Browsing Tag

doktor

e-günlük

Bunlar Gözüme Görünmesin!

Öğrencisini döven öğretmeni kınıyorum! Fiziksel şiddet uygulamadığı halde derste argo konuşan, öğrencisinin her türlü durumuyla arkadaşlarının önünde alay eden, ders aralarında Avon katalogları arasında kaybolan, dersten hemen sonra kahvehanelere koşan öğretmenlerden de nefret ediyorum!

Hastasına zavallı bir mahlukmuş gibi davranan, yüzüne bile bakmayan, tatlı dili unutup emir cümleleriyle konuşan, Doğu’ya çıkan tayinini TUS’a hazırlanma bahanesiyle reddeden, evini ilaç firmalarının hediyeleriyle düzen doktorları kınıyorum! Tıp fakültesini kazanmak, sonrasında doktor olmak için bin takla atan, Hipokrat yemininde söylediklerini unutan, hemen sonrasında da kendini bir halt zanneden doktorlardan nefret ediyorum!

Sigortasız, cep harçlığı karşılığı, etüd öğretmeni adıyla, gencecik öğretmen adaylarını “bu sene seni bir deneyelim, seneye belki stajını başlatırız” bahanesiyle köle gibi kullanan dershaneleri kınıyorum! Öğrenci başına milyarlarca kurs ücreti aldığı halde, öğretmenine komik paralar sunan, öğretmen değil işçi çalıştıran, amacı eğitim değil ticaret olan dershanelerden nefret ediyorum!

Adım attığım her yerde bunlar var. Aslında dahası da var. Bunlar benim gözüme görünmesinler, karşıma çıkmasınlar. Başka ülkeye, başka ülkeye!

e-günlük

Acil Servisler Neden Vardır?

Nefes alamamak, konuşamamak ne kadar kötü bir duyguymuş. Sağdan sola dönemiyor, onca plan program bir anda iptal oluyor. Çarşamba sabahı öğretmenlik stajında yaşadığım rahatsızlığım sebebiyle evden dışarı çıkamıyor, ayakta duramıyor ve uzun süre oturamıyordum. Bu zaman zarfında yorum sahiplerinden ve epostalarına cevap bekleyenlerden özür diliyorum.

Tıp Bayramına denk gelen Çarşamba günkü rahatsızlığım sonrası yine bir acil servis rezaleti yaşadık ben, sınıf arkadaşım ve kardeşim. Artık ciddi ciddi doktorundan hemşiresine kadar bütün sağlık personelinden nefret etmeye başladım. Orada yaşadıklarımı müsait bir zamanda oturup yazmak lazım. Bir iki cümle, bir üniversite acil servisinin içler acısı durumunu anlatmaya yetmeyecek.

Böyle zamanlarda Uğur Dündar olasım geliyor. İnsanlıktan yoksun olanları afişe etmek için… Bence artık Türkiye’deki doktorlar Hipokrat Yeminini, Yeniden Etmeli!

e-günlük

İTİRAFLARIM

Geçen ay {şurada} on bir ay sonra evlenirmişim diye takılmıştım kendime. Bugün öyle şeyler yaşadım ki benim evliliğim biraz daha tehlikeye girdi sanki. Şimdi elini vicdanına koy ey ziyaretçi, itiraflarımı oku da kızın olsa bana verir miydin? hele bir söyle :)

İlk acınılası itirafım: Elimi kestim. Demek ki sakarım ve aylarca parmağındaki yarayla boğuşmuş, onca sıkıntı çekmiş biri olarak fazlasıyla ihmalkarım. Üstelik hastane odasında kitaplarımı doktorun masasına koyarken nasıl becerdiysem kestirmişim elimi. Bitmek bilmeyen doktor muayenesi boyunca elimde peçete kanı durdurmaya çalıştım. Koca poliklinikte bir yara bandı yoktu. Eve dönerken eczaneden aldım da öyle rahat ettim. Hazır hastaneden bahsetmişken detaylara da gireyim. Böylece neden evlenilesi biri olmadığımın ikinci ispatını da sunayım: Hastayım! Bildiğiniz hasta işte. Doktor orama burama vurdu, reflekslerimi ölçtü, esne-gül dedi, gözlerini yum kaşlarını kaldır dedi, sonra benim anlamadığım terimler çıktı ağzından. Başımda iki bayan bir erkek doktor… Bir ara nasıl boşluk bulduysam onca yat-uzan-yürü’lerin arasında genç bayana “siz tıp öğrencisi misiniz?” diye sorma dangalaklığında bulundum. Meğer arkadaşın mesleğinde henüz ilk yılıymış. İhtisasını mı yapıyormuş ne. Önemsemeyen bir ses tonuyla “Hı öyle mi?” deyip salak ayağına yattım artık.

Günün en ağır itirafı: Doktor odasında çocuklar gibi şendim. Oradan oraya zıplarken bir anda gözüm tartıya takıldı. Uzun süredir kilomu ölçmemiştim. Gözlerime inanamadım tam 80 killoyum. Üstelik iki haftadır “pis” rejimdeydim. Yaramış sanki, daha bir olgunlaşıp dolgunlaşmışım. Yıllardır 76’nın üzerini görmemiştim, başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Hastalığıma gelince: Doktorun da tahminine göre stres kaynaklı bir rahatsızlık. Komik biraz, burada anlatıp da gülünç duruma düşmeyeyim :) Doktor tam emin olabilmek için korktuğum cümleyi sarf etti: Kan tahlili. Yarın kötü bir gün olacak, şimdiden sezinleyebiliyorum :(

Ve en acınılası, en can alıcı itiraf: Bunu okuyunca e-vren günlüğü’nden ayrılacağınıza, bir daha adımı bile anmayacağınıza adım gibi eminim. Öğrenim Kredisi almaya hak kazandığım için bugün noterdeydim. Sağda görmüş olduğunuz üzere tam 6.300 YTL (Altı milyar üçyüz milyon lira) değerinde senete imza attım. Lisanstaki öğrenim ve katkı kredi borcumla beraber artık devlete toplam 11 Milyardan fazla borcum var. Ben bu borcun taksitlerini ödeyeceğim diye düğün müğün yapamam epey bir süre. Hem kim sakar, hasta, şişko ve devlete milyarlarca borcu olan birine kızını verir ki? Ben olsam ben de vermezdim :)