MisAfiR KaLeM{LeR}

Bu Hakkı Kendime Ayırdım

 

{Kasım ‘09 Gönüllü MisAfiR KaLeM Yazısıdır.}

[important color=red title=”evrengunlugu.net’in notu:”]Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği‘nin “Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyası“na destek amacıyla evrengunlugu.net olarak başlatılan Misafir Kalem Olmanın Yolu 3430′dan Geçiyor projesine kısa mesaj ile bağışta bulunan değerli Serap Kazancı’ya teşekkür ediyorum. Gönüllü MisAfir KaLeM olma sırası 3430′a mesaj atma sırasına göre belirlenmiştir.[/important]

Şehirleri şehir yapan binlerin hikâyesi var elbet ve bu hikâyelerin yazılmışlarından biriyiz şu buluşmayı sağlayan kelimeler sayesinde. Anlatabilmeyi becerebilme isteği taşımayı seviyorum; ama kimseye ne mesaj verme ne de öğretme çabasında da değilim. Bu hakkı kendime ayırdım.

Yeni bir deneyimin keyfi, planladığımız yaşam standartlarımızın harcayalım diye seçenek olarak sunabildikleri kadar önemli. Her tür yaşamsal değerler tecrübe ile tespit edilmese de yaşama alanımın olgunlaşma hikâyesi yeni bir boyut kazandı. Geride kalan yıllara kafamı kaldırıp baktığımda tecrübelerimle olgunlaşmaya, çocuğumun gözünde yeniden çocuk gibi görünmeye başlayana kadar devam edeceğim. Hâlbuki öyle bir vakit vardı ki ben de küçük bir çocuktum. Cesaretlendirilmek isterdim. Ama roller değişti. Sabırlı olmayı, kontrolü elden bırakmamayı, sesimi tonlamayı öğrenerek cesaretlendirenim. Küsmelerim daha olgun gerekçelere dayanır oldu; bir de kaprislerini çekmeye başladıklarım. Her zaman özlemenin nasıl bir tanımlama olduğunu da öğreniyormuş insan. Değişiyormuş, abla teyzeye dönüyormuş birde yeniden oyuncakların. Onca olgunlaşma duygusuna rağmen çocuk gibi de kalabiliyormuş ruhun. Karşılıklı anlayışın, samimi sarılışların ve herkesten önce biz düşüncesiyle değerli oluyormuş ailen. Arada “ tamam, onun için, sen büyüksün diye itiraz etme” sözlerinin şaşkınlığıyla farkında olmadan yansıyana hayret edebiliyormuşsunuz.

Çocuk aklının geri çevirmesiz kabul ettiklerini ve kalbinin kırılma noktalarında neden sorusuna aynı cevabı kaç kez verdiğinizi unutup farkında olmadan sınava tabi tutulduğunuzu anlıyorsunuz bazen. Tabi gülümsemeniz hep cebinizde sessiz sinema oyununun tek yanıtı “seni seviyorum” eşliğinde. Hayat zor içinde duygusal gelgitlerin sıkıntısı gözler önünde kaldırımda, kucakta, bir pantolon cebinde, bir hıçkırıkta, bir kutu hapta yaşanmaya devam etmekte. Onları da biliyorum ama ilk başta dedim ya bunu kendime ayırdım.

Cevaplar her zaman yaşanarak öğretmeyi değil, olasılık üzerinden hesaplamaları tercih edebilir. Sadece bazı zamanlar hafif bir dudak burukluğu da kalabilir. Şimdi başkayım. Yeniden büyüyorum ve öğreniyorum. Severek yapmasını dilediğim mesleği olsun istiyorum. Oynarken öğreniyorum O’nu, farkında olmadan yeteneklerini fark ediyorum. Her gün biraz daha hem acemi oluyor hem de acemiliğimi atıyorum. Aile kavramı önemlidir. Ne olursak olalım sevgi ve saygıyı eksik etmez birbirimizle gurur duyarak hep kucaklaşırız. Bu aileme ve kendime armağanımdır bir de aklımda kalmış dünyaya getiremediğim diğerine…

—-

[important color=red title=””]evrengunlugu.net’in bağış usulü Gönüllü MisAfiR KaLeM{LeR}inden olan Serap Kazancı, memleketi Sakarya’da yaşıyor ve bir çocuk annesi. Seslendirme ve düzgün konuşma konularında profesyonel olarak çalışmalarda bulunmuş, daha önce çeşitli dergilerde yazıları yayımlanmış. Özel bir şirkette müdürlük yapıyor; özellikle ikinci el kitapları satın alıp okumayı seviyor ve bir hikaye kitabı üzerinde çalışıyor. Serap Kazancı aynı zamanda Lösemili Çocuklar Vakfı’nın gönüllülerinden. Eşinin yüreklendirmesiyle açtığı tuykalem.org adresinde de yazılarını yayımlıyor.[/important]

 

evrengunlugu.net, 5. yılında sosyal sorumluluk gereği Türkiye Omurilik Felçlileri Derneğinin kampanya ve projelerini destekleme kararı almıştır. Ziyaretçilerini de TOFD’a destek olmaya davet etmektedir. TOFD’aulaşın; gönüllü olun; 3430‘a boş bir sms atarak “Akülü Tekerlekli Sandalye Kampanyası”na 5 TL’lik bağışta bulunun.


Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

5 Yorumlar

  • Yanıtla shebnnem 15 Aralık 2009 at 15:01

    Çok dokunulası satırlar..İnsanın elini uzatıp dokunmak istediği türden…Bir kadının giyebileceği ne kadar fazla elbise; bürünebileceği ne kadar çok rololduğunun kelimelere yansımış hali…Tebrikler…

  • Yanıtla menen 24 Kasım 2009 at 12:34

    okudum
    Bi daha
    Sonra bi daha
    Hafif bir müzikte dans eder gibi Dinlendirici
    Huzurlu
    Hatta Unuttuğumuz geleceğe dair umut dolu

    Kaleminize sağlık sevgiler (:

  • Yanıtla Halim KILIÇ 23 Kasım 2009 at 12:53

    Burada çok güzel işler yapıyorsunuz ve başarılarınızı gördükçe insanın gözlerinin dolması içten bile değil. Özelliklede 3430 kampanyasını canı gönülden destekliyorum ve elimden geldiği kadar katkıda bulunmaya gayret gösteriyorum.

    Yazarın kendine ve ailesine dair anlattıkları, paylaştıkları beni çok duygulandırdı ve düşündürdü. Sevgili Serap’ın çocuğu için düşündüklerini bir zamanlar da çok değerli Annem benim için düşünmüştü ve bende gelecekte çocugum için düşüneceğim. Bu cok kutsal birşey. Serap kalemine sağlık.

  • Yanıtla Ruki 23 Kasım 2009 at 10:34

    Özündekini dışa yansıtmak hiçde zor değil =)
    Her nekadar bir çocuk sahibi olmasamda etrafımda büyümesini izlediğim çocuklar var .konuşmaları tavırları çogu zaman anımsatsada başkalarını aslında çok farklılar ve gerçekten onlar büyürken bizde birçok şey öğreniyoruz.En önemlisi kırmamayı öğreniyoruz bence eğer bir insanın yüreğinde çocuk sevgisi sıkıştırılmışsa kötü bir yüreğe sahip olamaz.Onlarla beraberken her süprize hazırlıklı olmak lazım =) Başka türlü bir şey bu
    heleki senin gibi bir anne anlatıyorsa bunu anlamak zor değil…

    Eline ve o güzel yüreğine sağlık..

  • Yanıtla oyum ben 23 Kasım 2009 at 10:03

    Her şey çok güzel olacak. Evet evet olacak…

  • Bir Cevap Yazın