e-vreniyyat

Kendimi Sorgulu(yorum)

HAYATIN HANGİ NOKTASINDA DURACAĞIMI ŞAŞIRDIM!

Çok karmaşık her şey… Daha bir kaç saat önce bir arkadaş, insanlara karşı çok sağlam durduğumu söylemişti. Son bir haftadır yaşadıklarımı gözden geçirdim de… Hele bir de kendimi öyle bir sorguya çektim ki… Yeryüzündeki en zayıf insan olduğuma kanaat getirdim.

Henüz tam anlamıyla başlamadığım şu “korkunç hayat” karşısında nasıl bir tavır sergileyeceğimin şaşkınlığı içerisindeyim.

Anlıyorum her seferinde ve her seferinde yeniden unutuyorum: “Ben yalnızım.” Yalnız da değilim, YAPAYALNIZIM.

Kim değil ki… Benim sorunum beni ilgilendiriyor. Yaram ancak bana acı veriyor işte. Güzel mesajlar, telefonda söylenen güzel sözler, dostluk sıfatları, ebediyete kadar beraberlik söylemleri… Öyle bir an geliyor ki, hepsi silinip gidiyor. Anlam yüklediğim onca insan, değer verdiğim onca yürek bir anlık şaşkınlığımı bekliyor, sırtlarını dönüp gitmek için.

Sen de aynı şeyi yaptın. Şaşırdım açıkçası. Yalan değil, vuruldum da yığılıp kaldım… Oysa sen, diğerlerinden çok daha fazla severdin sanki beni. Öyle derdin, ‘bırakmam’ derdin.

Ya sen. Hadi o gitti, yaptı bir nankörlük. Peki ya sana ne oldu?

Biraz fazla ışık saçıyorsan etrafına, inan yalnız kalmaya mecbursun. Daha az sevilmeye, sırtından vurulmaya ve içten içe nefretle anılmaya mahkûmsun. Aşk boyutunda yaşanan dostluklar, Mevlana’nın Mesnevilerine gömülmüş de asırlar öncede kalmış Ya Rabbi!

Düşüp düşüp kalkmak önemli olan. İnsanın canı çok acıyor belki ama dizlerimin acısı gönlümün sızısından daha çok değil. Yüreğim sevdasız yapamıyor benim. Bugün sana ağıtlar yakarken, biliyorum, yarın bir başka sevdaya ağlayacak…

Sen Evren’i bilmezsin. Bilmediğin gibi tanımazsın da… Canından bir parçayı -bu yaşına rağmen- gömmemiş olmanın tecrübesizliği, ölümün olgunlaştırdığı ruhumun karşısında ne kadar da aciz değil mi? Cümleler bile, senin için ya da senin için siyah birer noktadan ibaretse, daha ne gerek var yazmaya…

Ben yazarak yaşıyorum ama…

Sorguya çekiyorum kendimi, hesap veremiyorum yaşamış olduklarımdan ötürü… Acıyor içim, içimde dev gibi bir korku.

Sadece bir su damlasından ibaret olmak, bazen daha bir cazip geliyor bana… Küçük bir su damlası… Bir var, bir yok… Neden biliyor musun, içine kendinden başka bir şey alamıyor da ondan… Yalnız başına, sadece kendisinden ibaret bir su damlası o…Zaten aksi olsaydı, o bir su damlası olur muydu?

Ben YunusEvren… Dost peşinde dostluğa susamış bir su damlası…

Bu yazılarım da hoşunuza gidebilir

Yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın