e-günlük

Kara Cumartesi ve Pazar Notları

turk bayragi

Ankara Katliamı: Ankara’daki terör saldırısı sonucu hayatını kaybedenlere rahmet; yaralananlara acil şifa, yakınlarını kaybedenlere sabır diliyorum. Dün yaşanan olay, kayıtlara “Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük terör saldırısı” olarak  geçti. Kaybettiğimiz şehitlerimizin acısı yüreğimizi yakarken aynı toprak parçası üstünde ortak bir yaşamı paylaştığımız, işte bu yüzden de vatan”daş” olduğumuz 100’e yakın insanımızın teröre kurban gitmesiyle bir kere daha sarsıldık. Terörü, bu ülkeye düşman olanları lanetliyorum. Çocukluğumdan beri terör olayları ve şehit haberleriyle büyüdüm. 34 yıldır pek bir şey değişmedi. Dünkü terör olayı basında “Cumhuriyet tarihinin en kanlı terör olayı” ifadeleriyle duyurulunca internette araştırma yaptım. Yaralı sayısı bakımından olmasa da ölü sayısı açısından Ankara’daki terör saldırısı tam anlamıyla bir katliamdı.

  • Sosyal Medya: Cumartesi ve pazar günüm doğal olarak büyük bir moral bozukluğuyla geçti. Gelişmeleri televizyondan takip etmekten yapacağım işlerin birçoğunu ihmal ettim. Biraz sosyal medyaya göz attım ama her olayda olduğu gibi dünkü terör olayıyla ilgili de son bakmam gereken yerin -başta Twitter olmak üzere- sosyal ağlar olduğunu bir kere daha anladım.
  • Instagramevreni: Sosyal ağ hesaplarımı zaman zaman yeniden düzenliyorum. Facebook’la ilgili birkaç yıl önce aldığım kararı başarıyla sürdürüyorum. Geçen hafta içi de Instagram hesabımla ilgili yeni bir düzenlemeye gittim; takipçi listenizde beni göremediğinizde şaşırmayın. (Bu arada sosyal medya kültürüne hâlâ sahip olamamış arkadaşlarımız var. Öyle ki takip edilmediğini anladığı an takip etmeyi bırakıyorlar.) Sosyal ağlarla ilgili tavrım en başından beri “herkese açık” paylaşımdan yana oldu. (Kişisel hesaplar için buna karşıyım.) Blog merkezli paylaşımlar yaptığım için paylaşımlarım herkese açık ve kimsenin beni takibe almasına, arkadaş listesine eklemesine de gerek yok. Böyle bir sayının hesabını da hiçbir zaman yapmadım. Instagram dahil diğer sosyal medya hesaplarında kimin ne paylaştığına bakıp vakit harcayan biri de ol(a)madım. Blog yazarları, fotoğrafçılar, sosyal medya uzmanları ve dijital medya sektöründe çalışanlarla farklı sosyal ağlar üzerinden takipte olmayı tercih ediyorum; zaten RSS, e-posta aboneliği gibi farklı şekillerde de takipteyim. Ailem dışında akrabalarımın sosyal medyada neler yapıp ettiklerini “izleme” alışkanlığını bırakalı epey oldu. (Sosyal medya görgüsü insanda zamanla oturuyor.)
  • Whatsapp: Tıpkı bir dönem Facebook’suz hayatın mümkün olup olmadığını sorguladığım gibi Whatsapp’sız bir akıllı telefon deneyimi yaşayıp yaşayamayacağımı dabir süredir sorguluyordum. Ve nihayet bugün itibarıyla Whatsapp hesabımı sildim. Aslında bu konu, üzerine başlı başına bir yazı yazmayı gerektiriyor ancak kısaca özetlemem gerekirse işin aslı: Mahremiyet ihlali. Telefon numaramı rehberine kaydeden herkeste whatsapp hesabımın da otomatik olarak çıkması Whatspp’ın en büyük eksikliklerinden biri. Whatsapp gruplarına iznim alınmadan eklenebilmem, gruptan çıkmama rağmen yine eklenebilmem de cabası. Whatsapp, yeni güncellemelerle bazı güzel özellikler kazandı ama yeterli değil. Profil fotoğrafımın ve çevrim içi durumumun telefon rehberinde kayıtlı olduğum tanımadığım kişilerde görünüyor olması olayı fena halde canımı sıkıyor. Whatsapp hesabımı silmeye (Uygulamayı telefonumdam silmeyi değil whatsapp hesabımı tamamen silmeyi kastediyorum) karar verdiğimde yerine tam da benim istediğim özelliklere sahip başka hangi uygulamayı ekleyebilirim diye araştırma yaptım ve sanırım buldum: TicToc
  • TicToc nedir? Başta telefon numaram olmak üzere e-posta adresimi de vermek zorunda kalmadan (yoksa hangouts’u hem kullanıyor hem de çok seviyorum) telefonumda Whatsapp’ın pratikliğini sunan başka bir uygulama arayışım TicToc ile şimdilik son buldu. Ancak şunu baştan belirteyim, TicToc’u telefonunuza yüklediğinizde telefon numaranızla kayıt seçeneğini değil Facebook hesabınızla kayıt seçeneğini tercih etmenizi öneririm. Çünkü telefon numaranızla kaydolduğunuzda (Whatsapp’taki sevmediğim olay yaşanıyor) rehberinizde TicToc kullanan kim varsa arkadaş listenize otomatik olarak ekliyor. Ben Facebook hesabımla giriş yaptım, arkadaş listem doğal olarak boştu. Telefon numarası ve eposta bilgisi vermeden TicToc arkadaş listeme birilerini ekleyebilmek için de kendime benzersiz bir ID ayarladım. (Sadece rakamlardan oluşan bir ID tercih ettim.) Artık kimlerle anlık yazışmak istersem o kişiye ID numaramı vereceğim, böylece tanımadığım kişilerden gelen arkadaş ekleme sürprizleri yaşamayacağım. TicToc, incelediğim kadarıyla Whatsapp’ın sunduğu birçok özelliğe sahip; Whatsapp’ta olmayan şifreyle uygulamaya girme özelliği çok hoşuma gitti. Ayrıca yolda yürürken yazışma alışkanlığınız varsa arka kamerayı açarak ekrana bakıp yazışırken aynı zamanda yolu görme şansına da sahip oluyorsunuz.
  • fotoğrafevreni: Pazar gününün sonunda değerlendirme yazıma fotoğraf’evreni projemdeki gelişmeleri de eklemekte fayda var. Bloga ilk yüklediğim tema içime sinmemişti ve geçen hafta yeni tema arayışları içerisine girdim. Nihayet istediğim gibi bir temayı buldum. Şu an içerikler üzerinde çalışıyorum. Birkaç ay içinde kendi ayakları üzerinde duran bir fotoğraf blogu olacağına inanıyorum.
  • YouTube ve VideoBlog: İş ve yol (büyük çoğunluğu metrobüs) vaktimin büyük bölümünü kaplıyor. Onun haricinde spikerlik eğitimleri, yorgunluğuma yorgunluk katıyor gibi görünse de stresimi azaltıyor ve keyifli birkaç saat geçirmemi sağlıyor. Bu tempo Aralık ortasına kadar devam edecek. Bu arada kimsenin bu eğitimlerden sonra ekrana çıkıp haber sunacağım gibi bir beklentisi yoktur inşallah. Bu eğitime hangi maksatla başladığımı ve nerede, ne şekilde kullanacağımı daha önce belirtmiştim: Türkçeyi sadece yazı dilinde değil konuşma dilinde de doğru kullanmak benim sorumlu olduğum bir durum. Ayrıca sesimin terbiye edilmesi gerektiğini de düşünüyordum; bunun için de önce dublaj eğitimine yazıldım ama sonrasında tecrübeli insanların yönlendirmesiyle spikerlik eğitimine kaydımı aldırdım. Bütün bu eğitimlerin meyvelerini yıllar önce yayımlamaya başladığım videoblog içeriklerime daha farklı şekillerde yenilerini eklerken toplayacağım. Yazılarımın seslendirilmiş halini de bir süredir Soundlocud üzerinden yayımlıyorum. YouTube hesabımdaki vloglara yenilerini eklemeye de devam edeceğim.

Evren’i Sosyal Ağlarda Takip E+

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

Yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın