Browsing Category

Röportaj / Söyleşi

e-günlük, Röportaj / Söyleşi

Funda Güleç Yalçın: Blog yazarları güçlerinin farkında değil

İlk Türkçe Bloglar listesindeki isimlerle söyleşilerin beşincisini kendisiyle yapmak istediğimde sevgili Funda, beni her zamanki gibi kırmadı. Ajandası hep dolu olan ve etkinlikten etkinliğe koşturan Funda, Blog Yazarları Çalıştaylarının her ikisinde de davetimi geri çevirmeyip bütün gününü boşaltarak Türkçe içerikleri blogların geleceği adına  attığımız küçük adımlara dahil oldu. Kendisiyle söyleşi için bir araya gelmemiz hem onun yoğunluğundan hem de benden kaynaklanan bazı sebeplerden dolayı hemen mümkün olmadı ama nihayet 22 Nisan Cumartesi günü Levent’te buluşmak üzere sözleştik.

Söyleşi öncesinde Funda’nın eşi Hasan Yalçın‘la da tanışma şansım oldu. Üçümüz, – hatta bir ara ikimiz – keyifli bir sohbet ettiğimizi düşünüyorum. (Hatta içimden bir ara “Hasan ağabeyle de ayırca bir YouTube’luk söyleşi mi yapsam?” diye geçirmedim değil.) YouTube videolarından takip ettiğim biriyle karşılıklı sohbet deneyimini de ilk defa yaşayınca biraz değişik geldi bana. Sohbeti de kendisi de çok tatlı biri ve zaten Funda da eşi için sürekli “Benim tatlı kocam” dedi. Sohbet sırasında Funda “Evren biz birbirimize benziyor muyuz?” diye sordu. İkisini birbirine yüz yüze karşılaşmadan önce de benzetiyordum, o gün orada da benzettim. Ama Funda, benzemediklerini çünkü kendisinin çok güzel bir kadın olduğunu esprili bir dille yineledi. Bence yüreği de kendileri de güzel bu iki insan, birbirine yakışmakla kalmamış birbirini çok da güzel tamamlamışlar.

Diğer 4 söyleşide olduğu gibi Funda’yla yapacağım söyleşi de blog / blog yazarlığı merkezliydi ve Türkiye’nin ilk blog yazarlarının blog kültürü adına düşünceleri üzerine yazılı bir arşiv oluşturma amacıyla çıktığım bu yolda temel birkaç soruyu da bu çerçevede tutmaya çalıştım. Bunun yanında özellikle Funda’nın son blog yazıları ile 2009 yılındaki ilk yazılarını ve yeni çıkan kitabı “Küçük İşletmeler için Sosyal Medya“yı okuyup notlar aldım.

Funda, benim için uzun yıllar sadece dijital ortamda iletişimimin olduğu bir blog yazarıydı. İlk yüz yüze görüşmemiz de Blog Yazarları Çalıştayı 1’in yapıldığı İstanbul Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezinin bekleme salonunda oldu. Açık olmam gerekirse öncesinde de profesyonel olduğunu düşündüğüm Funda’nın duruşundan, bilgi birikimden fazlasıyla etkilenip -elimde olmadan- ondan çekinir bir tavra büründüm. Bunu ona ne kadar yansıttım bilmiyorum ama o çalıştaydan sonra Funda ile iletişimimde -kem küm dönemi-ne girdiğimi hissettim. (İtiraf edeyim, benden yaşça büyük olmasına rağmen kendisine ismiyle hitap ettiğim için bana sinir olduğunu bile bir dönem düşündüm. Hatta hep merak ettiğim bu konuyu söyleşi esnasında da sormayı planlıyordum ama arada kaynadı.) Ona karşı içimde ördüğüm duvarın kırılma noktasını İndir.com Mobil Etkinlik‘te tekrar bir araya geldiğimizde yaşadım. Funda, o etkinliğin sunuculuğunu üstlenmişti ve mobil uygulama ödülü adaylarıyla kurduğu sıcak iletişim, sunumlarındaki samimi tavrı beni çok etkiledi. Zaten bu söyleşide Funda’nın kendisiyle ilgili değerlendirmelerini dinlediğimde de geçmişte yaşadığım hissiyatta çok da haksız olmadığımı anladım.

Elbette aslolan “kişinin kendisiyle ilgili sözleri”dir ancak her ne kadar aşağıdaki söyleşide kendisi kabul etmese de onun duygusal ve kucaklayıcı bir yapısı olduğuna -hâlâ- inanıyorum. Ama şunu da kabul ediyorum: Profesyonellik -zannediyorum- daha mesafeli ve güçlü durmayı / görünmeyi gerektiriyor.

Funda’nın söyleşisinde öne çıkan bir nokta var ki üzerinde durulması ve değerlendirilmesi gerekiyor: “10 kişi de olsa blog yazarlarının bir araya gelerek -gerçek manada- birlik beraberlik gösterip bazı konularda ortak adım atması.” Bu görüşe gönülden katılmakla kalıyorum, somut bir adım atmak gerektiğini de biliyorum ve kişisel menfaatlerden, kibirden uzak arkadaşlara aynı çağrıyı ben de yineliyorum. Çünkü “İnterneti bloglar, blogları da işini iyi yapan blog yazarları kurtaracak.”

Söyleşinin blog yazarlarına katkı sunmasını, yeni kapılar açmasını ve Türkçe içerikli blogların temelini oluşturan ilk yazarlarla ilgili önemli bir dijital arşiv olmasını diliyorum. Ayrıca söyleşiyi, en altta yer alan videodan Funda’nın kendisi sesiyle dinleyebilirsinizDevamını Okuyun

Röportaj / Söyleşi, VideoBlog

Ramazan Bedük: Her şey küçük bir blogla başladı

2010 yılı ve öncesinde açılan Türkçe içerikli blogların İlk Türkçe Bloglar listesiyle derlenmesinin ardından listede yer alan blog yazarlarıyla söyleşiler yapmaya başladım. Bu isimlerin dördüncüsü “Bir İstanbul Hayali” adlı blogun yazarı Ramazan Bedük oldu. Onun öncesindeki isimler Atıf Ünaldı, Ayça Oğuş ve Banu Tozluyurt ile söyleşi vesilesiyle yüz yüze tanışmıştım. Ramazan’la da İlk Türkçe Bloglar listesini hazırladığımda internet üzerinden tanıştık; sonrasında da birkaç defa buluşarak arkadaş olduk. İlk üç söyleşinin aksine bu defa bir video röportaj denemesi yapmak istedim. Video çekiminin daha rahat olması adına çekimi evimde yaptık. Yaklaşık iki saati bulan toplam dört parçadan oluşan videoyu aradaki sohbetleri, tekrar edilenleri, benim konuştuğum bölümleri ve bazı boşlukları çıkartarak 20 dakikanın altına indirmeye çalıştım. Ramazan’ın blog, blogu ve blog yazarlığı hakkında söylediklerine odaklı bir video ortaya koymayı amaçladığım için soru sorduğum bölümlere yer vermedim. Ramazan, hem 2010 yılından beri elde ettiği blog yazarlığı tecrübesiyle hem de öğretmenliğinin verdiği kabiliyetle çok önemli şeyler söyledi. Bu anlamda ilk üç söyleşi gibi Ramazan Bedük’le yapılan video röportajın da “Blog yazarlığını merak edenler veya blog yazmaya başlayacaklar” için çok aydınlatıcı bir içerik olduğunu düşünüyorum.  Devamını Okuyun

e-günlük, Röportaj / Söyleşi

Blog benim için bir terapi – Banu Özkan Tozluyurt

banu_ozkan_tozluyurt-3

O; Duru’nun annesi, Naz ile Ozan’ın gezgin teyzesi ve Türkiye’nin ilk blog yazarlarından biri. banunundunyasi.com‘un mimarı Banu Özkan Tozluyurt‘la Blog Yazarları Söyleşisinin üçüncüsü için 30 Ekim 2016 Pazar günü Taksim’de bir araya geldik. Banu’yla sohbet çok keyifliydi çünkü eğlenceli ve enerjisi yüksek biri. Doğallığı ve alçak gönüllülüğü sayesinde kendisiyle rahat bir söyleşi gerçekleştirdim. Blog yazarlarıyla iş birliği yapan markaların ve özellikle de blog yazmaya başlamayı düşünenlerin dikkatle okuması gereken önemli şeyler anlattı Banu. İyi okumalar: Devamını Okuyun

Röportaj / Söyleşi

Ayça Oğuş: Blogumun okunduğunu fark edince bir süre yazamadım!

ayca_ogus_soylesi

‘İlk Türkçe Bloglar’ listesinin ardından başlayan Blog Yazarları Söyleşileri için aylar öncesinden Ayça Oğuş’la Eylül’de görüşmek üzere sözleşmiştik. Nihayet yıllardır internet ortamındaki ismen tanışıklığımız, 25 Eylül 2016 Pazar sabahı Karaköy’de yerini yüz yüze tanışıklığa bıraktı. Söyleşi öncesi kahvaltı yapacağımız yere girdiğimizde Ayça’nın ilk sözü ‘Sen bu blog işine niye kafayı bu kadar taktın? Artık kimse blog okumuyor’ oldu. Bu sorunun cevabı aslında yine Ayça’nın aşağıdaki söyleşide blogunun hayatına etkileriyle ilgili anlattıklarında apaçık ortada. Devamını Okuyun

e-günlük, Röportaj / Söyleşi, VideoBlog

Atıf Ünaldı Söyleşisi + Vlog

atif__unaldi_1

İlk Türkçe Bloglar listesini yayımladığımda listede yer alan blog yazarlarıyla söyleşi yapmaya başlayacağımı da belirtmiştim. Atıf Ünaldı‘nın blogu, 7 Eylül 2004 tarihli ilk yazısı ve hâlâ güncellenen içeriğiyle listenin ilk sırasında yer alıyor. Söz verdiğim gibi çalışmanın yayımlanmasından sonra Blog Yazarları Söyleşisinin ilki için kendisinden randevu talep ettim. Görüşme isteğimi olumlu bir şekilde hızla cevaplayan Atıf Hoca ile 14 Temmuz Perşembe günü iki saate yakın bir süre sohbet ettik. Şu ayrıntının da altını çizmekte fayda var: Ünaldı’nın görüşmeyi kabul etmesi bir anlamda bundan sonraki Blog yazarları söyleşilerinin de yolunu açtı. 

Samimiyeti ve güler yüzünden dolayı Atıf Ünaldı‘ya; söyleşinin fotoğraflarını çeken Pelin Avcı‘ya, ses kayıtlarını yazıya döken Nurhan Karanfil‘e emeklerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Keyifle okuyacağınıza inandığım şöyleşiye dair blogda bahsetmediğim ayrıntıları da yazının sonundaki vlogda seyredebilirsiniz. Devamını Okuyun

Röportaj / Söyleşi

Danimarka Yargısının ‘Irkçılık’la Sınavı: Hikmet Şahbaz Davası

ali rıza şahbaz

Danimarka basınının ırkçı söylemlerle yerden yere vurduğu, mahkemenin verdiği haksız ceza karşısında kamuoyunun sessiz kaldığı yarı Türkiyeli yarı Danimarkalı yüzlerce gençten sadece biri Hikmet. “Yarı Türkiyeli yarı Danimarkalı” diyorum çünkü “Ben Karslıyım ve Kürdüm” diyen babası Ali Rıza Şahbaz, oğlu Hikmet’in Danimarka’da doğduğunun ve ana dilinin Danca olduğunun altını çiziyor; “Tükçeyi bile yarım yamalak konuşuyor” diyor. Hikmet, kendisini aslen nereli hissediyor bilmiyorum ama baba Ali Rıza, doğma büyüme Danimarkalı da olsa anası babası Türkiye’den olan tüm yabancıların Danimarkalılar tarafından ‘kara kafalılar’ olarak adlandırıldığını dile getiriyor. Öyle ki toplumda hızla yayılan ırkçılık henüz 16 yaşındayken cinayetle sonuçlanan bir kavganın ortasında kalan Hikmet’e de acımasız yüzünü mahkeme salonunda gösteriyor.

Devamını Okuyun

e-günlük, Röportaj / Söyleşi

Hasan Söylemez: Hayat insanlarla güzel*

Hasan Söylemez'le söyleşi hatırası; Akademi Kitabevi - Kadıköy

Hasan Söylemez’le söyleşi hatırası; Akademi Kitabevi – Kadıköy

“Tamam o tabloyum ama Edvard Munch’ın Çığlık tablosu değilim artık. Çatı katından çıkıp artık bir galeriye asılmak üzere bekliyorum şu an. Tam olarak bir galeride değilim ama iyi bir yere geldiğimi düşünüyorum.”

Yıl 2012; bundan beş yıl önce. e-vren günlüğü’nde Hasan Söylemez’den, ilk kez şu yazıda bahsetmiş, onunla ilginç tanışma hikayemi anlatmış ve onun “İstanbul’da tanıştığım ilk ünlü kişi” olduğunu yazmıştım. Aradan geçen zaman zarfında Hasan, birçok başarılı işe imza attı, uzun bir yolculuğa çıktı ve 2015 Nisan’ında ilk kitabı Hayata Yolculuk’u** yayımladı. TÜYAP’taki tanışıklığımız yıllarca internet üzerinden pekişti ve Hasan’ın ‘ikinci hayatına yolculuğu’nu konuşmak üzere üç yıl aradan sonra ikinci kez bir araya geldik. Devamını Okuyun