e-günlük

Yoksa Ben de mi FOMO’yum?

fomo, sosyal medya

Akıllı cep telefonlarını ellerinden düşürmeyenlerin ve sosyal medyayı çok sık kullanan herkesin ‘Yoksa ben de FOMO muyum?’ sorusunu kendisine mutlaka sorması gerekiyor. Sabah uyanır uyanmaz eliniz tablet bilgisayarınız veya cep telefonunuza gidiyor; elinizi yüzünüzü yıkamadan gece boyunca sosyal medyada paylaşılanlara hızlıca göz atıyor; yatmadan önce yaptığınız sosyal ağ paylaşımlarınızın ne kadar beğeni aldığına bakıyor ve beğeni sayısının azlığına üzülüyorsanız büyük ihtimalle FOMO’nun pençesindesiniz.

Fear of Missing Out‘un kısaltılmışı olan ve ‘gelişmeleri kaçırma korkusu’ olarak adlandırılan FOMO’yu bundan sonra çok sık duyacağımız kesin. Bir blog yazarı olarak ben de FOMO belirtileri gösterebilirim veya sosyal medyanın bir parçası olduğum için farkında olmadan sizdeki FOMO’yu tetikleyen unsurlardan biri olabilirim.

Konuyla ilgili açıklamaları basında yer alan uzmanlardan biri olan Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, FOMO belirtileri gösteren insanları şöyle özetliyor:

“Sosyal medyaya aşırı ilgi duyan kişilerin beyni, herhangi bir uyuşturucu madde almadığı halde, sanki almış gibi haz duyar ve bazı hormonlar salgılar. Biz buna ‘sanal uyuşturucu’ diyoruz. FOMO belirtileri gösteren bu kişiler, ödüllendirilme ihtiyacı hissediyor ve bazı kaygılar taşıyor. Bu kişiler, sanal ortamda yer almadığı zamanlarda kendisini kötü hissediyor.”

Sosyal medya bağımlılığının uyuşturucu bağımlılığı ile ilişkilendirilmesi gerçekten korkutucu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi ve Sosyal Medya Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ali Murat Kırık da bu korkutucu tablonun altını daha kesin ifadelerle çiziyor; FOMO’nun uyuşturucudan daha tehlikeli olduğunu vurguluyor:

“Özellikle Facebook üzerinden paylaşılan içeriklerin beğenilmemesi de FOMO hastalığını tetikleyen diğer bir etmen. Paylaştığı içeriklerin beğenilmemesi bireyi sürekli olarak sosyal medyayı kontrol etmeye itmekte ve bu durum davranış bozukluklarının meydana gelmesine neden olmaktadır.”

FOMO ile ilgili The Journal Computers in Human Behavior dergisi de Haziran 2014’te bir araştırma yayımladı ve bu rahatsızlığın görüldüğü kişilerde yakın arkadaşlarla geçirilen zamanlar da bile sosyal medyadaki diğer arkadaşların paylaşımlarını karşı konulamaz bir şekilde takip etme davranışının görüldüğü belirtildi.

fomo, sosyal medya

FOMO düzeyi, erkeklerde daha yüksek görülüyor.

Konuyla ilgili 672 erkek 341 kadın üzerinde araştırma yapan Andrew K. Przybylski‘ye göre de sosyal medya FOMO’nun en önemli tetikleyicisi. FOMO’ya yakalanan insanlar diğer insanlara göre Facebook, Twitter ve Instagram‘a daha çok bakma ihtiyacı hissediyor. Söz konusu kişiler, dersteyken sosyal medyayla çok sık ilgileniyor; araç kullanırken bile mesaj yazıyor ve daha fazla dikkat dağınıklığı sorunu yaşıyor. Araştırmanın ilginç bir ayrıntısı ise FOMO düzeyinin erkeklerde daha yüksek görülmesi.

Uzmanların bu denli zararlı olduğunu dile getirdiği FOMO’nun belirtilerine daha yakından bakalım:

  • Facebook, Twitter, Instagram, Linkedin, Pinteres, Tumblr gibi sosyal paylaşım ağlarındaki bilgilerin sürekli güncellenmesi
  • WhatsApp başta olmak üzere sosyal ağlardaki profil fotoğraflarının gün aşırı (hatta bazıları tarafından her gün) değiştirilmesi.
  • Özellikle Facebook ve Foursquare üzerinden gün içinde sürekli yer bildirimi yapılması
  • Neredeyse her gün yenilen içilen hemen her şeyin fotoğrafının paylaşılması (Sadece öğle yemeklerini bile gün aşırı paylaşan ciddi bir kesim var. Bu FOMO’nun olduğu kadar görgüsüzlüğün de en korkutucu göstergesi.)
  • Tuvalete bile cep telefonuyla gidilmesi, bildirimlerin kontrol edilmesi, mesajlaşmak
  • Yatağa girildiği an uykuya dalana kadar sosyal medyada gezinmek, sabah uyanır uyanmaz yine sosyal medyayı incelemek
  • Sosyal ağlarda yapılan paylaşımlara gelen beğeni sayısından tatmin olmamak, bundan dolayı mutsuz olmak
  • Sosyal ağlardaki arkadaş listesinde yer alanların hayatlarını yakından takip ederek kendi hayatımızla onlarınkini kıyaslamak; onların daha eğlenceli ve mutlu bir hayata sahip olduğunu düşünerek üzülmek
fomo, sosyal medya

Yanımızdakiyle değil sosyal medyadakiyle sohbeti seviyoruz.

Bu maddeleri daha da sıralamak ve kendimizde FOMO’nun belirtilerinin olup olmadığını anlamak mümkün. Arkadaşlarınızla beraberken bile sosyal medyadan başkalarının ne yapıp ettiğini takip ediyor; kafanızı cep telefonunun ekranından kaldıramıyorsanız ortada ciddi bir sorun var demektir. Sevdiklerinizle beraber aynı masada onlarla sohbet etmek değil de WhatsApp veya Facebook üzerinden başaklarıyla yazışmak daha cazip geliyorsa kesinlikle FOMO’nun pençesindesiniz demektir.

Sosyal medyanın yaşayan bir varlık olduğunu kabul ediyorum. Her zaman güncel, yeni ve gittikçe de büyüyen bir özelliğe sahip. Çünkü orada da ‘insan’ faktörü var ve inşa ettiğimiz o sanal dünyada birbirimizi, birbirimizin tutsakları haline getirme konusunda çok başarılıyız. Uyurken, dersteyken, sınavdayken hatta camide kafamız Facebook’ta Twitter’de neler olup bittiğiyle meşgul. Bu zaman zarfında sosyal paylaşım ağlarında neler kaçırdığımız konusunda endişeleniyor ve meraklanıyoruz; bu da bizi hızla FOMO’nun içine sokuyor. {Geçen gün Cuma namazında hocanın hutbesini dinlemek yerine Facebook’taki paylaşımları okumayı tercih edenleri gördüm; aynı gün Taksim’deki kilisede dua etmek için oturulan sıralarda cep telefonlarına gömülenlerle karşılaştım.} İnsanoğlu, sanal dünyanın gerçek hayatın hangi alanlarına girip girmemesi konusunda büyük bir karmaşa yaşıyor. FOMO, adeta bir virüs gibi ibadethanelerden en mahrem alanlara kadar hızla yayılıyor; bizleri kendi oluşturduğumuz bu virüsün kölesi haline getiriyor.

FOMO’dan kurtulmanın yolları:

FOMO’ya yakalanmamak veya FOMO’dan kurtulmak için yapılması gerekenler aslında basit. Gerçi, uyuşturucu bağımlılığı ile neredeyse eş değer gösterilen bu rahatsızlıktan sıyrılmanın basit olduğunu söylemek de ayrı bir tezatlık olabilir. Ancak sağlam bir irade gösterildiği takdirde birçok alışkanlık ve bağımlılıktan olduğu gibi FOMO’dan kurtulmak da mümkün olacaktır.

  • Yatmadan önce – hatta çok daha önce- cep telefonunuzu kapatın; bilgisayarla ilişiğinizi kesin.
  • Telefonla temasınızı en aza indirmeye çalışın. Örneğin tuvalete bile cep telefonuyla gitmekten, yatağa cep telefonuyla girmekten vazgeçin.
  • Gün içerisinde hangi saatler ve ne kadar süre interneti kullanacağınızı yazılı olarak belirleyin; bu kurala mutlaka uyun. Hatta sosyal medyada geçirdiğiniz süreyi yaptığınız plan üzerinden her hafta dakika dakika kısaltın.
  • Özellikle cep telefonlarınızdaki sosyal ağ uygulamalarının bildirimlerini kapatın. Instagram’da fotoğraflarınızın, Facebook’ta paylaşımlarınızın kaç kişi tarafından beğenildiğini anlık olarak değil kendinize izin verdiğiniz saatlerde görün.
  • Çalışırken telefonunuzun mobil ağını kapatarak internetle bağlantısını kesin. (Özellikle Facebook messenger ve WhatsApp’tan gelen mesajlar hem dikkatinizi sürekli dağıtacak hem de cep telefonuyla olan temasınızı sürekli kılacaktır.)
  • Tiyatro, sinema veya arkadaş toplantıları gibi sosyal etkinliklere katılın.
  • Fotoğraf, resim, müzik, el işi gibi hobiler edinerek bunlar için her hafta düzenli olarak bir araya gelin.
  • Günde en az 1 saat kitap okuma alışkanlığı edinin. Bu zaman diliminde telefonunuzu ve televizyonunuzu mutlaka kapatın.

fomo, sosyal medya

Yetenekleri kısıtlayan, zamanın verimsiz bir şekilde kullanılmasına yol açan, an’ın yaşanmasını engelleyen FOMO karşısında sağlam bir öz denetim şart. İş için elektronik postaları anında kontrol etmek gerekebilir ancak sosyal medyada insanların nerelere gittiğini, neler yiyip içtiğini, paylaştıkları fotoğrafları hatta hangi paylaşımları ‘beğendikleri’ni an be an kontrol etme alışkanlığından vazgeçin. Bunun, sokakta bir insanı hemen arkasından gideceği yere kadar takip etmekle eş değer olduğunun farkına varın. {Vakti zamanında bazı takipçilerimin, paylaşımlarımla yetinmeyip gönderilerine yorum yaptığım, paylaşımlarını beğendiğim kişileri de takibe aldıklarına şahit olmuştum. Bu kadarının da hastalık boyutunda olduğunu düşünüyorum. Adeta o insanların nefeslerini ensemde hissettiğim için birkaç yıldır sosyal ağlardaki arkadaş listemde bulunanların paylaşımları için ‘beğen’ butonuna basmıyorum.}

Bu uzunca yazıyı okudunuz madem, şimdi usulca arkanıza yaslanıp kendinizi sorgulayın ve FOMO olup olmadığınıza karar verin. Muhtemelen kimse FOMO olduğunu kabullenmeyecektir ancak yine de kafalarda soru işareti bırakabilmişsem faydalı olmuşumdur demektir. Madem yazı bitti, şimdi saldırın sosyal medyaya! Kim ne yapmış, kaç beğeni almışsınız hemen rapor alın. Durun durun, şaka yapıyorum!

Evren’i Sosyal Ağlarda Takip E+

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

3 Yorumlar

  • Yanıtla Burak 06 Şubat 2015 at 12:57

    Hepimiz bir Fomo değil miyiz ? :) Lakin yine de daha güzel bir isim bulsalar imiş hafifletici olurmuş. Nedense “fomo” biraz antipatik geldi. Şaka bir yana muazzam yazı olmuş, ellerinize sağlık Evren hocam.

  • Yanıtla melodram 05 Şubat 2015 at 23:23

    Tastikledim onayladım ben bir fomoyum :(

  • Yanıtla Nüket Özen 05 Şubat 2015 at 19:25

    Yazını okudum Evrenciğim ve bu yazıyı okuyan kimsenin kendini sorgulamama ihtimali yok. Aslında birçoğumuzun aklında olan ama dillendirmeye cesaret edemediği düşünceleri dillendirmişsin. Ben bu konuyla ilgili kendimi uzun zamandır sorgulayanlardanım. Yazındaki önerileri hayata geçirmek isteyenlerdenim Bu cümleyi kurarken bile durumun ne kadar vahim olduğu ortada Teşekkürler ,ağzına sağlık.

  • Bir Cevap Yazın