Podcast #20 Çok Boyutlu Yalnızlık – Doç. Dr. Deniz Mertkan Gezgin

Doçentlerin Profesör olduğu Türkiye’nin tek podcastinde bir bölümü daha geride bıraktık ;) “Ne alaka?” sorusunun cevabı podcastte saklı. Amatör ruhla aylar önce Eylül 2019’da başladığım internet günlüğü podcastinde 20. bölümü devirdik. Darısı 200. yayına. Yeni bölümde, uzun bir aradan sonra tekrar bir akademisyenle, podcaste konu edinmekten büyük keyif aldığım akademik makaleler üzerine sohbet ettik.


Trakya Üniversitesinden Doç. Dr. Deniz Mertkan Gezgin, Marmara Üniversitesinden Doç. Dr. Durmuş Ümmet ve Eskişehir Teknik Üniversitesinden Öğr. Gör. Dr. Nazire Burçin Hamutoğlu, üniversite öğrencilerinin akıllı telefon bağımlılık düzeylerini belirlemek için Trakya bölgesindeki bir üniversitesinin farklı bölüm ve sınıflarında öğrenim gören 407 öğrenci üzerinde bir araştırma yaptılar. Araştırmanın sonucu da Trakya Eğitim Dergisi’nin 2. sayısında Üniversite Öğrencilerinde Akıllı Telefon Bağımlılığı: Çok Boyutlu Yalnızlığın Yordayıcı Rolü başlığıyla yayımlandı.

Podcasti, iTunes Podcast üzerinden de dinleyebilirsiniz.

Ben de Doç. Dr. Gezgin’le yayımlanan makaleyi podcastte biraz detaylandırmak ve söz konusu araştırma üzerinden gençlerin telefon ve sosyal medya bağımlılığı hakkında konuşmak istedim. Deniz Mertkan Hoca’nın anlattıklarından öne çıkan satırları, podcasti dinlemeye vakti olmayanlar için aşağıda özetlemeye çalıştım. Ayrıca söz konusu makalenin tamamını da yazının en sonunda bulabilirsiniz.

Teknoloji doğumlu çocukların yalnızlığı

  • Yalnızlığın akıllı telefon bağlılığını yordadığını, düşündük. Karşımıza çok boyutlu yalnızlık çıktı. Çok boyutlu yalnızlığın literatürde sosyal ve  duygusal ilişkilerde yalnızlık olarak tanımı var. Duygusal yalnızlığın da romantik ilişkilerde yalnızlık ve aile ilişkinlerinde yalnızlık şeklinde dallandığını gördük.
  • Yalnızlıktan Z kuşağı ve Alfa kuşağı daha çok etkileniyor.
  • Kapitalist düzen; devamlı tüketmemizi isteyen, daha çok bencilleşmeyi sağlayan, aile ve sosyal bağların zayıflayıp tek başına yaşanmasını ve böylece tüketimin artırılmasını isteyen bir düzen. Bu düzenin içine doğuyor çocuklar. Kontrolsüz bir şekilde şehirleşme, binalaşma olunca çeşitli sosyal alanlar da yok oldu. Bunun yüzünden de çocuklar evlere kapandılar. Evlere kapandıkları için, teknoloji doğumlu dediğimiz bu çocuklar, açıklarını direkt kendi sosyal ortamları olan bilgisayar veya sosyal medya ile kapatmaya çalışıyorlar.
  • Okulun en büyük özelliklerinden biri sadece bilişsel gelişmeyi sağlamak değildir. İnsanların bazı motor becerilerini ve sosyalleşmeyi sağlamaktır. Zaten gençliğin temel ödevlerinden biri de budur: Yakınlığı, sosyal ilişkileri sağlamaktır. Şimdi bu durum daha da tehlikeli bir hal aldı çünkü tam sosyalleşilen yer de kayboldu. Okullar da direkt uzaktan eğitime taşınınca tam onların istediği ortamlara doğru bir geçiş sağlandı. Çocuklar; sosyal ortamda yapamadıklarını, bu açıklarını, bu yalnızlık duygusunu nasıl kapatacaklar?
  • Sosyal medya sizin bütün duygularınızı okşuyor, sizi orada farklı bir boyuta sokuyor, farklı bir insanmış gibi görünmenizi sağlıyor. Sosyal hayattaki becerilerinizi, yapamadığınız konuşamadığınız şeyleri orada çok rahat bir şekilde konuşabiliyorsunuz. Orada aynı nitelikteki arkadaşlarınızı  bulup onlarla belirli bir ortam kurabiliyorsunuz.
  • Fark etmeden bu işin içine düştükçe, telefonla, sosyal medyayla veya içindeki oyunla zaman geçirme süresi arttıkça yavaş yavaş artık o dünyaya giriyorsunuz ve gerçekliği kaybediyorsunuz. Bunun sonunda sosyal becerisi zayıf, konuşamayan, dil becerisi çok zayıf bir nesil görmekteyiz. Gençler sosyalleşmeyi akıllı  telefon üzerinden yürütmeye çok alıştırlar.  
  • Eğitim yavaş yavaş bir süreçtir. Biz o kadar hızlı bir teknoloji devrimi yaşadık ki buna hazır değildik. Buna nasıl adapte olacağımızı anlayamadık. Bunun önüne geçlebilecek bir şey ben öngöremiyorum. 
  • İnsanın doğasından çok sosyal çevresi  onu şekillendirir. Sosyal çevre şu an çocukların o yapıdan, sosyal medyadan, teknolojiden ayrılamama durumunu göstermekte. Biz Y kuşağı olarak eskiyiz, buna adapte olmaya çalışıyoruz ama artık onların tabiatı, habitatı bu.

Üniversitelerin duvarları yıkılacak

  • Biz bu konularla alakalı seminerler düzenliyoruz fakat semineri verirken bile kimse dinlemiyor. Herkesin gözü ekranda. Gençlere, akıllı telefon bağımlılığı deseniz bile anlamıyorlar. Nafile bu iş. Biz daha çok velilerle konuşmalıyız. Belki bazı denetimli kullanım getirmek gerekiyor  bazı yaştaki çocuklar için.
  • Okullarda artık  nonformal bir yapı gelişti. Ben artık üniversitelerin duvarlarının bile yıkılacağını düşünüyorum. Anlattığımız şeyler için çocuklar “Hocam bunların hepsine akıllı telefondan ulaşabiliyoruz.” Hocalar artık çok geride kalıyor. Biz bu çocukların durumunu anlayamıyoruz. Sadece kendi kafamızdaki, bilincimizdeki önlemlerle bunu çözmeye çalışıyoruz ama biz bunu öğrencinin dilinden, durumundan anlayarak söyleyemiyoruz. 
  • Çocuğa belli başlı görevlerini bile aile zor bir şekilde öğretirken, biz bütün eğlenceyi sihri veren o cihazı, “benim organım, kız arkadaşım, çöp çatanım, ihtiyacım, suyum” dediği o teknolojik müptelayı onun elinden nasıl alabiliriz ki, alamayız. Dünya teknolojik devinime geçmişken, “Bnu bu kadar çok kullanırsanız şu olur” dediğimizde bunun çok etkili olacağını düşünmüyorum. Okul öncesi dönemden itibaren çocuklar, farklı bir yönlendirmeyle bundan uzaklaştırılabilir.
  • Burada anne babanın rolü çok önemli. Ana baba elinden telefonu düşüremiyor Böyle bir durumda biz çocuğa “Akıllı telefon bağımlılığı sana fiziksel olarak zarar verecek, ileride daha da yalnızlık hissedeceksin” desek de kimsenin dinleyeceği yok. Bu farkındalığı yaratmanın okul öncesi dönemden  başlayıp süregeleceğini düşünüyorum.  

Öneriler

  • Aile, genci bir spor dalına yönlendirmeli.
  • Bu yalnızlığı giderebilmek için genci daha haz verici takım sporlarına, rekabetli sporlara, onları cesaretlendirici ve evden çıkmaya teşvik edici aktivitelere yönlendirmeli
  • Teknoloji detoksu yapılmalı. Ailelerin çocuklarla birlikte kitap okumaları ve çocuklara okuma alışkanlığının kazandırılması gerekir.
  • Aileler, kendi olamadıklarını çocuklarının üzerinde gerçekleştirmeye çalışmaktan vazgeçmeli.
  • “Bizim zamanımız” yok artık. Dönem bu dönem. Bu çağ, o çocukların çağı. Ana erkilden ata erkile geçildi, şimdi çocuk erkil var. Bu teknolojik habitatta bunların nelerden hoşlandığını iyice anlayıp onları o teknolojini elinden almanız gerekiyor. Eskiyle bugünü karşılaştırmayı geçmeli. Teknoloji daha da hızlanacak, yapay zeka geldi. Teknoloji buraya kayarken çocuğu, onun habitatını anlayarak çözüm üretmek daha sağlıklı.
  • Özdenetimi, iradesi kuvvetli çocuklar yetiştirmeliyiz. İradeli ve özdenetimli yetiştirilen çocuk ileride teknolojiyi gerekli olduğunda gerektiği kadar kullanmayı bilecektir.
Universite_Ogrencilerinde_Akilli_Telefon

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir