e-günlük

Ben Neyi Yazdım?

Yaşadıklarımı yazıyorum genellikle. Ama bir de edebiyatçı tarafımın, yaşamadığım halde bana hissettirdikleri var ki bazen onlar kaleme dökülüyor. Yoksulun halini tasvir edebilmek için yoksul olmaya gerek var mı? Bu, böyle bir şey. Gönül gözüyle, duygusal ruhla alakalı bazı şeyler sanırım.

Bunun yanında şöyle de bir gerçek var: Benim sıkıntılı ruh halim, neşeli cümlelerim vs aslında ziyaretçilerin görmek istediği şeyler oluyor o an.  Kimi zaman ben neyi yazdım, oysa bana neyi yazdırtmışlar. dedirtiyor bazı okurlar ;)

evrengunlugu.net

2010-2011 dönemindeki yayın süresince Acil İhtiyaç Projesi Vakfı‘nı, AİP Vakfı’nın proje ve çalışmalarını gönüllü olarak desteklemektedir.

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

4 Yorumlar

  • Yanıtla sultan karakuş 20 Ekim 2010 at 22:12

    Hissiyatı kuvvetli ve yazan biri olarak şunu söyleyebilirim ki,bir şeyi yazmak için yaşamak gerekmiyor.Edebiyatla ilgilenen kişiler empati yeteneği güçlü,gözlemleri sağlam insanlardır zaten,neyi yazmak istiyorlarsa bir anda “o” oluverirler ve sonuna kadar da yaşarlar “onu”.
    Bu blogta yazılanlarsa herkesin duygusuna ses oluyor ,hepimiz aynı olmasa da benzer şeyler yaşıyoruz,o benzer durumlar ise aynı duyguları bırakıyor bizlerde,sen gibi edebiyatçılar da özenle seçilmiş cümlelerle ifade edince bu duyguları,keyifle okumak düşüyor bizlere:)

    • Yanıtla evrengunlugu 21 Ekim 2010 at 00:24

      Empati… Kesinlikle bunu atlamamak gerekirdi Sultan. Teşekkürler ;)

  • Yanıtla İsmail Emre 20 Ekim 2010 at 14:56

    “…edebiyatçı tarafımın, yaşamadığım halde bana hissettirdikleri…” Belki de bizim için en zor olanı da bu. Sanırım ben de bir edebiyatçı olarak, yaşamadığım halde yaşamış gibi yazıyorum. -MIŞ gibi: hissetmiş gibi, sevmiş gibi, acıkmış gibi, fakirmiş gibi, zenginmiş gibi, hastaymış gibi, özlüyormuş gibi… Her ne kadar edebiyatçılar böyle söylese de ben de onlardan biri olarak kendi sözlerime bile inanmıyorum: İNSAN İNANMADIĞI BİR ŞEYİ, YAŞAMADIĞI BİR ŞEYİ, HİSSETMEDİĞİ BİR ŞEYİ YAZAMAZ…mış gibi geliyor. Dedim ya, ne dediğime aldırmıyor, söylediklerime kendim bile inanmıyorum.

    • Yanıtla evrengunlugu 20 Ekim 2010 at 15:10

      Haklısın Emre… Senin gibi derin bir edebiyatçının yaşaması mümkün olmayan bir olay veya duygusu son derece hissedilir bir üslupla kaleme alması gayet mümkündür.

    Bir Cevap Yazın