ANLADIM

Esmer rüzgarlar eser batıdan güneye. Güneyde ses soluk kesilir. Bir zamanların tanıdık kokusu egenin bağrında, bir an yaban bir tada dönüşür. Sevda siyah yazılara dökülür, mekanik tellerde. Cesaret ister esmer rüzgarlar, güneyin buz kesmiş duvarlarından. Yürekteki aşk, hayallerin, hedeflerin karşısında keser sesini soluğunu. Esmer rüzgarlar da katılır, güneyin sırrına. Susar, gömülür sessizliğe. Ve Amerika’yı yeniden keşfetmeyi göze alır, esmer rüzgarlar. Alışırlar yol gözlemeye… Ve Can Yücel’le seslenir Esmer rüzgarlar son kez Güney’e:

ANLADIM

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,
kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir,
ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat, hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
”Sana ihtiyacım var, gel! ” diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ”git” dediğimde anladım..
Biri sana ”git” dediğinde, ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil,
”affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen, beklemez,
sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar,
ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…

Can Yücel

facebook’evreni facebook sayfası ] twitter’evreni RSS abonelik 

Savunmasız Cümlelerim

Öleceğim öleceğim” dedin de öldün sonunda. Öldün de başın göğe mi erdi? Ayakların yere basmazdı, girdin de yerin dibine iyi mi oldu?

Bir çınarı çınar yapan, asırlık gövdesi değil yalnız. Yalnız başına onu dev yapan binbir yaprağıyla, yüzlerce dalıydı. Böcekler konar, kuşlar uçardı. Gölgesi bir vardı, gölgeliydi. Bir yoktu gölgesi, her yanı aydınlıktı. Kolu kanadı kırık değildi, ayakları yere sağlam basardı. Başı göğe erse de, aklı bir karış havada olmazdı. Çınarlar, çınarlıklarını bilirdi.

Her yer sen oluyor, herkes sen… Maviye boyalı bir renkle dolaşıyor yer yüzünde bütün yerliler. Beni sana soranlar, seni bana anlatanlar… Cevap bekleyenler, sade sorusu olanlar… Uzun ince bir yolda yürüyenler, gece gündüz yol gidenler… Unut diyorlar, unutturma diyorlar, gitme deseler, kal da demiyorlar.

Her yer sen oldu. Sağım solum, her yanım sen. Maviye boyalı bir renkle dolaştım durdum, gözlerimde denizin bulanıklığıyla. Görenler ağlamış dedi, duyanlar duygulanmış sandı. Her soruya cevap verdim, tek tek. Her bir yanıtımda öldüm ben, birer birer. Artık kan kırmızısı benim cümlelerim. Bir o kadar da savunmasız…

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni ] RSS abonelik

BİR VEDAYMIŞ

24 Mayıs 2005’te yazılmış, bir veda yazısıymış. Ne kadar da acıklıymış:

Giderken… Ne ben bu yola çıktığım gibiyim, ne de sen…

Zaman ne kadar hızlı geçiyormuş… Ne kadar zahmetliymiş bu yolda yürümek. Ve bu yolda yürümek insana ne çok şey kaybettiriyormuş, bir o kadar da ne çok şey kazandırıyormuş…

Ve SEN… Biliyorum kapandı gözlerin… ama kapanmadı defterin… Bunca zor yolculuk, daha çok sevap eklensin diyeydi hanene… Kendim için hiçbir şey istemedim, seninle geçirdiğimiz kısıtlı zamanda bana öğrettiğin gibi… Daha bir huzurluyum şimdi giderken, çünkü daha bir huzurlusun mekanında… Bu kutsal görevde döktüğüm gözyaşları da, aldığım dualar da, duyduğum sevinçler de ruhuna gitsin…

Asl’olan kim olduğum değil, ne yaptığım… Gidiyorum… Senin için… Başı yok… Sonu yok…

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni ] RSS abonelik

ÇIKMAZ SOKAK

Sen dönüp gidince, ardında mı kalıyorum sanıyorsun. Bakıyorsun ama görmüyorsun. Sen görmesen de beni, ben görünüyorum hala. Sen yok saysan da beni, birileri için yaşıyorum. Senin için artık ölmüş olsam da, ben nefes almaya devam ediyorum.

Bilmiyorsun: Seni ilk defa böylesine unutuyorum!

“Evren…” dedi. “Söyle ne yapabiliriz?” Yazıp çizmemi istedi benden. “Ben eridim bittim onunla, neyi var neyi yoksa söküp aldılar ondan.” dedi. “Yaz ne olur, yaz ki başkaları yazılmasın!”

Ben yazmadan yazıldı kaderi. Önce duydum haberi, sonra gördüm seni. Beyaz önlüklü kara adamlar, çekip almışlar onu senden. “Ben bu filmi önceden görmüştüm.” dedim, sonunu da tahmin etmiştim. Herkes gibi, hiçbirimizcesine sadece ağlamak, avunmak tek çare. Öğrenilmiş çaresizliğin çıkmaz sokaklarında…

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni ] RSS abonelik

HERKES SANA BENZİYOR

O, hep arayıp da bulamadığın olmak isterdim…

Çok değil, az az görmek seni ve azar azar sevmeni isterdim beni. Ağladığında ağlamayı; yaslanacak omuz aradığında yanında olmayı isterdim. Hayır, ben yanında değil… Sen yanımda ol isterdim. Sen sev, sen iste, sen gel, sen dokun, sen sahip çık… Ama ne git, ne terk et ne de unut isterdim. Bilseydin eğer, sen beni severdin. Çok özlerdin, gelirdin. Çok severdin, gelirdin. Tanısaydın, bilseydin beni eğer, o hep “arayıp da bulamadığın olmamı” isterdin!

Burada herkes sana benziyor. Sadece burada mı… Yolda, sokakta, arabada, dükkanda, içeride, dışarıda… Yüzler hep senin yüzün. Konuşmalar, sanki senin söylediklerinin tekrarı. Her çalan telefonda sanki sen arıyorsun ve her telefondaki ses sanki senin sesin zannediyorum. Herkes sana benziyor; bana bakıyor hepsi sen gibi. Herkesi sana benzetiyorum. Sen sanıyorum. Seni arıyorum. Sen açmıyorsun… bakmıyorsun… susuyorsun… Bilmiyorsun, aslında herkes sana benziyor. Ben bile…

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni ] RSS abonelik

Ben Seni Yeşil’inle Sevdim

Yeşillerin içindeydin, yemyeşil idin… Sen bilmezsin, ben seni yeşilinle sevdim.

Parmak hesabıyla sayamıyorum artık, seni ne zamandır tanıdığımı. Başkalarına soruyorum, bilmiyor kimse seni. Ben bile bazen şaşırıyorum kendime. Öyle yakın, bir o kadar da öyle uzaktasın ki bana. Aklımı başımdan alan yeşillere her bürünüşünde ve her gülümseyişinde yüzüme… “Aşk bu, aradığım bu ama ne kadar da imkansız” diyorum iç çekerek…

Aynı zeytine çatal uzattık, aynı tabaktan yemek yedik. Kapılarını açtın bana kaç defa ama yüreğinin kapısı öylesine sağlam ki… Kilidini çözmeye, açmaya yok cesaretim. Bazen en güzeli diyorum: Yeşillerin içinde seyretmek seni. Böylesi güzel oluyor, çünkü ikimiz de susarak konuşuyoruz.

Gözümü kapattığımda, canlandırabiliyorum seni. O kadar seyrine dalmışım demek ki. O kadar seninleymişim meğer… Bugün var’ız, yarın yok’uz. Garip bir akşamüzeri vakti, hiç bilmediğim bir diyarda bomboş bir tren istasyonunda kalmışım gibi duygularım; yarın olmayacağını düşündüğümde…

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni ] RSS abonelik

Hayatın Benim Elimden mi Geçti?

Önce hiç ses olmadı. Sen orada, ben burada… Suskun duruşlarda dalıp gittik. Her seferinde farkettim, her sessizlik oluşunda yokluğunu. Sen kaç defa gömüldün yastığının altına kimbilir. Ben hayatın karmaşasında bile çıkarmıyorum aklımdan seni. Büyük bir hayal kırıklığıyla kapandı telefon. Dünya durdu sanki senin için. Zamansa akmıyordu. Öyle garipti ki susuşun. Hiç aklıma gelmezdi, hayatının benim elimden geçeceği. Ne vicdan ne yürek, kaldıramıyor bu yükü.

Yolumuz bir birleşti iki ayrıldı. Son bir çabayla, son bir umudu ayakta tutalım derken… sen orada ben burada, seslerimizi kaybettik… sonra hayallerimizi… Hayatın benim elimden kayıp gitti. Şimdi cesaretim yok ne sesini duymaya ne yüzünü görmeye…

Ama bilirim: “Aynı suda yüzer bindiğimiz gemiler.” *

(Son cümle “Cahit Saffet Irgat, DOST şiirinden)

facebook’evreni ] facebook sayfası ] twitter’evreni ] RSS abonelik