e-günlük

Dijital Medyayı Doğru Kullanma Kılavuzu

sosyal_kulucka_merkezi

YourThings‘in geçen hafta düzenlediği Dijital Medyayı Doğru Kullanma Atölyesi için İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyal Kuluçka Merkezi‘ndeydim. Contentus İçerik Ajansı‘ndan Rüya Bulut ve Onur dijital medyanın etkili ve doğru kullanımını birçok başlık altında aktarmaya çalıştı.

(Atölyeden notlarımı paylaşmadan önce İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin santralistanbul yerleşkesine ilk kez gittiğim ayrıntısını da buraya not düşmeliyim. Restore edilen eski yapıları görünce birer model bulup hepsinin önünde fotoğraf çekesim geldi. İçeriye öğrenci kimliği göstermeden elimi kolumu sallayarak girince bu durumu biraz yadırgamıştım ama daha sonra çevredeki halkın hafta sonları santralistanbul’a gelip piknik yaptığını öğrenince bunun sebebini anladım. Halka açık üniversite  yerleşkesi olarak bahsediliyor burası için. Bu arada Sosyal Kuluçka Merkezi’ne girdiğimde Toplum Gönülllüleri’nin 2004 yılındaki gençlik konseyinde tanıştığım Neslihan Öztürk‘le karşılaşınca çok şaşırdım.)

google_dontbeevil

Kötü olma!

Atölyenin başında yukarıdaki fotoğraf gösterildi. Don’t be evil (Kötü olma), Google’ın resmi olmayan kurumsal sloganı. Google’ın ilk mühendislerinden Amit Patel tarafından bulunmuş; öyle ki Gmail’in üreticisi Paul Buchheit tarafından da desteklenmiş.

Atölyede bazı arama sonuçlarında Google’ın ilk sayfasında çıkan sonuçların kullanıcıya çözüm sunmadığına dikkat çekildi. Google, çoğu zaman güvenilir kaynaklara yönlendirmiyor. Örneğin tecavüze uğrayan birinin “tecavüze uğradım” araması sonucunda karşısına yasal olarak ne yapması gerektiği, hangi güvenilir kaynaktan yardım alabileceği ile ilgili alakasız sonuçlar çıkarken hiçbir kadın sivil örgütünün internet sitesi sonuçlarda yer almıyor.

Bu durumda her zaman söylenen “İçerik kraldır” deyiminin pek bir anlam ifade etmediği gerçeği de ortaya çıkıyor: Çünkü “İçerik, sadece kelimeler ve fontlar değil DENEYİMDİR.”

8 Saniye

İnternet kullanıcılarının herhangi bir internet sitesine girdiğinde dikkatleri ortalama 8 saniye sonra dağılıyor. Bu sebeple anlatılmak istenenin, verilmeye çalışılan asıl mesajın hemen en başta ziyaretçiye sunulması çok önemli. Bundan dolayı lafı dolandırmaktan ve geç yüklenen sayfalardan bir an önce kurtulmak gerekiyor.

En iyi hikaye senin yaşadığın hikayedir

Ziyaretçiyi daha ilk 8 saniyede yakalamanın belki de en öncelikli yolu etkili bir hikayeden geçiyor. “Hikaye anlatıcılığı” kavramı reklam sektörü başta olmak üzere pek çok alanda karşımıza çıkıyor. İçeriklerde de hikaye çok önemli ve en iyi hikayeler insanın kendi başına gelen hikayedir. Bunun için elbette farklı yaşam deneyimleri gerekiyor ancak hikayeyi karşı tarafa geçirebilmenin yolu da bol bol okumaktan, çok çok yazmaktan geçiyor.

Kendi hikayenizi onların hikayesi yapmayı başarmak çok önemli. Çünkü insanlar ‘daha fazla bilgi’ edinmek yerine ‘bildiklerine inanmak’ ister. Onları hikayenize inandırmaya çalışma noktasında göz ardı edilmemesi gereken bir ayrıntı da “hikayenizin onlara güvenilir olduğunuzu gösterecek bir özelliğe sahip olması.” Çünkü insan doğası, kendini etkilemeye çalışan birinin o işten bir çıkarı olduğunu varsaymaktadır. Öyle ki bütün üstünlük varsayımları bir çeşit ‘saygısızlık’ göstergesidir.

İçerik üretirken veya hikayenizi sunarken BASİT, SADE ve ŞEFFAF olmaya özen gösterilmeli.

Dijital Medyayı Doğru Kullanma Atölyesi iki saatten fazla sürdü ve buraya aktaramadığım çok daha fazla bilgi paylaşımı gerçekleşti. Burada, aldığım notların sadece bir kısmını paylaşabildim.

Evren’i Sosyal Ağlarda Takip E+

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

Yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın