e-günlük

Dört yazardan uydurma sürecinin ayrıntıları

Fotoğraflar: Hep Kitap

Önünden defalarca geçtiğim ama dün ilk defa içine girdiğim Pera Müzesinde,  Uydurmanın İncelikleri kitabına katkıda bulunan yazarlardan Hakan Bıçakçı, Seray Şahiner, İsmail Güzelsoy ve Doğu Yüce’nin uydurma sürecini ele aldıkları harika bir söyleşiyi dinledim. Dört yazarı da ilk defa yakından gördüm. Yazma, bir eser yayımlama konusunda sandığımızın aksine o kadar cesur olmadıklarını, kendilerini yazarlık konusunda çok yetkin görmediklerini sürekli yinelediler. Yazmaya başlamak isteyip de buna cesaret edemeyenler varsa bizim bu korkularımız da onlara cesaret verebilir dediler. Dinleyici grubu kalabalıktı, sohbet çok keyifliydi, ortam harikaydı. Etkinlik sorumlusu “söyleşi süresinin 55 dakika aşıldığı” uyarısını yapmasa sahnedeki yazarlar konuşmaya, seyirciler dinlemeye devam edebilirdi. 

Uydurmanın İncelikleri serisi, kitaba katkı sağlayan diğer yazarların katılımıyla farklı tarihlerde Pera Müzesinde devam edecek. Etkinliğin ilk gününden dört yazara dair notlarımda o isimlerin yazarlık serüvenine dair önemli ipuçları yer alıyor:

Hakan Bıçakçı:

  • Kurmaca atölyelerine başta soğuktum. yaratıcı yazarlık kavramını duyunca tüylerim diken diken oluyordu. Meğer çok keyifli bir süreçmiş.
  • Yazdıklarımın beğenilmesi bana mutluluk veriyor. Ancak yazmak, mutluluktan çok mutsuzluk veren bir uğraş. Çünkü bitmek bilmeyen bir ev ödevi gibi.
  • Bazen, böyle bir dünyaya yeni bir kitap getirmeye gerek var mı, diye düşünüyorum.
  • Tamamen özgün bir şey ortaya koyma mükemmeliyetçiliği yaratıcılığı kilitleyen bir durum.
  • İnsanlara etkileme, onların ruhlarına dokunma saplantısı beni rahatsız ediyor. Bu yazarlık saplantıları bana komik geliyor.
  • Sadece diğer yazarlardan değil ressamlardan, müzisyenlerden, yönetmenlerden, yaşadıklarımızdan da besleniyoruz. Seyrettiğim filmlerden, okuduğum kitaplar kadar etkileniyorum.
  • Bitirdiğim bir yapıtla ilgili hep tedirginim. Hiçbiri için “Bu mükemmel oldu.” diyemiyorum.
  • Yazarlığa ne zaman başladığınızı bilemezsiniz.
  • Orhan Pamuk bizi tanısa belki kıskanırdı.
  • Kitleyi düşünmek, yazarı kilitleyebiliyor. Kendimi düşünerek yazıyorum.
  • Yazarlığın tanrısal bir yetenek olduğuna inanmıyorum. Yazma, düşe kalka deneyerek öğrenerek gelişir. Yazar olma iddiam, çabam olmadan yazar oldum.
  • Bir esere başlarken sonunu bilerek yazarım. Giriş gelişme sonuç, bütün çatıyı bir mühendis gibi kurarım. Yazmaya başlayınca da gelişiyor.

Seray Şahiner:

  • Yazarlık benim içi hiç romantik değil, aksine dramatik.
  • Şu bulaşıkları yıkayayım da romana başlayayım der, yazma eyleminden kaçarım. Kendimi çatıyı yaptırırken bulurum. Son romanımı yazmaktan bu şekilde kaçtım. Bunlar iyi yazmadığımı düşündüğümden oluyor.
  • Bana yazdıran, yazmadığımda duyduğum suçluluk duygusu. Çünkü yazmaya büyük bir tutkuyla bağlıyım.
  • Beni yazı yazmak için masanın başına oturtan sebep şaşırdığım veya kızdığım bir şey oluyor.
  • Hayattan çalıp yazıya aktarıyorum.
  • Başka hobilerle uğraşmak yerine Türkçemi geliştireyim diyorum.
  • Aylarca yazıp bitirdiğim kitaptan sonra “Eyvah, şimdi başıma ne gelecek?” diyorum.
  • Bunu annem okursa ne der? demeyi bıraktığımda daha verimli yazmaya başladım. Annem de “Benim ne diyeceğimi düşünme, kendi kanatlarınla uç.” dedi.
  • Kendi yeniliğinizi eskitmek dünyanın en tehlikeli şeyi.
  • Beni kim okur ki diyordum. Yazdığım her kitap için hâlâ “İnsanlar buu okur mu?” diye soruyorum.
  • Yazdıklarımı birkaç gözden mutlaka okurum. Bu, farkında olmadan cinsiyetçilik, ırkçılık anlaşılacak ifadeler kullanmışsam bunları görmemi sağlıyor.
  • Yazarken bazen karaktere benzediğim oluyor.

İsmail Güzelsoy:

  • Yazmaya başladığınızda ilk üç gün ne yazarsanız yazın çöpe gider, bunu bilerek yazın.
  • Yazarken resim çizerim. En çok beğenilen metinlerim, resimlerini çizdiklerim oluyor.
  • Yazmanın en trajik bölümü, yazdığınızın ne kadar iyi – kötü olduğunu bilmemenizdir.
  • Benim kitaplarımda esin kaynağım Bruegel tabloları. O yüzden de resim öğrendim. En etkilendiğim şair de Sadi Şirazi’dir.
  • Yazdığım kitaplarla ilgili “Ben bunu okur muydum?” kaygısı sürekli taşırım.
  • Yazmış olmak için yazmak, okura karşı kul hakkına bile giriyor. Türk okurunu çok seviyorum.
  • Bir yazarın kalitesi, yazdığı kitabı şevkle okuyabilmesiyle alakalıdır.
  • Bitirdiğim kitabı, iki gün beklettikten sonra editöre gönderiyorum.
  • Romanın ne zaman başlayacağıyla biteceğini bilemiyorsunuz.
  • Yazmanın en büyük acısı, resim – müzik sanatlarının aksine malzemesinin olmaması. Resim yapmıyor, müzik yapmıyoruz. Herkes ben bir yazayım deyip deneyebiliyor, herkes yazabiliyor. Kimse evine piyano alıp denemiyor, içimdeki Mozart’ı ortaya çıkarayım demiyor.
  • Orhan Pamuk bizi kıskanıyor mudur acaba?
  • Bir yazar, yazmak üzerine kafa yormalıdır. Yazdığının değerini bilmek zorundadır.
  • Yazarak saklanan şeyleri çekip çıkarabiliyorsanız siz yazarsınız.
  • Bir şeyleri değiştirebileceğine inanıyorsam o eseri yayımlıyorum.
  • Yazarak bu ülkede demir – çelik üretimini artıramam. Ama sizin sorgulayarak hayata bakmanızı sağlayabilirim.
  • Edebiyat tarihini hesaplayarak yazamazsınız. Yüz yıl sonra belki de benim yazılarım olmayacak. Sanırım yine kendimiz için yazıyoruz.
  • Edebiyatın en temel unsurlarından biri şaşırtmadır. Şaşırtırsanız, okur uyanır.
  • Edebiyatla iyiliği savunmuyoruz, kötülüğü teşhir ediyoruz. Kötülüğü sorgulayarak iyiliğin propagandasını yapıyoruz.
  • İyi bir okur, okuduğu kitabı yeniden yazar.

Doğu Yücel:

  • Yeni bir kitaba başlarken sanki daha önceki deneyimlerim yokmuş gibi hissederek tedirgin oluyorum.
  • Hikâye de bazen “Haydi beni yaz.” diyor.
  • Uydurma, okuma yazma öğrenmeden önce başlar. En çok uyduranlar çocuklardır, müthiş hayal güçleri vardır.
  • Yazarlığımda, seyrettiğim filmlerden, özellike de Yıldız Savaşlarından çok etkilenirim.
  • Herkes için yazıyorum. Kendim gibi bir okur hayal ediyorum. Yazdıklarımızı herkesin okumasını isterim.
  • Bir esere başlarken bir senaryo, film gibi kurguluyorum.
  • Dergilere, yayınevlerine bir kitabı veya öyküyü gönderdiğinizde editörü yakalayabilmeniz için ilk sayfalar, ilk paragraflar çok önemli.

En çok buralardayım: Instagram | Facebook | Twitter | YouTube

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

4 Yorumlar

  • Yanıtla Uydurmanın İncelikleri Söyleşilerinin Üçüncüsü 18 Nisan'da 05 Nisan 2018 at 10:32

    […] birliğiyle düzenlediği Uydurmanın İncelikleri söyleşilerinin ilki 21 Şubat 2018 tarihinde Hakan Bıçakçı, Seray Şahiner, İsmail Güzelsoy ve Doğu Yüce’nin; ikincisi 21 Mart 2018 tarihinde  Hakan Bıçakçı, Jale Sancak, Başar Başarır ve Müge […]

  • Yanıtla Uydurmanın Sözcüleri Konuştu – Edebi Blog 22 Mart 2018 at 00:03

    […] 21 Şubat’ta düzenlenen Uydurmanın İncelikleri söyleşilerinin ikincisi Uydurmanın Sözcüleri temasıyla Pera Müzesinde gerçekleştirildi. […]

  • Yanıtla nillo 05 Mart 2018 at 22:33

    Ne güzel anlatmışsınız, içim ısındı. Bozcaada çok güzel bir yer.Ama orada yaşamak bambaşka bir şey. Siz anlatınca hem heves ediyor insan hem de kolay olmadığını anlıyor. Sevgiler

  • Yanıtla Halil gönül 26 Şubat 2018 at 14:15

    Bu cümleleri birinci ağızdan duymak güzel.:)

  • Bir yorum yazın