e-günlük

Kırk Yılın Birinde Futbol Oynayalım Dedik

Sevgili Kalemhane‘nin dün gece Blog Ödülleri adaylığımla ilgili yazdıklarını okuyunca çok duygulandım. BÖ! 2009 ile değerlendirmelerine de saygı duyduğumu belirtmek istiyorum. Kendisi gibi düşünen blog yazarlarının az olmadığını biliyorum. Ayrıca Blog Ödülleri organizasyonu vesilesiyle gelen birkaç yorum ve mesajda yazılanlar da duygu dünyamı alllak bullak etmeye yetti.

Aydın’ın en çok ziyaret edilen haber portalı AydınPost‘ta dün Blog Ödülleri’ne katıldığıma dair haber yayınlanınca hepten deşifre oldum artık :) Tanıdık tanımadık herkes bir blogumun olduğundan haberdar. Haberi önce abim görmüş; Safiye Sultan’ı aramış. O da beni aradı bir heyecanla :)

Hafta sonu Hüss‘le maç yaptık ve çok güzel fotoğraflarını çektim. İki gündür masaüstünde işlenmeyi bekleyen fotoğralar bir anda ortadan kayboldu.  Hayatında futbolla alakası olmayan biri olarak Hüss’le top oynayayım dedim; penaltı vuruşundaki tek fotoğrafım da silindi gitti :) Bunun için silinenleri geri getirmeye yarayan iki ayrı program denedim; başaramadım :(

İlkbahar, bugün Aydın’da  yüzüne kış maskesi taktı. Güneş ışıkları sönükleşti; sıcaklık düştü; rüzgar şiddetini arttırdı. Neyseki papatyalar yerinde duruyor. Küçük de olsa mevsimin ilk eriğini bugün yedim.

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

4 Yorumlar

  • Yanıtla salih gürbüz 16 Nisan 2009 at 12:43

    erik ağaçları vardı çocukluğumda, birde onlara tırmanma çabasında bir çocuk, Ben. aydının umurlu beldesinde tanıdım erik ağacını. dallarına tırmanma eğlencelerim, daha yenice çıkmış ufacık taneleri ağzıma zevkle ve anlatılmaz lezzetle minicik ellerimle götürüşlerim… hepsi eriklere dair çocukluğum,aydına dair yaşantılarım, sokaklarında oynadığım teravih sonrası futbol oyunlarım, ezan okuduğum iftar vakitleri… birer anı olarak hatıra sokağında ki yerini aldılar. sadece yağmurlu, hafif rüzgarlı , karamsı bulutların penceresinden baktığım zaman hatırlıyorum o ğeçmiş aydın zamanlarını… çocukluğum ve ben. Aydın sana dair çok şey var bende, bana dair çok adım ve ses kaldı sende. iyi sahip çık emanetlerime, ben seni unutmuyorum, sende beni unutma en güzel masumiyetimle… sevgilerimle…

  • Yanıtla büşra 15 Nisan 2009 at 00:12

    oo tamam artık duymayan görmeyen bilmeyen kalmaz desene :)
    güzel de bir haber olmuş ..
    silinen fotoğraflara gelince.. çok kötü birşey o ya.. hele ki silinenler düğün fotoğraflarıysa özelllikle, hiç hazmedilemiyor..acısı oturuyor insanın içine :)
    bir yerlerde tanık olmuştum sanırım böyle bir duruma.. ne fena …
    mart değil de nisan baktırıyor ufak ufak pencerelerden ….
    yağıyor yine mübarek..

  • Yanıtla Aysel Özcan 14 Nisan 2009 at 23:48

    Kalemhane’nin yazısını ben de okudum, yazdıklarına hak vermemek mümkün değil. Dilerim takipçilerin bu yarışmada seni yalnız bırakmaz.

    ve sanırım aslında sen zaten biliniyordun, sadece bu kadar bilindiğini bilmiyordun ne dersin Evren?..:)

    Papatyalar yerindeyse endişelenecek bir şey yok demektir. Değerini bilelim diye, nazlanıyor sanırım mevsimler.

    (Silinen fotoğraflar için de Sistem Geri Yüklemesi yaptın mı? Belki yardımı olur)

  • Yanıtla nermin krizalit 14 Nisan 2009 at 23:37

    ben de bugün gördüm eriği… çok canım çekti ama küçükler diye almadım :(( yarına inşallah…:)) fotoğraflara üzüldüm ama tekrar oynarsın yeniden çektirirsin, hem hüss de sevinir bu duruma:) blogda kendini {de}şifre etmen hep tuhaf geldi bana ve zor..ama umarım gönlünden geçen olur… görüşmek üzere:)

  • Bir Cevap Yazın