki Osman amcanın kafesinden yer bildirimi yapmakla Kadıköy Boğa’daki Starbucks’tan yer beldirimi yapmak ‘sosyal medya görgüsüzlüğü’ yaşayanlar için aynı değere sahip olmuyor.

  • Yanıtla bahceperim 05 Haziran 2015 at 23:17

    Yaratıcı olsanız da -kendimi iyi buluyorum- önemli olan insanları etkilemek, heyecanlandırmak. Öbür türlü “Mahler” den pek de farkımız kalmıyor mu ne? :)

    • Yanıtla e-vren günlüğü 06 Haziran 2015 at 19:14

      Aslında ‘birilerini etkileme’ yaratıcılıkta bir kriter olmamalı. Gerçekten üreten ve ortaya özgün eserler koyan insanların birilerini heyecanlandırıp heyecanlandırmadığı veya onları etkileyip etkilemediği gibi detayları umursadıklarını sanmıyorum.

  • Yanıtla Olcayto 27 Mayıs 2015 at 21:57

    Merhaba Evren,

    Öncelikle güzel özetin için teşekkürler.

    Cem’e de yorumu için teşekkür ederim.

    Sunumda bahsettiğim;

    Macintosh reklamı: https://www.youtube.com/watch?v=2zfqw8nhUwA

    Ecko kampanyası: https://www.youtube.com/watch?v=Fotp-wAzdzo

    BK Whooper Sacrifice: https://www.youtube.com/watch?v=o0D_MYc6m0o

    Ayrıca sunumu da bu linkten indirebilirsiniz: http://www.slideshare.net/OlcaytoCengiz/beykent-universitesi-dijital-medya-zirvesi-sunumu-dmz15

    Sevgiler.

    • Yanıtla e-vren günlüğü 28 Mayıs 2015 at 09:53

      Olcayto, yorumun için teşekkür ederim. Fırsatını bulmuşken mükemmel sunumun ve aktardığın bilgiler için de çok teşekkür ediyorum. Yazıyı hazırlarken bahsettiğin videoları bulmak için YouTube’da epey vakit harcamıştım; söz konusu linkleri vermen çok iyi oldu. Tecrübelerinden istifade etmeye devam etmek dileğiyle…

  • Yanıtla cem kazan 27 Mayıs 2015 at 02:19

    Olcayto Cengiz’in, yaraticilikla ilgili sozlerini okuduktan sonra ilk defa, “Ben de yaratıcı olabilirmisim” dedim. Bu zamana kadar yaraticiligi bize, sadece zeki olanlarin yapabileceği anlatildi. Meğer okuyarak, takip ederek ben de yaratici olabilirmisim. Beni olumlu motive eden bu yazi icin cok tesekkurler. Saygılarımla

    • Yanıtla e-vren günlüğü 27 Mayıs 2015 at 10:20

      Cem; ben de her insanın içinde var olan hayal gücünün, yeni bir şeyler üretebilme kabiliyetinin eğitimle, araştırmayla, merak ve azimle ortaya çıkarılabileceğine, geliştirilebileceğine inanıyorum. Olcayto da çoğumuzun bildiği, inandığı şeyi bizlere çok güzel özetledi.

    Bir Cevap Yazın